HİNDİSTAN - JAİPUR - 5
- ÖMER SUHA TOPALAK

- 30 Eyl
- 31 dakikada okunur

Seyahatin 5. Günü 21.02.2024 Çarşamba HİNDİSTAN – JAİPUR
Bugünkü gezimiz yine Jaipur’da Galta Ji - Maymun tapınağı [1] ile başlayacak. Jaipur’un tarihi kapılarından Ajmeri Gate’in önünden geçip Jaipur’un doğusundaki Aravalli tepelerine doğru devam ettik.
Galta Ji ana kapısı tarafından değil Vidyadhar Bahçesi’nin [2] ve Sisodia Rani ka Bagh’ın [3] olduğu yoldan tepeye tırmanıp tapınağın bulunduğu vadiye arka kısmından ulaştık.
Araçtan inince bizi ilk bir sürü inek karşıladı. Bunların arasında deve ineği, hörgüçlü sığır olarak da bilinen Zebu denen evcil sığır türü de vardı. Bunlar yenmiyor ancak sütü için besleniyor.
Vadinin içinde ilerlerken solda Temple Shri Gyan Gopal Ji ve sağda Temple Shri Sitaramji’yi gördük. Ancak biraz harap durumdalar. Buralar hacılar için bir cennet, kutsal bir aşram ve dünyanın birçok kutsal metin ve yazıtında da adı geçen Shri Vaishnava geleneğinin yüce yönetim ofisi imiş. Sağda solda ve yollarda tamirat çalışmaları ve onların artıkları var.
Yürümeye devam edince Ramanujacharya Mandir yani hint tapınağının Kirti Stambh denen kulesini gördük. Zafer bey yerli bir adamdan yardım alarak maymunların kollarımızda durup elimizdeki fıstıkları yemelerini gösterdi. İsteyenler sıra ile denedi tabii bende.
Sonra Zanana Kund denen büyük bir havuzun olduğu yere geldik. Bu havuz yukarıdaki Galta Kund’dan gelen suyun boşalması için yapılmış. Ortada büyük bir fıskiye havuzu ve dağ tarafında yukarı vadide gölet oluşturması için yapılmış bir bina var. Şehir tarafında ise ortada Bengal çatı mimarisine göre tasarlanmış bir adet Tibari denen küçük köşk ve yine iki yanda üstleri kubbeli oturma köşkleri var. Yeşil ve kırmızı sariler giymiş kadınlar yukarıdaki Galta Kundi’deki havuzda banyolarını yapmış yolun kenarından aşağı iniyorlar. Biz burada da yine maymunlarla fotoğraflar çektirdik.
Yukarıdaki Galta Kundi’ye çıkıp burada hac vazifesi gereği banyolarını yapan yarı çıplak Hintli kadınları giyinirken ve soyunurken gördük. Çok rahat olduklarını ve çevrede erkekler olmasına rağmen çekinmediklerini gözlemledim.
Sonra bir yukardaki havuza Yagya Vedi Kund ve buradaki Galav Rishi Mandir tapınağına [4] ulaştık. Burada ki küçük bir sunakta duran heykelleri gördük ve görevlinin gruptan birine yapmış olduğu tören ve kutsanmayı seyredip aynı yollardan geri döndük.
Minibüsle tekrar şehrin merkezine ve Jantar Mantar’ın olduğu alana döndük. Girişte bir tabela var. [5] Jantar Mantar "hesaplama aleti" anlamına geliyormuş ve anıt on dokuz mimari astronomik alet koleksiyonunu içeriyormuş. Rajput kralı Sawai Jai Singh II tarafından yaptırılmış ve 1734'te tamamlanmış. Dünyadaki en büyük taş güneş saatine ev sahipliği yapmakta. Kent Sarayı ve Hava Mahal yakınında bulunan anıt, antik Hindu Sanskritçe metinlerde geçen astronomi bilgilerinin mimari tasarım ilkeleri kullanarak inşa edilen duvar, taş ve pirinç aletleri içermekte. Aletler astronomik konumların çıplak gözle gözlemlenmesine izin veriyor. Teknik olarak detaylıca okunması ve incelenmesi gerektiğinden ve kafa yakan konular olduğundan güneşin altında çok fazla kalmamak adına hızlı bir gezi oldu. Benim dikkatimi 27 m. yüksekliği ile dünyanın en büyük güneş saatlerinden biri olan ve "Enstrümanların büyük kralı" anlamına gelen Vrihat Samrat Yantra çekti. Dışarı çıktığımız burası ile ilgili bir kitap aldım. 400 Rupi ödedim. Meraklıları için bu 19 aletin ne işe yaradığının açıklamasını aşağıya bırakıyorum. [6] Ayrıca isteyen https://www.jantarmantar.org/ inceleyebilir.
