KARS - GÜRCİSTAN- ERMENİSTAN 5.Gün


Seyahatin 5. Günü 17.10.2025 Cuma GÜRCİSTAN - TİFLİS - SİGHNAGHİ - BODBE MANASTIRI –
Sabah otelimiz Tbilisi Chambers otelin bulunduğu Tevdore Mghvdeli sokağında gezip evleri fotoğrafladım.
Yakındaki önünde Gürcistan ve Sovyet futbol tarihinin en önemli oyuncularından biri olan Boris Paiçadze’nin heykeli bulunan Dinamo Arena ile güne başlıyoruz. Oradan Türkiye'nin Ardahan ilindeki Allahuekber Dağları'ndan doğup Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden geçerek Aras Nehri ile birleşerek Hazar Denizi'ne dökülen, toplam 1515 km uzunluğundaki Tiflis’in içinden geçen Kura nehri yönüne sonrada Havalimanı yoluna dönüp Sighnaghi’ye gideceğiz.
Yol üzerinde Kral David Rezidansları, Kraliçe Tamar Köprüsü, Tiflis Televizyon Kulesi, Mtatsminda Park içindeki Dönme Dolap, Grand Bellagio Casino’nun bulunduğu çok yüksek bir bina, dev beyaz yaprakları yada mantarları andıran çatısıyla Kamu Hizmetleri Merkezi ve Gürcistan Ulusal Bankası binası, camdan yapılmış Barış Köprüsü, kapalı olan Rike Müzik Tiyatrosu ve Sergi Merkezi, 1795'te Krtzanisi Muharebesi'ndeki işgalci Kaçar ordusuna karşı Tiflis'i savunan Aragvi dağlıları için dikilen Üç Yüz Aragvili anıtı, Socar Binası, Arcadia Georgia Hall, Gürcistan İçişleri Bakanlığı binası, yeni yapılan site apartmanları, East Point Alışveriş Merkezi, Gürcistan Merkez Bankası Nakit Merkezi, Tiflis Havalimanı sapağındaki Gürcü sanatçı Zurab Konstantinovich Tsereteli tarafından 1981 yılında yapılan bu 80 m.yüksekliğindeki "İnsan ve Güneş" Anıtı ve son olarak Kakheti şehri yakınlarında baskınlardan korunmak için inşa edilmiş Chailuri (Niakhura) Kalesi [1] görüldü.
2024 Nisan ayında geldiğim Sighnaghi’ye tekrar gelmek nasip oldu. Daha önce yazdıklarımı özet olarak toparlayacağım. Yaklaşık Tiflis’den 2 saat sonra 17. yüzyılda Kral Herakleios (Erekle II) tarafından kurulduğu ve inşasından Ermeni zanaatkarların çalıştığı söylenen Aşk şehri Sighnaghi – Siğnaği – Sığınak şehrine ulaştık. Ahşap cumbalı balkonlar ve iki katlı taş evler görünümü çok güzelleştiriyor. Şehrin otobüs garı karşısındaki vadiye Zipline hattı kurulmuş insanlar kayarak geliyorlar. Yine burada yol üzerinde “Eşeğin üzerinde şemsiyeli adam” heykeli var. Yolun devamı küçük bir meydana varıyor burada ortasında büyük bir küp olan meydan çeşmesi var. Çeşmenin önünde rahat gezmek için beş kişilik golf arabaları dizilmiş, arkasında ise önünde elinde çiçeklerle bir sandalyenin üzerinde ayakta duran küçük bir kız heykeli bulunan ve 7/24 açık olan Sighnaghi Evlendirme dairesi duruyor.
Biraz yokuş çıkınca bir köşede Opera Tiyatrosu'nun Gürcü şarkıcısı Vano Sarajishvili heykeli ve bir otel var. Burası bir meydan, burada Belediye ve diğer resmi binalar var. Belediye binasının girişi saat kulesi gibi yapılmış, bir köşesi de kale burcu gibi ancak camdan, ilginç duruyor. Meydandaki hediyelik eşya satıcısında satılan Kafkas kültürünün ve Gürcü dağlılarının simgesi olan Papakha isimli tüylü Gürcü şapkaları ile fotoğraf çektirdim.
