HİNDİSTAN - DELHİ - 13
- ÖMER SUHA TOPALAK

- 8 Ara 2025
- 11 dakikada okunur

Seyahatin 13. Günü 29.02.2024 Perşembe HİNDİSTAN – DELHİ
Bugün Hindistan’da ve Delhi’de son günümüz. Otelimiz Cottage Yes Please’in karşısında yer alan Cafe Festa ‘da kahvaltımızı yaptık. Elinde bir tepsi ile dilenen boynunda haç olan bir kız vardı. Sonra merkeze gitmek için yürümeye başladık.
Yol üzerinde Chatari Wali Masjid ve Chabad-Ana Çarşı şubesi birbirine çok yakındı. Chabad kurumları, bağımsız Yahudilere ulaşma ve insani yardım sağlamanın yanı sıra dini, kültürel ve eğitimsel faaliyetler de sağlıyormuş. Üzerinde yeşil bir yelek taşıyan kadınlar yolları süpürüyorlardı. Yine yol üzerinde Jama Masjid Qazi Wali’yi ve Hint’li ünlü mimar Raj Rewal’in yaptığı State Trading Corporation binasını gördük.
Sonra Shri Digambar Jain Atishay Kshetra Lal Mandir [1] ve Charity Birds Hospital - Hayırseverlik Kuşları Hastanesi’ne [2] gittik. Tapınağın önünde bir manastambha yani şeref sütunu bulunmakta. Tapınağın ana ibadet alanı, üç kırmızı kumtaşı kulesinden oluşmakta. Ziyaretçiler, tapınak kompleksine girmeden önce dışarıda ayakkabılarını çıkarıp ilgili kişiye teslim ediyor ve içeriye yalın ayak giriliyor.
Önce Kuş hastanesine girdik. Binanın içinde bir sürü kafeste bir sürü kuş tedavi ediliyor. Kuşların tedavisi sona erenler birkaçı bir arada büyük kafeslere konmuş. Tedavisi özel olarak devam edenler ise tek tek küçük kafeslere konmuş.
Sonra Sri Digambar Jain Lal Mandir’e geçtik. Asıl salon bir üst katta olduğundan merdivenle çıktık. Yola ve girişe bakan terasta camdan sunum dolapları içinde muhtelif Jain dinine ait objeler, büyük boy tanrı heykelleri ve tapınağın maketi duruyor. Ana ibadet alanı öncesi masalar ve sandalyeler var. Ana ibadet alanında ise ilk Tirthankara (Her şeyi bilen ve kurtuluşa (mokşa) giden yolu yeniden doğma döngüsü ile gösteren öğretici tanrıya verilen isim) olarak bilinen Rishabhanatha ve Lord Parshvanath'ın ve son Jain Tirthankara olarak kabul edilen Lord Mahavira’nın heykelleri bulunuyor. Tavanı ince kalem işçiliği ile çok güzel süslenmiş.
Çıkışta kırmızı renkteki bisiklet tuktuklara bindik. Chandni Chowk Caddesi boyunca gitmeye başladık. Sırayla Bhagwan Shri Kalki Mandir, State Bank of India, Central Baptist Church, Gurudwara Sisganj Sahib [3], Sunehri Masjid, Sihlerin ilk şehitlerinden Bhai Mati Dass, [4] Bhai Sati Dass ve Bhai Dyala’nın öldürüldükleri meydan, Shree Gandhi Ashram, Delhi belediye binası ve önündeki Hint bağımsızlık aktivisti Swami Sraddhanand'ın heykeli görüldü ve Fatehpuri Mescidi [5] önünde tuktuktan indik.
Yüzlerce tuktuk ve korna sesleri arasında Fatehpuri mescidi çevresindeki baharat,çay ve kuruyemiş dükkanlarını dolaşmaya başladık. Bir ara dondurma yedik. Çevrede yine yoğurt bazlı lassi içeceği ve Ram Laddu veya Ladoo denen hamur kızartmaları satan seyyar satıcılar doluydu. Sonra tekrar motorlu bir tuktuk’a bindik ve Jama Camii’ne doğru yola çıktık. Ancak bu yönde daha önce çok görmediğimiz şekilde yol kenarlarında insanlar yatıyorlardı. Bazıları ellerinde ki bir bezi kokluyorlardı. Muhtemelen bizdeki Bally’ci dediğimiz türden insanlardı. Jama camii önünde tuktuktan indik.
