KARS - GÜRCİSTAN- ERMENİSTAN 6.Gün


Seyahatin 6. Günü 18.10.2025 Cumartesi TİFLİS MURAL (DUVAR SANATI) - STALİN İN EVİ - MAĞARA KENT UPLİSTSİKHE - BATUM ŞEHİR TURU
Turumuz, Sovyet döneminden kalma bir iplik fabrikası olup şimdilerde Fabrika isimli hostele dönüştürülmüş binanın bulunduğu Chugureti bölgesi ile başladı. Bölge özellikle sokak sanatı konusunda tüm Tiflis’in en zengin yerlerinden biri. Her köşe başında yerli ve yabancı sanatçıların muralleri (Duvar Sanatı) ile karşılaşabiliyorsunuz. Gürcü bir yazar ve sosyal demokrat aktivist Egnate Ninoshvili adını taşıyan sokakta bu murallerin ve hostelin girişindeki büyük panonun fotoğraflarını çektim.
Sonrasında Gürcü asıllı Sovyet lideri Josef Stalin’in doğduğu şehir olarak bilinen Gori'ye hareket ettik. Yol üzerinde yine Tiflis’in modern binalarını, Gürcistan Bankası merkez binasını, Kura Nehri üzerinde bulunan 1927 yılında açılmış tarihi hidroelektrik santrali Zahesi’yi, Jvari Manastırına giden yolun Kura nehrinin üstünden geçtiği köprüyü, uzaktan Jvari Manastırını, yine uzaktan Mtsheta ve Svetitshoveli Katedrali’ni görüp Gori’ye ulaştık.
Hemen Stalin Müzesine girdik. Önce Stalin'in pek çok seyahatte kullandığı yeşil Pullman vagonu gördük. Sonra Stalin Heykeli ve bahçedeki Stalin'in 1878'de doğup ilk dört yılını geçirdiği küçük ahşap kulübeyi gördük ancak çevresini kapatıp tadilata almışlardı.
Ben geçen sene buraya gelip müzeyi gezdiğimden bir daha girmedim. Ancak aşağıda müzenin giriş katında ücretsiz gezilen bir bölüm vardı orayı gezdim. Burada bazı tabelalar ve resimler vardı:
******
Rusya'da siyasi baskılar, 1917'deki Ekim Devrimi'nin hemen ardından başladı.
"Bu bağlamda gerici ruhban sınıfının ve gerici burjuvazinin ne kadar çok temsilcisi vurulup öldürülürse, o kadar iyidir," diye yazdı Lenin.
*****
Lenin'in en yakın silah arkadaşları Buharin, Zinovyev, Kamenev, Pyatakov ve Rikov 1935-1938 yılları arasında kurşuna dizildi. Bu yıllar, "Büyük Terör" dönemi olarak adlandırılır. 1935-1938 yılları arasında 2 milyon kişi Komünist Parti'den ihraç edildi ve bunlardan 1,2 milyonu tutuklandı. 1936-1938 yıllarındaki açık yargılamalarda, hepsine parti ve halka karşı işledikleri korkunç suçlardan dolayı suçluluklarını kabul ettirildi.
*******
Stalin'in emriyle, NKVD Başkanı Yejov; insanların kaderini tamamen keyfi bir şekilde belirleyen "Dvoika" (iki kişilik bir grup) ve "Troika" (üç kişilik bir grup) gibi yargı dışı kurullar oluşturdu. Yerel parti komitesi başkanı, bölge savcısı ve yerel içişleri komitesi başkanı bu kurulların üyeleriydi.
Resmi verilere göre, yalnızca 1937-1938 yıllarında 1,5 milyondan fazla insan tutuklandı. 1,3 milyon kişi yargı dışı kurullar tarafından hüküm giydi ve yaklaşık 700 bin kişi kurşuna dizildi.
********
"GULAG"ın (bir kamp sistemi) oluşturulması, Solovetski Manastırı ile başladı. 1923 yılında burası, başlangıçta papazların, keşişlerin, askerlerin ve Beyaz Ordu subaylarının hapsedildiği Solovetski Özel Amaçlı Kampı'na (SLON) dönüştürüldü.
********
1953 yılında Beria'nın birleştirilmiş İçişleri Bakanlığı'nın başına geçmesinin ardından kitlesel bir af çıkarıldı. Bu af kapsamında 1.201.738 kişi hapishanelerden ve kamplardan serbest bırakıldı.