Meydanın devamı bir heykellerle dolu bir parka çıkıyor. Parkta ayrıca İkinci Dünya Savaşı kurbanları ve savaş sırasında hayatlarını feda eden Gürcü askerlerini onurlandıran Sovyet döneminden kalma İkinci Dünya Savaşı Anıtı bulunmakta. Bu anıtın birçok fotoğrafını çektim.
Ayrıca fotoğrafladığım heykel ve büstler; heykeltıraş George Tsuladze’nin eseri ünlü Gürcü halk ressamı Niko Pirosmani'nin (1862 - 1918) büstü, Gürcü filozof, gazeteci, tarihçi, gramerci, edebiyatçı Solomon Dodashvili (1805 - 1836) heykeli, Gürcü yazar, doktor Shalva Mchedlishvili Büstü, 8 Ağustos 2008 Savaşının Kahramanı Giorgi Abramishvili büstü, Gürcistan'ın Sighnaghi şehrinde doğmuş, romantik ve lirik eserleriyle tanınan ünlü bir besteci Bidzina Kvernadze (1928-2010) büstü idi.
Parktan sonra şehrin en yüksek noktasında olduğunu anlıyorsun çünkü bütün Kafkas Dağları'nın geniş manzarası ve “Alazani”vadisi gözler önüne seriliyor. Yemyeşil tepeler boncuk gibi dağılmış minik köylerin bir karışımı, her renge boyanmış çatılar ve ormandan bozkıra, ovadan dağa değişen bir manzara.
Yol ikiye ayrılıyor aşağı doğru dönüp ilerleyince sağda Hotel Brigitte Hotel solda ise
şehrin surları ve en iyi korunmuş kapılarından birine geliniyor. Bunun yaklaşık beş kilometre uzunluğunda uzanan bir savunma duvarının bir parçası söyleniyor. Duvar ok yarıkları ile donatılmış 28 kule ve beş ana kapıdan oluşuyormuş. Kapıdan sonra halı, kilim, terlik, fular, üstünde kedi motifleri olan çantalar, çorap, Papak denen Gürcü şapkaları, hediyelik eşya satıcıları sizi karşılıyor. Bir köşede ana binadan ayrı taş çan kulesine sahip 19. yüzyıldan kalma bir kilise olan Sighnaghi Aziz George Bazilikası duruyor, ancak kapalı. Ana binadan ayrı duran çan kulesi çok heybetli. Devam edince surların devamı ve vadiye bakan restoranların olduğu bir alana geliniyor. Biz buradan geri otobüse döndük.
Hemen Sighnaghi yakınındaki Bodbe'deki Azize Nino Manastırına [2] gittik. Girişte solda sizi taş lahitler karşılıyor. Hemen devamında da solda tek başına oldukça yüksek çan kulesi onun önünde de Azize Nino'nun Mezarı bulunuyor. Orası kalabalık olduğu için önce ana kilise binasına yürüdük. Bina oldukça yeni görünüyor. Giriş bölümü içinde tahta iskele vardı. Kapısı kapalıydı içeride tadilat varmış. Ancak içeri girenler vardı bizde girdik. Kubbenin altında ve sunak kısmında tamirat iskelesi vardı.
Binadan çıkınca arkada ve aşağıda küçük yuvarlak bir şapel daha vardı. Ayrıca burası manastır olduğundan rahip ve rahibelerin kendi meyve ve sebzelerini yetiştirdikleri taraçalar mevcut.
Sonra Azize Nino’nun mezarının olduğu binaya girdik. Burasıda bir kilise gibi düzenlenmiş. Duvarlarda çok güzel birçok dini rölyef bulunuyor. Mezar sunağın sağ tarafında küçük bir oda da bir mermer levha’nın altında üstü cam kenarları metal bir mezarın içinde duruyor. Oda duvarları dini resimler ve mozaiklerle süslenmiş. Hatta gökyüzünü temsilen mozaiklerden yıldızlar dahi yapılmış.
Buradaki gezimizi de bitirip Tiflis yönüne geri dönüşe geçtik. Kachreti yakınlarında yol üzerinde durduk. Burada ortadaki toprak fırında pişirilen beyaz undan yapılan, ortası geniş ve uçları sivri kano şeklindeki geleneksel Gürcü tandır ekmeği Şotis puri (veya Shoti)’nin, köy peyniri ve yerli domatesin tadına baktık.