Matia Mahal Caddesi üzerinde yürümeye başladık. Bu sokakta Al Jawahar ve Haji Nadeem Shahi Sheermal gibi restoranlar ve tatlıcılar bulunuyor. Trafik yine keşmekeş ve çok gürültü var. Bir lokantanın önünde yere oturmuş sırayla bekleyen insanlar vardı. Rehber Zafer bey parasını ödeyerek bu insanlara birer kap yemek ikram etmemizi sağladı. Yaptığına seviniyorsun ama insanlara üzülüyorsun. Sonra bizde buranın meşhur kebapçısı Karim restorana gittik. Burada beyaz takkeli müslüman garsonlar hizmet ediyor. İçerisi çok kalabalıktı ama yer bulduk. Kebaplarda çok lezzetli idi. Hijyen konusunda gözlerini kapatacaksın.
Çıkışta Shahi Tukra [6] denen yerel tatlıdan yedik.
Sonra Jama Camii [7] ‘ye gittik. Büyük açık avluya çok temizmiş gibi ayakkabılarını çıkartıp giriyorsun. Ortada bir havuz var sanırım abdest almak için kullanılıyor. İnsanlar caminin gölgesinde yerlere oturmuş vakit geçiriyor. Bir tarafı açık üç tarafı kapalı caminin içini de gezdik. Namaz kılınan bölümde yerlere serili ince bir kilim vardı. Duvarlar kırmızı kumtaşından mihrap beyaz mermerden yapılmış idi. Dışarı çıktık geldiğimiz yüksek merdivenlerde kulak temizleyen bir adam işine devam ediyordu.
Urdu Bazar caddesine döndük sağımızda Hindistan Komünist Partisi binası vardı ama bina bile komünizm gibi yıkılacak durumda idi. Sol tarafta ise bir ağaçta kırık kemiklerin tedavi edildiğini yazan bir tabela vardı. Ağacın altında da bir adam oturup müşteri bekliyordu. Günü Soan Papdi [8] denen Hint pişmaniyesi ile sonlandırdık. Delhi – İstanbul uçuşumuz için akşam 05:00’de Delhi İndira Gandhi havalimanında olduk. 06:10’da havalanıp 7 saat sonra sabah 10:45’de İstanbul Havalimanına vardık. Bir seyahat daha böyle bitti.
NOTLAR:
[1] Sri Digambar Jain Lal Mandir Hindistan'ın Delhi kentindeki en eski ve en iyi bilinen Jain tapınağıdır . Tarihi Chandni Chowk bölgesinde, Kızıl Kale'nin hemen karşısında yer almaktadır. Tapınak, ana tapınağın arkasındaki ikinci bir binada bulunan Jain Kuşları Hastanesi adlı bir kuş veteriner hastanesiyle tanınır. Jain bilgini Balbhadra Jain'in Hindistan'daki Digambar Jain tapınakları derlemesine göre, tapınak 1656 yılında inşa edilmiştir. Eski Delhi, genellikle eski şehir veya surlarla çevrili şehir olarak bilinen, ana caddesi Chandni Chowk olan ve imparatorluk ikametgahı olan Kızıl Kale'nin önünde bulunan şehri inşa eden Babür İmparatoru Şah Cihan (1628–1658) tarafından kurulmuştur. Şah Cihan, birkaç Agrawal Jainlandlord'unu şehre gelip yerleşmeye davet etmiş ve onlara Chandani Chowk'un güneyinde, Dariba Gali civarında bir miktar toprak vermiştir. Jain bilgini Balbhadra Jain'in Hindistan'daki Digambar Jain tapınakları derlemesine göre, tapınak Babür imparatoru Şah Cihan döneminde inşa edilmiştir. Balbhadra Jain, Babür ordusundan bir Jain subayının çadırında kişisel ibadet için bir tirthankara heykeli bulundurduğunu belirtir. Çadır giderek diğer Jain ordu subaylarının da ilgisini çekmeye başlamış ve ardından 1656'da bu alanda bir Jain tapınağı inşa edilmiştir. O dönemde tapınak aynı zamanda "Urdu tapınağı" ("Urdu Çarşısı " adı verilen bir bölgede bulunduğu için) ve "Lashkari Mandir" ( laskhar ordu kampı anlamına gelir) olarak da biliniyordu. Balbhadra Jain ayrıca tapınak hakkında birkaç efsane olduğunu da belirtir. Bu efsanelerden biri, Şah Cihan'ın halefi Evrengzib'in tapınaktaki tüm müzik aletlerinin yasaklanmasını emrettiğini iddia eder. Ancak