*********
Stalin’in politikası acımasızdı ve hiçbir yanılsamaya yer yoktu… sanayileşme… kolektifleştirme… açlıktan ölüm… tahta sabandan atom reaktörüne, Rusya’nın zafer dolu ilhamı… yüz yıllık mesafeyi on yılda kat etmek… bir neslin ödediği korkunç bedel…
Charles Snow
*********
Bu bölümde Sovyet rejimi sırasında kullanılan hapishane hücrelerinin örnekleri, askerlerin kullandığı masa ve eşyalar, rejimin hışmına uğramış kişilere ait fotoğraflar ve kişisel eşyalar sergileniyordu.
Daha sonra müze gezisinin ardından yaklaşık 9,5 dönüm üzerine kurulmuş mağara şehir olan Uplistsikhe'ye hareket ettik. Yol üzerinde Gori Belediye Binasını, Kura nehri üzerindeki köprüyü, Gori Tren İstasyonunu, Gürcü Sanatçıları onurlandırmak için yapılmış bir sokak sanatını, Kurtarıcının Başkalaşımı Kilisesini görüp yaklaşık yarım saat sonra Kapadokya'yı andıran mağara kent Uplistsikhe’ye [1] vardık.
Kapıda bizi Türkiye'den Pakistan'a kadar geniş bir coğrafyada, özellikle kayalık ve kurak bölgelerde yaşayan bir kertenkele türü olan Kafkas Djodjo (Paralaudakia caucasia)’nun maketi ve bir tabela karşıladı.
**********************
Kayaya oyulmuş bir şehir olan Uplistsikhe (veya "Efendi'nin Kalesi"), Kafkasya'daki en eski yerleşim yerlerinden biridir. Uplistsikhe ve çevresinde M.Ö. 3. binyıldan beri yerleşim olduğuna dair kanıtlar bulunmakta olup, ilk mağaralar M.Ö. 10. yüzyılda kayaya oyulmuştur. Mağaraların büyük bir kısmı Klasik Çağ'da oluşturulmuştur. Şehir; Helenistik (M.Ö. 3-1. yüzyıllar) ve Roma (M.S. 1-3. yüzyıllar) dönemlerinde, Doğu Gürcü krallığı Kartli'nin (İberya) önemli bir dini, siyasi ve ticari merkezi olarak gelişmiştir. Uplistsikhe üç bölümden oluşuyordu; şehirde bir savunma duvarı, hendek, çeşitli geçitler, bir tünel, sokaklar, su boruları ve drenaj kanalları bulunuyordu. Bazı yapılar Orta Çağ'da yeniden şekillendirilmiş veya yeniden oyulmuştur. Kompleksin en yüksek noktasında, 10. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen "Uplistsuli Kilisesi" yer alır. Bu yapı, yalnızca Gürcü Hristiyan mimarisine özgü bir "üç kiliseli bazilika" tipindedir. 13. ve 14. yüzyıllardaki Moğol akınları şehrin nihai çöküşüne yol açmış ve sonrasında şehir neredeyse tamamen terk edilmiştir. Müze 1979'da kurulmuş, 1988'den itibaren ise müze-sit alanı statüsü kazanmıştır.
**********************
Epey yürüyerek önce kurulmuş merdivenlerden çıkarak sonrada şehrin sokaklarında gezmeye başladık. Çevrede birçok çeşitli isimlerde adlandırılmış mağaralar var. Ayrıca dini törenler için kullanılan muhtelif derin olmayan kuyular bulunuyor. Yerler kullanılmaktan epey kayganlaşmış dikkatli yürümek gerekiyor. Mağaraların içlerine girdik ve epey fotoğraf çektik. Şaşırtıcı şekilde gelen yerli turist sayısı çok fazla özellikle genç çocuklar okul olarak gezmeye gelmişler. Kraliçe Tamar, Loggia, Caissons, Makvliani, Grand, Nice, Tek Kolon isimli mağara salonlarını gezdik.
Sonrada en tepedeki kiliseye tırmandık. Burası 9.-10. yüzyıllarda taş ve tuğladan inşa edilmiş bir Hristiyan bazilikası imiş. İçi oldukça eski ancak yenilenmiş yerleri de var. Kilisenin en kutsal kısmı olan apsis ile cemaatin ibadet ettiği ana mekânı (naos) birbirinden ayıran, dini ikonalarla süslü paravana veya duvar olan İkonostasis burada betondan yapılmış ve apsis’de hiç fresk yok. Duvarlarda da ikona yerine dini resimler var. Ortada mum yakmak için içleri kum dolu sacdan büyük kaplar var. Kadınlar içeride başlarını kapatıyorlar.