Tekrar Chailuri (Niakhura) Kalesi ve Ninotsminda yakınından geçip şarap tadımı ve alımı için Patardzeuli yakınındaki KTW Old Kakheti şaraphanesine geldik. Buraya da daha önce gelmiştim. Yine önce şarap tadımı için fabrika kısmına geçtik. Burada büyük çelik silolarda bekleyen şaraplardan tatdık. Sonra satış bölümüne dönüp şarap satın aldık. Bende bir adet şarap aldım.
Tiflis’e geri dönüp şehir turuna çıktık. Yine Metekhi köprüsü, Kral Vakhtang Gorgasali'nin heykeli, Metekhi Meryem Ana'nın Doğuşu Kilisesi ile tura başladık. Abono Caddesi yönünde ilerleyip eski hamamların olduğu yere gittik. Yine mavi cumbalı ve balkonlu evlerin bol olduğu Şelale Meydanında durduk. Burada bulunan şahin ve sülün anıtı bir efsaneye dayanıyor. Eski zamanlarda, Kral Vakhtang Gorgasali bir av sırasında avcı kuşu olan şahinini serbest bırakır. Şahin bir sülünün peşine düşer ve her ikisi de kaybolur. Kral şahini aramaya çıktığında, kuşların düştüğü yerde hiç bitmeyen sıcak, şifalı bir su kaynağı keşfeder. Kral, bu termal kaynakların çevresine bir şehir kurmaya karar verir ve şehrin adı "sıcak yer" anlamına gelen Tiflis olur.
Daha sonra Kral Erekle'nin Kükürt Banyosunu, Gulo Termal Hamamlarını, suların aktığı vadiyi, bir sürü kilidin asılı olduğu aşk köprüsünü, Chreli Abano hamamını Türk kültüründe nesiller boyu oynanan geleneksel "Aşık Oyunu"nun temel malzemesi "Aşıq" (aşık kemiği) heykelini [3] Sebastian'ın Kırk Şehidi Manastırı'nın sakin bahçeleri içinde yer alan Tiflis Antik Arkeoloji Müzesini, apartman şeklinde avlulu eski ahşap evleri, Aziz Yorgi Katedralini, Meidanı, barların, cafelerin ve ortasında muhtelif heykellerin olduğu Jan Shardeni Sokağını, önde gelen duvar halısı ve suluboya sanatçılarından Gürcü Goblen Goblen okulunun yaratıcısı olan ünlü bir Gürcü ressam Givi Kandareli’nin (1933-2006) çalıştığı evi, Tamada (Kadeh Kaldırma Yöneticisi) Heykelini, Sioni Katedralini, Erekle II sokağını,
Gürcistan Patrikhanesini, 12 ve 13. yüzyıllarda yaşamış, yazdığı kasidelerle tanınan Gürcü şair Ioane Shavteli’nin adını taşıyan sokağı, Anchiskhati Bazilikasını, Gabriadze Tiyatrosu ve Saat Kulesini, dünyanın en küçük saatlerinden biri olarak bilinen duvarındaki dürbünün içindeki küçük saati, Sovyet ve Gürcü oyuncu Guram Pirtskhalava Heykelini, "İki Eski Dost" heykelini, geleneksel çoha ve papakha giymiş bir adamı tasvir eden heykeli, Gürcü aktör ve Gürcistan Halk Sanatçısı Ipolite Khvichia (1910 - 1985) Heykelini, Don Kişot, Sancho Panza heykellerini, Meezove-Hademe Heykelini, Gürcü koreograf Georgi Bukhtiktorovich Darakhvelidze'nin 1930-1962 yılları arasında yaşadığı evi, 12. yüzyılda yaşamış Gürcü Neoplatonist filozof Ioane Petritsi'nin heykelini, Gürcü mimar Shota Kavlashvili'nin bronz heykelini gördük.
Yolun karşısında hepsi birbirine tezat olan eski görünümlü bir kule, Tiflis Sovyet dönemi sokak sanat eserlerinden biri olan Prometheus ve insanları tasvir eden heykelsi kabartma onun yanında da altın rengi cam kaplı yepyeni bir bina duruyor. Tiflis eski şehir surları kalıntılarının ve bu kalıntıların üstüne inşa edilmiş eski otantik Gürcü mimarisi örneği evlerin yanından geçtik.