mucizevi bir şekilde, Babürlü yetkililerin denetimlerine rağmen tapınaktan davul sesleri ( nagadas ) duyuluyordu. Aurganzeb mucizeyi görmek için tapınağı ziyaret etti ve sonunda yasağı kaldırdı. Günümüzdeki tapınak binaları Babür İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra inşa edilmiş olup 1878 yılından kalmadır. Balbhadra Jain, tapınaktaki putlardan birinin 1491 yılına dayandığını ve aslen Bhattaraka Jinachandra tarafından yerleştirildiğini belirtmektedir. Agrawal Jain topluluğu, tapınak için 1548 Samvat'ta (MS 1491) Bhattaraka Jinachandra'nın gözetiminde Jivaraj Papriwal tarafından yerleştirilen üç mermer put satın aldı. Ana ikon Tirthankara Parshva'dır. Tapınaktaki tanrılar, aslen Babür ordusundan bir Agrawal Jain subayına ait bir çadırda tutuluyordu. Yakındaki diğer tapınaklar arasında Gauri Shankar Tapınağı ve Naya Mandir bulunur. Gauri Shankar Tapınağı, Delhi'nin Scindia etkisi altında olduğu dönemde Scindia'nın hizmetinde olan bir Maratha Brahman olan Appa Gangadhara tarafından 1761'de Lal Mandir'in yanına inşa edilmiştir. 1800-1807 yılları arasında, imparatorluk haznedarı Raja Harsukh Rai, Chandni Chowk'un hemen güneyinde, Dharamapura'nın Agrawal Jain semtinde bir shikhara'lı tapınak inşa etmek için imparatorluk iznini aldı. Bu nedenle, ince oymalarıyla bilinen tapınak, günümüzde Naya Mandir "Yeni Tapınak" olarak bilinmektedir. Tapınağın önünde bir manastambha sütunu bulunmaktadır. Tapınağın ana ibadet alanı, üç kırmızı kumtaşı kulesinden oluşmaktadır. Birinci katta yer alan bu sütuna, tapınağın küçük avlusunu geçtikten sonra, sütunlu bir koridorla çevrili terasa çıkılarak ulaşılmaktadır. Bu bölgede çok sayıda tapınak var ama asıl tapınak, mevcut Avasarpani döneminin ( Jain kozmolojisine göre mutluluğun azaldığı yarı zamanlı döngü) 24. ve son Tirthankara'sı olan Lord Mahavira'nın tapınağıdır. MÖ 599'da eski Vaishali Cumhuriyeti'nde (Bihar) bir prens olarak doğdu, tüm dünyevi zevklerden ve konforlardan vazgeçti ve Moksha'yı (kurtuluş) aramaya başladı. Kısa süre sonra Kevala Jnana'ya (Aydınlanma) ulaştı ve hayatının geri kalanını ülke genelindeki insanlara yaşamın ebedi gerçeği ve Moksha'ya ulaşmanın yolları hakkında vaaz vererek geçirdi. Bazıları onun Jainizm'in kurucusu olduğuna inansa da o, gerçek anlamda mevcut bir inancın reformcusuydu ve dinin ilkelerini döneme uygun bir biçimde yeniden düzenleyip sundu. İlk Tirthankara olan Rishabhanatha heykeli ve Lord Mahavira'nın doğrudan selefi Lord Parshvanath'ın tapınağı da burada bulunmaktadır. Tapınak, Jainler arasında popülerdir. Mekan oldukça huzurludur ve özellikle yağ lambaları ve mumların ışıkları altında tapınak alanının yaldızlı boyasının parlaması sayesinde ortam gerçekten rahatlatıcıdır. 1931'de, Digambara Jain rahibi Acharya Shantisagar Delhi'ye geldi. Sekiz yüzyıllık bir aradan sonra Delhi'yi ziyaret eden ilk Digambara rahibiydi. Bu tarihi olayı anan bir anıt bulunmaktadır. Tapınak kompleksin de ünlü bir Kuş Hastanesi bulunmaktadır. Dünyada türünün tek örneği olduğunu iddia eden Kuş Hastanesi, yılda yaklaşık 15.000 kuşu tedavi etmektedir ve 1957 yılında Acharya Deshbhushan Maharaj'ın talimatları doğrultusunda inşa edilen binada 60 yıldır faaliyet göstermektedir; hastanenin kendisi de 1930 yılında kurulmuştur. Ziyaretçiler, tapınak kompleksine girmeden önce ayakkabılarını ve diğer tüm deri eşyalarını çıkarıp ilgili kişiye teslim etmelidir.