Buradaki gezimizin ardından yine Kura üzerindeki biri yayalar için asma köprü şeklinde diğeri araçlar için beton köprü şeklinde yapılmış köprüden geçip yine Gori’ye döndük. Mtkvari Köprüsünü ve hemen yakınındaki binanın duvarında Tina Chertova tarafından tasarlanan geleneksel "Lurji Supra" (mavi masa örtüsü) desenli büyük muralı gördük. Gori’deki Hotel Victoria’nın önünden geçip Kutaisi üzerinden Batum'a hareket ettik. Batum yakınlarındaki Kobuleti şehrindeki Rustaveli Bulvarı'nda bulunan ve Gürcü şair Şota Rustaveli anıtını gördük. Yaklaşık 5 saat süren yolculuktan sonra Batum’a ulaştık.
Batum Tren İstasyonu, Balık Hali, Batum Deniz Limanı İdaresi, Kutsal Ruh Kilisesi, JRW Welmond Hotel, Maliye Bakanlığı Akademisi, Hotel Poseidon, Apartments Odisea, Le Port Hotel, Batum Tiyatrosu ve arkasındaki Ilia Chavchavadze Anıtı, yunus balığı şeklindeki evlendirme dairesi, Marriott Batumi, Senate Restaurant & Lounge, The Grand Gloria Hotel, The Grandeur Hotel görüldü.
Batum gece şehir turu için çıktığımızda ise Adjarabet Arena stadyumu, Ali ve Nino’nun heykeli, Alfabe kulesi, Batum Deniz Feneri, üstündeki küçük dönme dolabı ile Batum Kulesi, Neptün Çeşmesi, Astronomik saatli bina, Avrupa meydanı, Medea sütunu ve heykeli görüldü.
Akşam yemeği için BK isimli daha önce geldiğim ve memnun kaldığım restorana gittik. Rkatsiteli, Tetra ve Tsolikauri gibi Gürcü üzümlerinden üretilen, yarı tatlı Alaznis Veli isimli bir Gürcü şarabı söyledik. En popüler unsuru, ortasında tereyağı ve çiğ yumurta bulunan kayık şeklindeki Acaristan peynirli pidesi olan Adjarian Khachapuri, Chashu - Dana Etli Shuli ve kuzu şaşlık yani şiş sipariş ettik. Adam başı bahşişle 45 Lari ödedik. Canlı müziği ve oynayanları seyredip sonra otelimiz Grand Bellagio’ya dönüp istirahata çekildik.
NOTLAR:
[1] Uplistsikhe ("efendinin kalesi"), Gürcistan'ın doğusunda , Şida Kartli'deki Gori kasabasının yaklaşık 10 kilometre doğusunda yer alan, kayalara oyulmuş eski bir kasabadır.
Mtkvari Nehri'nin yüksek kayalık sol kıyısında inşa edilen bu yapı, Erken Demir Çağı'ndan Geç Orta Çağ'a kadar uzanan çeşitli yapıları içermekte olup , Anadolu ve İran'dan gelen çeşitli kaya oyma kültürlerinin benzersiz birleşimi ve pagan ve Hristiyan mimarisinin bir arada bulunmasıyla dikkat çekmektedir.
Tarih:
Uplistsikhe, arkeologlar tarafından Gürcistan'daki en eski kent yerleşimlerinden biri olarak tanımlanmaktadır. Antik Kartli krallığının (veya Klasik yazarların bildiği adıyla İberya'nın ) kalbinde stratejik bir konumda yer alan bu yerleşim, ülkenin önemli bir siyasi ve dini merkezi olarak ortaya çıkmıştır. Şehrin yaşı ve önemi, Orta Çağ Gürcü yazılı geleneğinin kuruluşunu, Mtskhetos'un oğlu ve Kartlos'un torunu olan efsanevi Uplos'a atfetmesine yol açmıştır.
