top of page

KARS - GÜRCİSTAN- ERMENİSTAN 2.Gün

Yazarın fotoğrafı: ÖMER SUHA TOPALAK
ÖMER SUHA TOPALAK
23 Tem
8 dakikada okunur

Seyahatin 2. Günü 14.10.2025 Salı    Kars - Çıldır Gölü - Gürcistan - Ermenistan - Gümrü - Erivan 

 

Sabah Kars Ahıska Palas isimli otelimizde kahvaltımızı aldıktan sonra Gürcistan sınırına doğru yola çıktık. Ermenistan-Türkiye kara sınırı kapalı olduğundan önce Gürcistan’a geçip sonra oradan Ermenistan’a giriliyor. Bunun için Aktaş sınırı kapısına doğru yola çıktık. Yol üzerinde Çıldır gölünü gördük. Sabahın erken saatleri ve çevredeki dağlarda hala kar olması harika görüntüler eşliğinde yolu izlememizi sağladı. Bazı köylerde yanan soba dumanları ile buharlaşan kırağı görüntüleri çok güzeldi. Sonunda Aktaş gümrük kapısına varıp Gürcistan sınırını geçip Ninotsminda şehri üzerinden Ermenistan Bavra sınır kapısına ulaştık. Kapıda vizemizi aldık para bozdurduk.

Tura başlamadan biraz Ermenistan hakkında bilgi verelim. Ermenistan’ın yüzölçümü Türkiye’nin 26’da 1 kadar nüfusu ise 28’de 1 yani 3.081.100 kişi. Kırmızı, mavi ve turuncu üç eşit genişlikli yatay şeritten oluşan bayrağındaki kırmızı; Dağlık Ermenistan'ı, Ermenilerin hayatta kalma mücadelesini ve Hristiyan inancının korunmasını, mavi; Ermenistan halkının barışçıl bir gökyüzü altında yaşama iradesini, turuncu ise Ermenistan halkının yaratıcılığını ve çalışkan mizacını simgelemekte imiş. Biz orada iken kurlar 1 Usd = 380 Ermenistan Dramı idi.

Gürcistan’ın bu kesimi ve Ermenistan’ın yolları bir anda sizi Türkiye’nin 1930’lu yıllarına ışınlıyor. Doğalgaz burada da yol kenarındaki ince borular ile dıştan evlere ulaştırılıyor sadece kapı kısmı yükseltilmiş. Yer yer toprak ve bol çukurlu yollarda epey debelendikten sonra nihayet Gümrü’ye vardık. Ermeni asıllı Rus komünist ve Bolşevik (Stepan Gevorgiyeviç) Şaumyan sokağında otobüsten indik. Yolun sonunda eski bir Gümrü evi olarak Gyumretsi Guest House’a ve Meryem Ana Kilisesi veya Kutsal Yedi Yara Kilisesine [1] ulaşılıyor. Bu kiliseyi yemek molasında gezdim. Kilisenin özelliği sunağında ikonostasis bulunması ve bu İkonun yedi yarası olan Kutsal Meryem'i tasvir etmesi.

Yedi Yara Kilisesi'nin ön kapısının dışında, atış poligonunda hedef tahtası olarak kullanılmış gibi görünen pirinç bir haç bulunmakta. 1937'de, Ermeni Kilisesi'ne bağlı bir grup din adamı, Ermenistan'ın iç kesimlerinde, Ermeni-Türk sınırına yakın Ani şehrinin küçük bir bölümü olan Haykadzor'da idam edilmiş. Kurşun delikleriyle dolu haç, yine kurşun delikleriyle dolu pirinç bir kürenin üzerinde sergilenmekte. Haçın gölgesi, altında bulunan büyük mermer levhalara kazınmış birkaç düzine din adamının isimlerinin üzerine düşmekte. Levhaların birinde  "Haykadzor'daki Aziz Gregory Aydınlatıcı Ermeni Kilisesi'nin haçı, Türk ve Sovyet ateistleri tarafından ateş altına alınmıştır. Haç, vurulan Şirak Piskoposluğu rahiplerinin anısına buraya taşınmıştır."  yazmakta imiş.

Kilise Vardanants Meydanına çok yakın. Meydanın doğu tarafında 1933 yılında inşa edilen Gümri Belediye Binası, güneyinde 19. yüzyıldan kalma Kutsal Kurtarıcı Kilisesi bulunmakta.