[2] Charity Birds Hastanesi : Bu kanıtlanmış organizasyon yaklaşık 90 yıl önce başladı ve jainizmin dayandığı "yaşa ve yaşat" ilkesiyle çalışıyor. Charity birds hastanesi 1929 yılında büyük bir Jain Azizinin (Maharaj Ji) istekleri doğrultusunda, Kinari Bazar'da tek bir odada, merhum Sh. Lachomal Ji Jain'in evinde başlatılmıştır, Bu hastane dünyada benzersizdir (benzersizdir çünkü sadece bağışlarla çalışır ve %95'inden fazlası tek başına Jainlerden gelir. Bağışların %95'i sadece Jainlerden gelmektedir). Bu hastane Kinari Bazar'dan, Tarihi Kızıl Kale'nin (Lal Quila) önündeki Shri Digmber Jain Kızıl Tapınağı'nın (Yaygın olarak Lal Mandir olarak bilinir) dindar binasına taşınmıştır. Burada üç katlı bir binada hizmet veren hastanenin temeli 18 Nisan 1952 tarihinde Hindistan'ın ilk Chied Komiseri Sayın A.D. Pandit tarafından atılmış ve 24 Kasım 1957 tarihinde Hindistan'ın 1. İçişleri Bakanı Sayın Gobind Ballab Pant tarafından açılışı yapılmıştır. Hindistan halkı, özellikle de Delhi ve N.C.R. halkı Merhum Sh. Rattan Lal Ji Jain'in verdiği değerli hizmetleri asla unutamaz. Hastanedeki kuşlara nitelikli teknik personelden oluşan bir ekip tarafından bakılmaktadır. Şu anda burada tedavi ve iyileşmenin farklı aşamalarında yaklaşık 500 kuş (farklı türler) bulunmaktadır. Hastaneye günde ortalama 50-60 kuş kabul edilmekte (Kapalı Bölüm) ve OPD bölümünde de hemen hemen eşit sayıda kuş tedavi edilmektedir. Farklı Eyaletlerden / Şehirlerden kuş severlere NET, Posta ve Telefon aracılığıyla tedavi konusunda rehberlik edilmekte ve bu da halk tarafından geniş çapta kabul görmekte ve iyi sonuçlar vermektedir. Kuşlar iyileşip uçmaya uygun hale geldikten sonra doğal yuvalarına, yani gökyüzüne bırakılmaktadır.
[3] Gurdwara Sis Ganj Sahib, Delhi'deki dokuz tarihi Gurdwara'dan biridir. İlk olarak 1783 yılında Baghel Singh tarafından dokuzuncu Sih Guru Tegh Bahadur'un şehit edildiği yeri anmak için küçük bir tapınak olarak inşa edilmiş ve muhtemelen 1857 Hint İsyanı veya Hindistan'ın bölünmesinden sonra genişletilmiştir. İnşaatından önce burada Mughal Kotwali (Polis Karakolu ve Hapishane) bulunuyordu. 1857 Hint İsyanı'ndan sonra Mughal Kotwali İngilizler tarafından yıkıldı ve arazi, Patiala maharajası ve diğer Sih askerlerin İngilizlere büyük miktarda cephane ve asker sağlayarak Mughal askerlerini yenmelerine yardım etmeleri nedeniyle Sihlere verildi. Mevcut binası, İngiliz yönetimi altında Lutyens Yeni Delhi inşaatında yolların çoğunu inşa eden müteahhit Rai Bahadur Narain Singh tarafından yapılmıştır. Eski Delhi'deki Chandni Chowk'ta bulunan bu yapı, 11 Kasım 1675'te Mughal imparatoru Aurangzeb'in emriyle dokuzuncu Sih Guru'nun başının kesildiği yeri işaret etmektedir. Hindistan ordusunun Sih alayı, 1979'dan beri Hindistan cumhurbaşkanına selam vermeden önce Sis Ganj Gurudwara'ya selam vermektedir. Bu, Cumhuriyet Bayramı geçit töreninde Hindistan ordusunun bir alayı tarafından iki kez selam verildiği tek örnektir.