Jantar Mantar’dan yürüyerek hediyelik eşya satan dükkanların ve Sawai Man Singh Town Hall’un yani belediye binası önünden, park etmiş bir sürü motosikletin, seyyar satıcıların, korna sesleri ve taşıtların arasından geçip Hawa Mahal’in [7] olduğu yere vardık. Hawa Mahal, rüzgarların sarayı olarak biliniyor. Maharaja Sawai Pratap Singh, sarayı 1799'da Hindu tanrısı Krishna'ya olan bağlılığı nedeniyle Krishna'nın tacını andıracak biçimde inşa ettirmiş. Kırmızı ve pembe kumtaşından inşa edilen saray, bal peteğine benzeyen birçok küçük pencereye sahip olduğu için eşsiz olarak kabul ediliyor. Aslında sarayın arka duvarı. Orijinal amacı, kraliyet hanımlarının aşağıdaki sokakta kutlanan günlük yaşamı ve festivalleri görülmeden gözlemleyebilmelerini sağlamakmış. Rehber grubu serbest bırakınca bende buradan başlayarak Jaipuru gezmeye başladım. Hawa Mahal bir müze ve rehberimiz gezdiğimiz diğer yerlerle birlikte kombine bilet aldığından ben bileti ondan alıp içeri girdim. Girişte bir tabela vardı. [8]
Sarayın içine girince bir avluya çıkılıyor. Avluya bakan yüzde sarayın yola bakan ve aslında arkası olan şaşalı kısmın küçük bir benzerini görüyorsunuz. Kadınların avluya da bakmalarını sağlayan küçük pencereli iki kat var. Avlunun bir köşesinde bir grup Harmonium ve Pakhwaj ile müzik yapıyor. Avlunun diğer köşesinde Hawa Mahal’in güzel yapılmış bir maketini ve Maharaja Sawai Pratap Singh'in bir mumya heykelinin olduğu kişisel ikametgahı Pratap Mandir’i görüyorsunuz. Burada da bir tabela var. [9]
Saray binasının içine girince de yoldan gözüken bir sürü küçük pencerenin içeriden nasıl göründüğünü gözlemliyorsun. Ratan Mandir diye adlandırılan katta bir köşede kukla oynatıcısı vardı. Dar merdivenlerden yukarı doğru tırmandım. Katlar birbirine benziyor. En yukarıdan Jaipur manzarası çok güzel. Yakınlarda Chandra Mahal Şehir Sarayı ve Jantar Mantar, uzaklarda ise Nahargarh Fort ve üstündeki kocaman gamalı haç benzeri sembolü ile Shrı Garh Ganesh Ji Temple net olarak gözüküyor. Hafta içi olmasına rağmen yine de çok ziyaretçi vardı, özellikle yerli halk.
Epey zorlanarak tekrar aşağı indim. En alt katta güzel bir sergi vardı. İsmi Heykel Sanatında Müzik Aletleri idi. Tabelasındaki açıklama şöyle idi. [10]
Sonra kendimi dışarı atıp şehri dolaşmaya başladım. Elimdeki gezi kitaplarına, Google’dan indirdiğim çevrim dışı haritalara göre ve kombine biletlerde olan en yakın gezilecek yerlere doğru yürümeye başladım. Tripoli Bazar caddesi üzerinde bulunan çarşıda hırdavat, metal mutfak eşyaları, boya, hijyenik ve kağıtla ilgili ürünler, düğünle ilgili hediyelik eşyalar satan dükkanlar vardı. Sanayi çarşısı benzeri dükkanları geçip 1570 yılında Babür İmparatorluğu'nun İmparatoru Ekber tarafından inşa edilmiş olan Tripolia Kapısına ulaştım. Tripolia üç kemerli geçit anlamına geliyormuş.