Merkezinde Avarayr Muharebesi anısına anıt çeşme ile süslenmiş. 2008 yılında dikilen anıt, Sasani - Pers İmparatorluğu'na karşı Ermeni ordusunun seferine önderlik eden bir grup tarihi Ermeni şahsiyetini içermekte. Anıtın merkezinde Vartan Mamikonian'ın atlı heykeli bulunmakta. Diğer dört heykel ise Ermenistan Katolikosu I. Hovsep, rahip Ghevond Yerets, V. Mamikonian'ın annesi ve Prens II. Arşavir Kamsarakan'ı tasvir etmekte. MS 451'de efsanevi Avarayr Savaşı'nda Ermeni kuvvetlerine önderlik eden ulusal kahraman Vardan Mamikonian 60.000 Hristiyan Ermeniden oluşan bir orduya komuta ederek ordusunda savaş filleri de bulunan 200.000 kişilik Pers şahının kuvvetlerine karşı cesurca durmuş. Askeri olarak yenilgiye uğramalarına rağmen, Ermenilerin şiddetli direnişi Pers tarafına o kadar büyük kayıplar verdirmiş ki, Persler geri çekilmek zorunda kalmışlar ve nihayetinde Ermenistan'a Zerdüştlüğü dayatma girişimlerinden vazgeçmişler. Mamikonian savaşta şehit düşmüş, ancak Ermeni inancının ve özgürlüğünün ebedi savunucusu olarak hafızalarda yer etmiş.

Daha sonra yine meydana yakın Kutsal Kurtarıcı Kilisesi’ne (Holy Saviour's Church) [2] gittim. 19. yüzyılda Gümrü, Aleksandropol olarak bilindiği dönemde, önemli bir taşra ticaret ve zanaat merkezi imiş. Yerel Ermeni cemaati, birkaç küçük kilisenin yerine ana bir katedral inşa ederek şehrin statüsünü vurgulayarak manevi bir merkez haline gelmeye çalışmış. Katedral, kasaba halkının ve hayırseverlerin bağışlarıyla inşa edilmiş. Mimar Tadevos Andikyan projeyi yönetmiş. Usta bir ahşap oymacısı olan Manuk Petrosyan da inşaatta yer almış. Halk efsanesi, "Adil Manuk"un, ana kubbenin çökmeyeceğinden emin olduktan sonra üzerine büyük bir haç yerleştirdiğini anlatıyor. Böylece Manuk, "Ustanın Eli"nin sembolü haline geldi. 1988 Spitak depreminden sonra kilisenin ana kubbesi ve çan kuleleri ciddi şekilde hasar görmüş ve kısmen çökmüş. Düşen kubbelerden biri, günümüzde bir anıt olarak, bir kayıp sembol ve trajedinin anısı olarak ayakta duruyor. Bana apsisteki çocuğunu sırtında taşıyan kadın vitrayı, bizim takkeli hacı amcalara benzeyen ve elinde haç tutan papaz ve kilisenin dış duvarlarının kavuniçi olan kısımları ilginç geldi.

 Öğle yemeğimizi Ponchik Monchik isimli restoranda yedik. Ben bir etli börek ve birde Harco isimli dana etli sebze çorbası istedim. Yanında da meşhur Ermenistan konyaklarından bir kadeh Ararat içtim. Toplam 3.525 Ermeni Dramı ödedim.

Gümrü’yü gezmeye başladık önce Lux Barber Shop (men's only) isimli eskilerden kalma bir berber dükkanını dışardan gördük kapalı idi. 1940 yılında açılan bu berber dükkanı Sovyet döneminden kalan hiçbir eşyasını, aksesuarını değiştirmemiş.

1879'dan 1884'e kadar Erivan'ın ilk belediye başkanı olarak görev yapmış ve Rus-Ermeni bir ekonomist olan Hovhannes Korganyan/Ghorghanyan’ın adını taşıyan sokağa girdik. Bu sokakta kapılarında 1876 tarihi yazan eski evleri ve Gümrü anlaşmasının [3]  imzalandığı binayı gördük. Şu an burası Ermeni Devrimci Federasyonu'na (Taşnak Partisi) ait bölgesel bir komiteye ve Hamazkayin Ermeni Eğitim ve Kültür Derneği’ne hizmet veriyor.