Guru Tegh Bahadur'un İdamı: Dokuzuncu Sih Guru olan Guru Tegh Bahadur, 24 Kasım 1675 tarihinde Babür İmparatoru Aurangzeb'in emriyle burada başı kesilerek idam edildi. Ancak, Guru'nun cesedi dörde bölünerek halka sergilenmeden önce, Lakhi Shah Vanjara tarafından karanlığın örtüsü altında götürüldü ve daha sonra kendi evini yakarak Guru'nun cesedini yakmak için kullandı; bugün bu yerde Gurdwara Rakab Ganj Sahib bulunmaktadır. Guru Tegh Bahadur'un kesik başı (Hintçe veya Pencapça'da “Sis”) Guru'nun bir başka öğrencisi olan Bhai Jaita tarafından Anandpur Sahib'e getirildi. Aynı adı taşıyan bir başka gurudwara, Pencap'taki Anandpur Sahib'deki Gurudwara Sisganj Sahib, 1675 yılının Kasım ayında, Bhai Jaita (Sih ritüellerine göre Bhai Jivan Singh olarak yeniden adlandırıldı) tarafından getirilen şehit Guru Teg Bahadur'un başının, Babür yetkililerine karşı gelinerek yakıldığı yeri işaret etmektedir. Guru'nun başının kesildiği ağacın gövdesi ve hapis süresince banyo yapmak için kullandığı kuyu, tapınakta korunmuştur. Ayrıca, gurudwara'nın bitişiğinde, Guru'nun hapsedildiği ve müritlerinin işkence gördüğü Kotwali (polis karakolu) bulunmaktadır. Yakınında Sunehri Masjid (Chandni Chowk) bulunmaktadır.
Baghel Singh tarafından bir tapınak inşa edilmesi: 11 Mart 1783'te, Karora Misl'in Sih askeri lideri Baghel Singh (1730–1802) ordusuyla birlikte Delhi'ye girdi. Diwan-i-Am'ı işgal etti, Babür imparatoru Şah Alam II, Baghel Singh'in şehirdeki Sih tarihi yerlerinde gurudwaralar inşa etmesine ve başkentteki tüm gümrük vergilerinin bir rupi başına altı anna (37,5%) almasına izin vermeyi kabul ederek onlarla bir anlaşma yaptı. Sis Ganj, 1783 yılının Nisan ayından Kasım ayına kadar sekiz ay içinde onun tarafından inşa edilen tapınaklardan biriydi (şehirde Sih gurularıyla bağlantılı sekiz Sih tapınağı inşa etti). Baghel Singh, gurunun kafasının kesildiği tam yeri bilmiyordu, sadece Chandni Chowk'taki bir caminin yakınlarında bir yer olduğunu biliyordu. Su taşıyıcı kastına mensup yaşlı bir Müslüman kadın onunla temasa geçti ve babasının, olaydan sonra gurunun infaz edildiği yeri temizleyen kişi olduğunu ve infazın görgü tanığı olduğunu açıkladı. Kadın, gurunun kafasının kesildiği sırada caminin duvarının doğu yönüne bakan tahta bir chauki (koltuk) üzerinde oturduğunu açıkladı. Daha sonra bu duvarın bir kısmı yıkıldı ve avluda bir türbe inşa edildi.