Uplistsikhe'deki insan varlığının en eski izleri MÖ 2. binyılın sonlarına kadar uzanmaktadır. Günümüze ulaşan en eski yapıları ise MS 1. binyılın başlarına aittir. 4. yüzyılın başlarında Kartli'nin Hristiyanlaştırılmasıyla birlikte Uplistsikhe'nin önemi azalmış ve Hristiyan kültürünün yeni merkezleri olan Mtskheta ve daha sonra Tiflis'e yerini kaptırmış gibi görünmektedir. Bu arada, bir şehir olarak gelişmeye devam etmiştir. İlk Hristiyan bazilikası 6. yüzyılda inşa edilmiştir. Ancak Uplistsikhe, 8.-10. yüzyıllarda Tiflis'in Müslümanlar tarafından fethi sırasında önemli bir Gürcü kalesi olarak yeniden ortaya çıkmıştır. O dönemde üç kiliseli bir bazilika daha inşa edilmiştir. 14. yüzyıldaki Moğol baskınları şehrin nihai çöküşünü işaret etmiştir; neredeyse tamamen terk edilmiş ve yalnızca yabancı saldırılar sırasında geçici bir sığınak olarak kullanılmıştır.
Mimari:
Şehir, düz, doğrusal ancak hafif eğimli bir dağın içine oyulmuştu. Neredeyse düz bir batı duvarı nehre kadar iniyordu. Şehrin dıştan korunması, içine duvarlar inşa edilmiş kuzey ve doğu olmak üzere iki hendekle de sağlanıyordu. Nehrin kendisi şehre güneyden erişimi engelliyordu, ancak su temini görevi gören 3 metrelik bir tünel aracılığıyla şehre girmek mümkündü. Tünel, işgal durumunda metal bir kapı ile kapatılıyordu. Şehre yaklaşan üç yoldan ikisi korumasızdı, ancak kuzeyden gelen üçüncü yol, 10 metreye kadar yüksek duvarlarla kayaya oyulmuştu.
Uplistsikhe kompleksi, yaklaşık 8 hektarlık bir alanı kapsayan güney (aşağı), orta (merkezi) ve kuzey (yukarı) olmak üzere üç bölüme ayrılabilir. Orta kısım en büyük olanıdır, Uplistsikhe kaya oyma yapılarının büyük bir bölümünü içerir ve dar bir kaya oyma geçidi ve bir tünel aracılığıyla güney kısma bağlanır. Dar sokaklar ve bazen merdivenler, merkezi "sokaktan" farklı yapılara doğru yayılır. Güney kısım, bir yapı kompleksine sahiptir. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı bir tören salonudur.
İki bitişik odası olan sütunlu salon, kasabanın en önemli yapılarından biridir. Tavanı iki sütunla destekleniyordu. Taş bir bankın ise muhtemelen hükümdarın oturma yeri olarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Mağaraların büyük çoğunluğunda herhangi bir süsleme bulunmamaktadır; ancak daha büyük yapılardan bazılarında, kütük taklidi şeklinde oyulmuş taşlardan yapılmış, kasetli tünel tonozlu tavanlar mevcuttur. Daha büyük yapılardan bazılarının arka veya yan taraflarında, törensel amaçlarla kullanılmış olabilecek nişler de bulunmaktadır. Güney kısmındaki büyük tören salonunun cephesi, alınlıklı Roma tipi bir kemerle süslenmiştir.
6. yüzyıldan kalma bazilika, güney duvarı hariç, büyük ölçüde kayaya oyularak inşa edilmiştir. Kompleksin zirvesinde, 9.-10. yüzyıllarda taş ve tuğladan inşa edilmiş bir Hristiyan bazilikası bulunmaktadır. Arkeolojik kazılarda, altın, gümüş ve bronz takılar, seramik ve heykeller de dahil olmak üzere farklı dönemlere ait çok sayıda eser keşfedilmiştir. Bu eserlerin çoğu Tiflis'teki Ulusal Müze'nin koruması altındadır.
En savunmasız bölgelerin birkaç kısmı 1920'deki depremde tamamen yıkıldı . Anıtın istikrarı önemli ölçüde tehdit altında kalmaya devam ediyor ve bu durum Gürcistan Kültürel Miras Fonu'nun ( Dünya Bankası ve Gürcistan Hükümeti'nin ortak projesi ) 2000 yılında sınırlı bir koruma programı başlatmasına neden oldu. Uplistsikhe mağara kompleksi, 2007'den beri UNESCO Dünya Mirası programına dahil edilmek üzere geçici listede yer almaktadır.

















































































































Yorumlar