Özgürlük Meydanı, çok uzun bir sütun üzerindeki altın varak kaplı Aziz Yorgi Heykeli, Tiflis Belediye Meclisi ve önündek başı ve kanatları kartala, gövdesi ise aslana benzeyen efsanevi bir yaratık olan Grifonlar, Gürcü yazar ve sosyal demokrat aktivist Egnate Ninoshvili'ye (1859-1894) ait büst, Gürcistan Milli Eserler Müzesi, Milli Sanat Galerisi, arkasındaki Gürcü ressam, grafik sanatçısı, tiyatro ve sinema dekoratörü Elene Akhvlediani (1901-1975) heykeli Gürcü ressam David Kakabadze'nin anıtı,
Gürcü edebiyatının ve ulusal uyanışın büyük isimleri Akaki Tsereteli ve Ilia Chavchavadze'yi tasvir eden heykeller, Kashueti Aziz Yorgi Kilisesi, geniş kenarlı şapkası ile ressam Lado Gudiashvili'nin bronz heykeli, Gürcistan Kültür ve Anıtları Koruma Bakanlığı, mantar şekilli devlet binası, Baratashvili Köprüsü üzerinde bulunan, heykeltıraş Gia Japaridze tarafından yapılmış modern ve stilize bronz insan heykelleri, heykeltıraş Boris Tsibadze tarafından yapılan Gürcü şair Nikoloz Baratashvili'nin anıt heykeli, Tiflis Balonu, Gürcü heykeltıraş Davit Monavarlisaşvili’nin 9 m. yüksekliğindeki eseri “Hayat veya Dilek Ağacı” görüldü.
Akşam yemeği için Batoni isimli müzikli bir tavernaya gidildi. Ortaya Khachapuri - Gürcü Mantısı hinhal - khinkali, cevizli patlıcan geldi ana yemek yoktu, Zedazeni markasına ait armut aroması ile bilinen gazozu içecek olarak içtik. Bir iki şarkıcı ve dans grubu gösteri yaptı. Günü böylece sonlandırdık.
NOTLAR:
[1] Chailuri (Niakhura) Kalesi, Kakheti bölgesinde, Sagarejo Belediyesi, Chailuri köyünün güneyinde, Kakheti Otoyolunun geçişinde, Niakhura Kalesi olarak da bilinen, Chailuri Nehri vadisinin sol yakasında inşa edilmiş büyük bir kale.
Chailuri Kalesi, Orta Çağ'da, muhtemelen 16. yüzyılda inşa edilmiş ve askeri bir savunma kalesiydi. Kale, tüm Iori vadisine stratejik girişi kapatıyordu ve Manavi kalesiyle birlikte, düşmanın Tiflis'e giden yolunda bir engel oluşturuyordu. Bu anıt aynı zamanda önemli çünkü 1801 yılında bu kalenin çevresinde, bağımsız Gürcistan'ın son savaşı olarak bilinen tarihi bir savaş yaşandı.
20. yüzyıla gelindiğinde kale oldukça hasar görmüştü. 1980'lerde Parmen Zakaria ve Kültür Bakanlığı'nın önderliğinde restore edildi. Kale, köşelerinde mazgallı ve topçu mevzili kuleler bulunan beşgen bir plana sahiptir. Duvar ve kuleler, mazgallarla tamamlanmıştır. Hapishane avlusunda kare bir yapının izleri korunmuştur. Duvar topçu mevzileriyle çevrilidir ve taş harç kullanılarak inşa edilmiştir. Kulede 3. ve 4. katların izleri de görülebilir. Katlar arasındaki çatı düz ahşaptır.