Sonra Şiraz caddesine dönüp Araks Oteli altındaki Gyumri Express Restaurant’ı, gençlik merkezini görüp Abovyan caddesine girdik. Burada bölgeye özgü siyah ve turuncu tüf taşlarının birleşiminden oluşan Rapayelyan ailesine ait olup daha sonra Sovyetleştirme döneminde kamulaştırılıp Sovyet Devlet Komitesi binası olarak kullanılan şimdiki Alexandrovski restoran binasını, Stepan Alikhanyan Kukla Tiyatrosunu, Apricot Gyumri Hotel’i, suyu içilen sokak çeşmesini, antikacıları, hediyelik eşya satıcılarını, kilit asılan aşk bankını, Aslamazyan kardeşlerin resim, baskı, çizim ve seramik eserlerinden oluşan dünyadaki tüm müzeler arasında en büyük koleksiyona sahip Mariam ve Eranuhi Aslamazyan Kız Kardeşler Galerisini, depremden etkilenen Ermenistan'a yardım etmek amacıyla Lins Vakfı'nı kurmuş olup bu vakfa 220 milyon dolar yatırım yapmış olan Kirk Kerkorian’ın heykelini, Ararat Konyak satış dükkanını gördük.

Sonra otobüse dönüp Gümrü’nün içinde dolaşırken Ermenistan'ın en büyük şairlerinden biri olan Hovhannes Şiraz'ın hayatını geçirdiği ve eserlerinin bulunduğu Hovhannes Şiraz Evi ve Müzesini ve büstünü, kavşakta Duduk Öğretmeni heykelini, Barış Çemberi Parkını, Ermeni Bagratuni Krallığını yönetmiş olan III. Aşot heykelini, birçok dilde eserleri bulunan Ermeni şair, müzisyen Sayat-Nova heykelini, Orta Çağ'daki Bagratuni Hanedanı'na ve Ermenistan'ın tarihi krallık mirasına saygı duruşunda bulunmak amacıyla inşa edilmiş olan Bagratunyats Anıtını, Ermeni general, sivil ve siyasi aktivist, bağımsızlık savaşçısı, Ermenilerin milli kahramanı ve Ermeni Devrimci Federasyonu üyesi Ozanian Andranik 'in güzel bir heykelini, Kutsal Şehitler Katedralini, Ulusal Mimari ve Kentsel Yaşam Müzesini, ünlü heykeltıraş ve sanatçı Sergey Merkurov'un ev ve müzesini gördük. 

Gümrü’den sonraki durağımız Erivan. Yaklaşık 1,5 saat sonra Erivan’a ulaştık. Gece ilk gördüklerimiz Aghababyan's otel ve restaurantı, önünde büyük heykeli ile siyasetçi Karen Demirciyan Spor ve Konser Kompleksi oldu. Sonra otelimiz Shirak Otele ulaştık. Valizleri bırakıp vakit kaybetmeden yemek için yer aramaya başladık.

Ermeni rahip ve dil uzmanı Mesrop Mashtots caddesinde Family House isimli yöresel bir restoranda karar kıldık. Bekir ile ortaya bir şeyler söyleyip paylaştık. Ararat salatası, Mantar Turşusu, Khinkali, Köfte yedik, Krombacher bira içtik. Adam Başı 7.500 Dram verdik. 

Gece biraz Erivan’da dolaştık. 7/24 açık Yerevan City Supermarkets’den alışveriş yaptık.  Ermeni asıllı Osmanlı askeri, siyasetçi, iş insanı ve devrimci Krikor Amiryan Caddesinde Kavkazskaya Plennitsa (Kafkas Esiri) isimli restoranı gördük. Restoranın dışında restorana ismini veren filmin karakterlerinin heykelleri var. Bu film, "Korkak" ( Georgy Vitsin ), "Ahmak" ( Yuri Nikulin ) ve "Profesyonel" ( Yevgeny Morgunov ) üçlüsünün yer aldığı son filmmiş.

Sonra otele dönüp karanlıkta Erivan şehrini fotoğraflayıp yattık.

 


 

NOTLAR:

[1] Meryem Ana Kilisesi veya Kutsal Yedi Yara Kilisesi, Ermenistan'ın Şirak vilayetine bağlı Gümri şehrinde bulunan bir kilisedir . 1874 ile 1886 yılları arasında inşa edilmiş olup, günümüzde Vardanants Meydanı olarak bilinen yerde yer almaktadır. Kilise, Şirak Piskoposluğunun merkezidir.