[4] Bhai Mati Das ve küçük kardeşi Bhai Sati Das, Sih tarihinin ilk şehitleriydi. Bhai Mati Das, Bhai Dayala ve Bhai Sati Das, Guru Tegh Bahadur'un şehit edilmesinden hemen önce, İmparator Aurangzeb'in açık emriyle Delhi'nin Chandni Chowk bölgesindeki bir kotwali'de (polis karakolu) idam edildi. Bhai Mati Das, 1675'te iki sütun arasına bağlanarak ikiye bölünerek idam edildi. İlk şehit edilen Bhai Mati Das'a son arzusu olup olmadığı soruldu. O da idam edilirken gurunun yüzüne bakmak istediğini söyledi. Bhai Mati Das iki direğin arasına dik olarak bağlandı ve kafasına çift başlı bir testere yerleştirildi ve kafasından beline kadar kesildi. Bu sırada Bhai Mati Das Japuji Sahib'i okudu. Gurbani'nin okunmasının, beden iki ayrı parçaya bölünmüş olmasına rağmen devam ettiği ve tamamlandığına dair mistik bir inanç vardır. Bunu gören Dyal Das, imparatoru ve saraylılarını bu cehennemvari eylemleri nedeniyle azarladı. Bhai Dayala yuvarlak bir bohça gibi bağlandı ve kaynar yağ dolu devasa bir bronz kazana atıldı. Canlı canlı kızartılarak kömür parçasına dönüştürüldü. Guru'nun müritleri hiçbir keder belirtisi göstermedi ve Guru da bu vahşeti ilahi bir sükunetle izledi. Bhai Sati Das bir direğe bağlandı ve pamuk lifine sarıldı. Ardından cellat tarafından ateşe verildi. Ateş vücudunu yakarken o sakin ve huzurlu kaldı ve Waheguru Gurmantar'ı tekrarlamaya devam etti. Ertesi sabah erken saatlerde Guru Tegh Bahadur, günümüz Pencap bölgesindeki Samana kasabasında yaşayan Jalal-ud-din Jallad adlı bir cellat tarafından başı kesilerek idam edildi. İnfaz yeri, 11 Kasım 1675'te tutsak olarak kaldığı Chandni Chowk'taki Kotwali yakınlarındaki Sunheri Masjid'in karşısındaki bir banyan ağacının altındaydı (ağacın gövdesi ve yakınında banyo yaptığı kuyu hala korunmaktadır). Kafası, Guru'nun öğrencisi Bhai Jaita tarafından Anandpur'a götürüldü ve burada dokuz yaşındaki Guru Gobind Singh tarafından yakıldı (bu yerdeki gurdwara da Gurdwara Sis Ganj Sahib olarak adlandırılır). Ceset, parçalanmadan önce, başka bir mürit olan Lakhi Shah Vanjara tarafından karanlığın örtüsü altında çalındı ve bir saman arabasına konarak kulübesinde yakıldı. Gurdwara Rakab Ganj Sahib bugün bu yerde bulunmaktadır. Daha sonra, Gurdwara Sis Ganj Sahib, Guru'nun şehit edildiği yerde Chandni Chowk'ta inşa edildi.
[5] Fatehpuri Camii, aynı zamanda Fatehpuri Masjid, Hindistan'ın Delhi kentinin Eski Delhi semtinde, Chandni Chowk'un en eski caddesinin batı ucunda bulunan 17. yüzyıldan kalma bir Sünni camisidir. Cami, Kızıl Kale'nin karşısındadır ve Jama Masjid'den sonra Delhi'nin en büyük ikinci camisidir. Fatehpuri Masjid, 1650 yılında Fatehpur Sikri'li İmparator Şah Cihan'ın eşlerinden biri olan Fatehpuri Begum tarafından inşa edilmiştir ve Tac Mahal'deki cami de onun adını almıştır. İngilizler, 1857 savaşından sonra camiyi Rai Lala Chunnamal'a 19.000 rupiye (torunları hala Chandni Chowk'taki Chunnamal haveli'de yaşamaktadır) açık artırmada satmış ve o da camiyi korumuştur. Daha sonra 1877'de dört köy karşılığında hükümet tarafından satın alındı ve İngilizler Müslümanların Eski Delhi'ye geri dönmelerine izin verdiğinde Delhi Durbar'da Müslümanlara iade edildi. Akbarabadi Begum tarafından inşa edilen Akbarabadi Camii adlı benzer bir cami İngilizler tarafından yıkıldı. Bugün Asya'nın en büyük baharat pazarı olan Khari Baoli, caminin inşasından sonra yavaş yavaş gelişti. Büyük Özgürlük Savaşçısı ve Müslüman lider Maulana Abdul Qadir Ludhianvi'nin eşinin mezarı, Fatehpuri Camii'nin avlusunda bulunmaktadır. Cami kırmızı kumtaşından inşa edilmiş olup, mahapadma ve kalash finials ile yivli bir kubbeye sahiptir. İkiz minarelerle çevrili cami, yedi kemerli açıklıklara sahip ibadet salonuyla geleneksel bir tasarıma sahiptir. Caminin yanlarında tek ve çift katlı daireler bulunmaktadır. Ortadaki merkezi iwan, her iki yanında üçer kemerle çevrilidir.