Chailuri adı, iki Türkçe-Farsça kelimeden (chai-su, luri-vadi) oluşur ve vadi suyu anlamına gelir. Gürcistan'da yaygın olan en ikonik ifadelerden biri şudur: "Chailuri suyunu içti", bu da bir şeyin veya birinin artık kurtarılamaz bir dava olduğu anlamına gelir. Bu ifade, ülkemizin acı dolu tarihinin bir yansımasıdır. Zor zamanlarda, Dağıstanlı feodal beyler Kartli ve Kakheti bölgelerine saldırırken, özellikle Kartli'den gelen takipçiler, esirleri ve çalınan malları kurtarmak için düşmanı Chailuri vadisine kadar takip ederler. Eğer onlara ulaşabilirlerse, esirler vatanlarına geri götürülürdü; eğer ulaşamazlarsa ve baskıncılar Chailuri vadisinin ötesine geçmişse, eve dönen takipçi umutsuzca, "Hiçbir şey yapamadık. Chailuri suyunu zaten içtiler." derdi. Bu, insanların vatanlarından ayrılmış akrabalarına sonsuza dek veda etmek zorunda kaldıkları anlamına geliyordu.
Niahura Savaşı : II. Erekli'nin ölümünden cesaret alan Ömer Han, Ağustos 1800'de büyük bir orduyla Kakheti'ye yürüdü. Kasım başlarında düşman Lori Vadisi'ndeydi. Ömer Han'ın yanında, Kartli tahtını isteyen ve Gürcistan'daki Rus yönetimine karşı çıkan (aynı zamanda İran Şahı ile ittifak arayan) Erekli'nin oğlu Aleksandr da vardı. XII. George, Ömer Han ve kardeşi Aleksandr Batonişvili'den ateşkes istedi, ancak sonuç alamadı. Bunun üzerine XII. George, istisnasız herkesi askere çağırdı. Gürcüler aceleyle toplandı. Rus askerleri de onlarla birlikteydi. Savaş, 7 Kasım'da Niahura yakınlarında gerçekleşti. 3 saat sürdü. Savaş alanı Niahura'dan Sagarejo'nun sonuna kadar uzanıyordu. Bu savaş, XII. George'un zaferiyle sonuçlandı.
[2] Bodbe'deki Aziz Nino Manastırı bir Gürcü Ortodoks manastır kompleksidir ve Gürcistan'ın Kakheti kentindeki Sighnaghi kasabasına 2 km uzaklıkta bulunan Bodbe Piskoposlarının merkezidir. İlk olarak 9. yüzyılda inşa edilmiş olup, özellikle 17. yüzyılda önemli ölçüde yeniden düzenlenmiştir. Manastır günümüzde bir rahibe manastırı olarak hizmet vermekte olup, Gürcistan'ın en önemli hac yerlerinden biridir. Bunun nedeni, 4. yüzyılda yaşamış Gürcü kadın müjdecisi Aziz Nino ile olan bağlantısıdır; Aziz Nino'nun kalıntıları burada muhafaza edilmektedir.
Bodbe Manastırı, Alazani Vadisi'ne bakan dik bir yamaçta, uzun servi ağaçlarının arasında yer almakta olup, Büyük Kafkas Dağları'nın manzarasına hakimdir.
Mevcut kilise – üç çıkıntılı apsisli üç nefli bir bazilika – aslen 9. ve 11. yüzyıllar arasında inşa edilmiş olup o zamandan beri önemli ölçüde değiştirilmiştir. Hem dış hem de iç duvarlar sıvanmış ve 17. ve 19. yüzyıllarda yapılan restorasyonun izlerini taşımaktadır. Aziz Nino'nun mezarı üzerine inşa edilmiş bir apsise sahip küçük bir salon kilisesinden oluşmakta ve daha büyük bir nefli bazilikaya entegre edilmiştir. 1862 ile 1885 yılları arasında bağımsız üç katlı bir çan kulesi inşa edilmiştir. Bazilikayı çevreleyen 17. yüzyıldan kalma duvarın bir kısmı yıkılmış ve daha önceki orijinal duvar 2003 yılında restore edilmiştir.
Manastırdan yaklaşık 3 km uzaklıkta, 1990'larda Aziz Nino Pınarı'nı barındırmak üzere küçük bir Aziz Zabulon ve Aziz Sosana Şapeli inşa edildi. Yerel bir efsaneye göre bu pınar, Nino'nun duaları sayesinde ortaya çıkmış ve şifalı bir güce sahip olduğuna inanılmaktadır.