Kilisenin resmi adı Surb Astvatsatsin'dir, ancak yerel halk tarafından Surb Nshan Kilisesi'nden buraya taşınan Meryem Ana heykelinin anısına Yot Werk olarak bilinir.

İkonun yazarı Ghukas Avetaranich'tir. İkon, 19. yüzyılın ikinci yarısında başrahip Karapet Kotanjyan tarafından Verin Basen'deki Hasankala şehrinden alınmıştır. 1832'de Marmashen manastırının sınıra yakın olduğu göz önünde bulundurularak ikonun Harichavank'a taşınmasına karar verilmiş, ancak Gyumri'ye ulaşıldığında yerel halk ikonun Harich'e götürülmesine izin vermemiş ve ikon Gyumri'de kalmıştır.

İkon, yedi yarası olan Kutsal Meryem'i tasvir etmektedir. Kilise siyah taştan yapılmıştır. Kilisenin eski yeri, yukarıda bahsedilen resmin bir zamanlar bulunduğu ahşap bir şapeldi. Kilisedeki resimdeki yedi yara şöyledir:

•             İsa'nın Tapınağa Sunulması

•             Mısır'a uçuş

•             Bebek İsa'nın tapınakta kaybolması

•             haçı taşıyor

•             İsa'nın çarmıhta ölümü

•             İsa'nın Bedenini Almak

•             İsa'nın gömülmesi

Kilisenin bulunduğu yerde, Kamsarakanlar tarafından inşa edilmiş ahşap bir şapel vardı ve Meryem Ana resmi bir zamanlar burada bulunuyordu. Resim daha sonra asıl adı Yot Verq olan Surb Nshan Kilisesi'ne taşındı. Kilise, Ermenistan'daki kiliselerin neredeyse tamamının kapalı olduğu Sovyetler Birliği döneminde bile faaliyet göstermeye devam etti. İkinci kilise ise Eçmiadzin Ana Katedrali idi. O dönemde Kutsal Yedi Yara Kilisesi'nde üç farklı kilise faaliyet gösteriyordu: Ermeni Apostolik Kilisesi, içinde Gümri Katolik Kilisesi'nden getirilen bir haç ve İsa Mesih heykeli bulunan Ermeni Katolik Kilisesi ve Rus Ortodoks Kilisesi.

Yedi Yara Kilisesi plan olarak asimetriktir, ancak kilisenin ilginç tasarımı sayesinde dışarıdan simetrik görünmektedir. Yedi Yara Kilisesi dışarıdan dikdörtgen, içeriden ise haç şeklinde kubbeli bir yapıdır. Kilisenin batı girişinin önünde bir çan kulesi bulunmaktadır. Kuzey ve batı duvarlarına bitişik üç ibadet salonu vardır. Kilisenin bir ana ve 3 ek kubbesi vardır. Ek kubbeler daha küçüktür.

Yedi Yara Kilisesi'nin iç dekorasyonu benzersizliğiyle dikkat çekiyor. Sade sunakları her türlü süslemeden yoksun olan Ermeni kiliselerinin aksine, Yedi Yara Kilisesi, sunağında ikonostasis bulunan tek Ermeni kilisesidir. Muhtemelen Rus-Türk savaşı sırasında inşa edilmiştir.

Kilisenin duvarları yüksek sanatsal değere sahip fresklerle süslenmiştir. Kilisede, kubbenin altında, 12 metre yükseklikte yer alan 4 fresk bulunmaktadır. Sağ duvarda İsa Mesih'i tasvir eden bir kompozisyon, sol duvarda ise Diriliş sahnesi (17. yüzyıl) yer almaktadır. Sunağın merkezinde, Vardges Surenyants'ın eseri olan Meryem Ana ve Çocuk tablosu bulunmaktadır.