[6] Shahi Tukra, 1600'lü yıllarda Babür İmparatorluğu döneminde Güney Asya'da ortaya çıkan bir tür ekmek pudingidir. Shahi Tukra'nın kelime anlamı “kraliyet parçası” veya “kraliyet lokması”dır. Shahi tukre, Hintli aşçılar bu yemeği Babür İmparatorluğu'nun kraliyet saraylarına sunmak için yaptıklarında ortaya çıkmıştır. Beyaz ekmek yağda/ghee'de kızartıldıktan sonra süt ve şeker eklenir. Yemek, safran, karanfil ve kakule ile tatlandırılır. Mısır tatlısı Om Ali'ye benzer.
[7] Jama Camii yani Delhi Ulu Camii, 17. yüzyılda Babür İmparator’u Şah Cihan tarafından ülkenin başkenti Delhi yaptırılmış camidir. Hindistan'ın en büyük ve en ihtişamlı camilerinden biridir. Şehrin en işlek pazarlarından “Çavri Pazarı” Yolunun başlangıcında yer alır. Cihan Şah ülkesinin başkentini Agra şehrinden Delhi şehrine taşıdı. Şahcihanabad ismini verdiği şehre yeni binalar yaptırdı. Cami bu yeni inşaat çalışmalarının yapıldığı dönemde inşa edildi. İnşaatında 6000 kişinin çalıştığı caminin yapımına 1650 yılında başlandı ve cami 1656 yılında tamamlandı. Caminin bahçesinde 25.000 Müslüman aynı anda saf tutabilir. Cami de geyik derisine yazılmış antik değeri olan bir Kur’an ve birkaç kutsal emanet bulunmaktadır. Cuma Camii kırmızı kumtaşı ve mermer şeritlerden yapılmış 3 büyük kapısı, 4 kulesi ve 40 metre yüksekliğinde 2 minaresi bulunmaktadır. Cami, toplam 1170 m²'lik bir alan üzerine inşa edilmiştir. Kuzey, güney ve doğu cephelerinde avluya açılan üç ana giriş kapısı bulunmaktadır. Avlu zemini, kırmızı kum taşı döşemeleriyle kaplanmıştır. Yapının üst bölümünde, bakır kaplamalı üç kubbe yer almaktadır. Bu kubbelerden ortada bulunanı, yanlardakilere göre daha büyük ve daha yüksektir. Kubbe kaplamalarında beyaz mermer kullanılmıştır. Caminin kuzey ve güney cephelerinde yer alan iki minare, 39,6 metre yüksekliğindedir. Minareler, beyaz mermer ve kırmızı kumtaşı şeritlerle inşa edilmiştir. Her minarede üç şerefe bulunmaktadır ve 130 basamakla çıkılmaktadır. Minarelerin üst kısımlarında sekizgen planlı, kubbeli çardaklar yer almaktadır.
[8] Soan papdi, Hint alt kıtasında popüler bir tatlıdır. Nohut unu (besan), çok amaçlı un, ghee , şeker ve sütten yapılır. Genellikle küp şeklindedir veya gevrek olarak servis edilir ve çıtır çıtır ve pul pul bir dokuya sahiptir. Geleneksel olarak rulo kağıt külahlarda gevşek olarak satılan Soan papdi, modern endüstriyel üretim sayesinde sıkı şekillendirilmiş küpler halinde satılmaya başlanmıştır. Çin’deki Ejderha sakalı şekerlemesine, Kore'deki Kkul-tarae'ye ve Türk pişmaniye’nin kökenini oluşturan Farsça pashmaki'den bazı benzerlikler taşımaktadır. Başlıca malzemeleri şeker , nohut unu , un , ghee , badem , süt ve kakuledir

























































































































































Yorumlar