Gürcü geleneğine göre, Gürcülerin Hristiyanlığa geçişine tanık olan Aziz Nino, Kakheti'deki Bodbe vadisine çekilmiş ve yaklaşık 338-340 yılları arasında orada ölmüştür. Kral III. Mirian'ın ( hüküm süresi 284-361) isteği üzerine, Nino'nun gömüldüğü yere küçük bir manastır inşa edilmiştir. Manastır, özellikle Geç Orta Çağ'da büyük önem kazanmıştır. Kakheti kralları tarafından taç giyme törenleri için tercih edilen manastır, kralların gözdesi olmuştur. 1615 yılında İran Şahı I. Abbas'ın birlikleri tarafından yağmalanan Bodbe manastırı, Kakheti Kralı I. Teimuraz (hüküm süresi 1605-1648) tarafından restore edilmiştir. Bodbe'de manastır hayatının yeniden canlanmasıyla birlikte bir teoloji okulu açılmıştır. Manastır ayrıca Gürcistan'daki en büyük dini kitap depolarından birine ev sahipliği yapmış ve birçok din yazarı ve katibine ev sahipliği yapmıştır.
Gürcistan'ın Rus İmparatorluğu tarafından ilhak edilmesinden (1801) sonra, Bodbe manastırı Metropolit John Maqashvili yönetiminde gelişmeye devam etti ve Rus Çarı I. Alexander'ın himayesinden yararlandı. 1823'te manastır onarıldı ve duvar resimleriyle süslendi. John'un 1837'deki ölümünün ardından, 1810'dan beri Gürcistan'da aktif olan Rus Ortodoks eksarhlığı manastırı feshetti ve bir cemaat kilisesine dönüştürdü. Sonraki on yıllarda manastır bakımsız kaldı, ancak 1860'larda Başrahip Macarius (Batatashvili) manastırı restore etmeye başladı ve bir ilahiyat okulu kurdu. Aziz Nino'nun kalıntılarının bulunduğu şapel, 1880'lerde Mihail Sabinin tarafından yenilendi. 1889'da Bodbe'yi Rus Çarı III. Alexander ziyaret etti ve orada bir rahibe manastırı açılmasına karar verdi. Yeniden canlandırılan manastırda ayrıca dikiş ve resim dersleri verilen bir okul da faaliyet gösterdi.
1924'te Sovyet hükümeti manastırı kapatarak hastaneye dönüştürdü. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Bodbe manastırı yeniden rahibe manastırı olarak faaliyetine devam etti. 1990 ile 2000 yılları arasında restorasyon çalışmaları yapıldı ve 2003'te yeniden faaliyete başladı.
[3] Bu heykel, Tiflis'te bulunan ve geleneksel bir Türk oyunu olan "Aşıq" (aşık kemiği) şeklindeki heykeldir. Aşık oyunu kemiği, koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanların arka bacaklarının diz ekleminde (topuk kısmında) bulunan dört yüzlü doğal bir kemiktir. Tarihi antik çağlara dayanan bu kemik, Türk kültüründe nesiller boyu oynanan geleneksel "Aşık Oyunu"nun temel malzemesidir.
Aşık Kemiğinin Yüzeyleri ve İsimleri
Kemiğin kendine has dört farklı yüzü vardır ve her birinin geleneksel bir ismi bulunur:
1. Tok (veya Tög/Tav): Düz ve geniş olan dış yüzey.
2. Çik (veya Çiğ): Bombeli olan iç yüzey.
3. Alçı (veya Mire/Cuk): Kemiğin içe doğru çukur (oyuk) olan tarafı.
4. Tavuk (veya Kazak/Şek): Çukurun tam tersi yönündeki dar yüzey
Oyunda amaç, genellikle oyuncuların sırayla kendi aşık kemiklerini (genellikle "sak" adı verilen ve içine kurşun dökülerek ağırlığı artırılmış kemikleri) yere dizilmiş diğer aşık kemiklerine fırlatarak vurmasıdır. Atış sonucunda hangi yüzün üste geldiği (örneğin alçı veya tok) puanı ve sırayı belirler. Vurulan ve halka dışına çıkarılan kemikler atışı yapan oyuncunun olur.











































































































































Yorumlar