 

[2] Kutsal Kurtarıcı Kilisesi, Ermenistan'ın Gümrü kentinde 19. yüzyıldan kalma bir kilisedir. Gümrü'nün merkezindeki Vartanants Meydanı'nın güney tarafını kaplar. 1858 ile 1872 yılları arasında inşa edilmiş ve 1873'te kutsanmıştır. 1850'lerde, Aleksandropol-Gyumri'nin merkezinde bir Ermeni Katolik kilisesi ve bir Rum Ortodoks kilisesi inşa edildi. Bu durumdan rahatsız olan Ermeni Apostolik Kilisesi mensupları (şehir nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyorlardı), daha büyük ve daha görkemli görünecek yeni bir kiliseyi mevcut iki kilisenin tam ortasına inşa etmeye karar verdiler. Kilisenin inşaatına, ustaların ustası olarak bilinen mimar Tadeos Andikyan önderliğinde 1858 yılında başlandı. 1872'de tamamlanan kilise, 1873'te kutsandı. İnşaat, Aleksandropol halkının ve Drampyan ailesinin bağışlarıyla gerçekleştirildi. Kilisenin tasarımı, Ani Katedrali'nin mimarisinden esinlenmiştir. Ancak Kutsal Kurtarıcı Kilisesi, Ani Katedrali'nden çok daha büyüktür. Kilise 1926 depreminden sağ kurtuldu. 1930'ların başında Sovyet hükümeti tarafından el konuldu ve çan kulesi 1932'de yıkıldı. Daha sonra 1964'te çan kulesi restore edildi. Ancak Sovyet yönetimi sırasında kilise binası müze olarak, daha sonra ise klasik müzik konser salonu olarak kullanıldı. 1988'deki yıkıcı depremde Kutsal Kurtarıcı Kilisesi ağır hasar gördü ve 2002'den itibaren tamamen yenilendi. Katedralin yeniden kutsanması Aralık 2024'te gerçekleşti.

 

[3] Gümrü Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında 3 Aralık 1920'de imzalanan antlaşmadır. Ayrıca TBMM'nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi'nden sonra Osmanlı Devleti, Brest Litovsk Antlaşması hükümlerine rağmen Kafkasya Cephesi'ndeki birliklerini geri çekmek zorunda kalmıştı. Yeni kurulan Bolşevik rejimine karşı çıkan Ermeniler 1919'da Doğu Anadolu'da bazı bölgeleri işgal etmişti. Sovyet Rusya'nın genel siyasetini dikkate alan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hariciye Vekili Bekir Sami Bey başkanlığında Moskova'ya bir heyet göndermişti. Bu heyet, Sovyet Rusya ile TBMM Hükûmeti arasında yapılacak antlaşmaya esas olacak ve Brest Litovsk Antlaşması'na dayanan bazı hususları tespit etmiş ve böylece 20 Ağustos 1920 tarihinde iki hükûmet arasında olumlu görüşmeler başlamıştı. Sovyet Rusya Dışişleri Komiseri Georgiy Çiçerin'in Kafkasya'da Türkiye'ye ait bazı bölgelerin Ermenistan'a verilmesini istemesi üzerine antlaşmanın imzalanmasından vazgeçilmişti. Bunun üzerine Eylül 1920'de Doğu Cephesi'nde taarruza geçen Kâzım Karabekir komutasındaki 15. kolordu, Mîsâk-ı Millî sınırları içinde olan Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin, Batum ve Iğdır'ı geri alıp Gümrü'yü de işgal edince, barış görüşmeleri 22 Kasım 1920 tarihinde Gümrü'de başladı. Ermenistan Taşnak Hükûmeti ile Türkiye arasında imzalanan bu antlaşma ile doğudaki harekât sona erdi. Kars sancağının bütünü, antlaşma öncesi Ermenistan'ın elinde bulunan Tuzluca kazası Türkiye topraklarına katıldı. Antlaşmanın 10. maddesiyle Ermenistan, Doğu Anadolu'da bir miktar toprağın Ermenilere verilmesini öngören Sevr Antlaşması'nı tanımadığını kabul etti. Türkiye sınırları içinde Ermenilerin çoğunlukta bulunduğu hiçbir bölge olmadığı kabul edildi. Erzurum-Bakü Demiryolu açıldı. Türkiye-Sovyet Rusya arasında doğrudan bağlantı bu yolla sağlanarak Türkiye'nin bu devletten yardım alması kolaylaştı. Türk kuvvetleri doğudan emin bir şekilde güney ve batıda savaşma olanağı buldular. Antlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra Ermenistan, Bolşevik Kızıl Ordu'nun denetimine girince burada bir Sovyet Hükûmeti kurulduğu için Gümrü Antlaşması onaylanamadı. Bunun yerine Moskova Antlaşması ve Kars Antlaşması imzalanarak yürürlüğe girdi.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page