Kapıyı görüp yakınında tarihi bir miras olan Isarlat Sargasooli - Sargasuli Kulesine gittim. Kapısında bir tabela vardı.[11] Yedi katlı minare, Delhi'deki Qutub Minar ve Chittorgarh'daki Kirti Stambh'a benzer bir şekilde inşa edilmiş. Kulenin küçük bir girişi ve spiral merdivenleri var rahat çıkılıyor. Her katta bir balkon çıkışı var ancak kapalı. Ben en üste kadar tırmandım. Çok turistik bir yer olmadığından bir iki aile vardı.
Yukarıdan Jaipur manzarası çok güzeldi. Gezdiğimiz her yer çok net gözüküyordu. Epey bir fotoğraf çekip sonra aşağı indim.
Sonra bir rikşa’ya yani moto dolmuşa atlayıp trafik ve bin bir korna eşliğinde Albert Hall Müzesine gittim. Nasıl oluyorsa kimse kavga etmiyor. Trafiğin İngiltere’de olduğu gibi soldan olduğunu belirteyim. Rikşa’ya 100 Rupi ödedim. Yol üzerinde önündeki bir tasdan bir şeyler içen bir aslan ve bir inek heykeli olan bir Jain tapınağı ilgimi çekti. İsmi; Digamber Jain Mandir Yati Yashodonandji. Birde Golcha isminde bir sinema binası değişikti.
Sonunda Albert Hall Müzesine [12] ulaştım. Hint-Sarazen mimari tarzı binası çok güzel. Hint-Sarazen mimarisi (Hint-Gotik, Babür-Gotik, Neobabür olarak da biliniyor) çoğunlukla 19. yüzyılın sonlarında Hindistan'daki İngiliz mimarlar tarafından, özellikle Britanya Hindistanı'nda ki kamu ve hükûmet binalarında ve prenslik devletlerinin yöneticilerinin saraylarında kullanılan bir canlandırmacı mimari tarzıymış.
Beni iki büyük tabela karşıladı. Biri müze [13] diğeri de mimarı Samuel Swinton Jacob [14] ile ilgili idi. Giriş holünün üst bölümlerinde Maharajaların resimleri vardı. Alt katta ilk girilen salon Halı Galerisi idi. [15] Daha sonra tarihi, dini olayların anlatıldığı resimlerin bulunduğu salon geliyor. Burada birçok efsanevi olay resmedilmiş. [16]
Sonra ortaçağ Avrupa koleksiyonu, greko-romen replikalar, silahlar ve cephanelik galerisi [17] geliyor. Bu bölümdeki Mahabhara ve Ramayan Kalkanları [18] ilgi çekici. Alt kat metal işçiliğinin sergilendiği muhtelif eserlerle bitiyor. Üst katta aşağıyı gören orta boşluğun çevresinde cam dolaplar içinde minyatürler sergileniyor. Bir köşede müzenin kurucusu Thomas Holbein Hendley [19] hakkında uzunca bir yazı bulunuyor.
Sonra kostüm koleksiyonu [20] ve bir Mısır mumyasının sergilendiği ayrıca antik Mısır inanışlarına dair bilgilerin olduğu bölüme [21] geçiliyor. Fildişi heykeller, antik sikke koleksiyonu, 19.yy ağaç tekerlekli lake boyalı ahşap binek arabası, farklı insan yüzlerinden oluşan bir at bulmacası,
Müzik aletleri koleksiyonu [22] Maharajah Sawai Madho Singh - II'nı̇n (1880-1922) Gaitor'dakı̇ anıt mezarının modelı̇, ve benim özel merakım Maske koleksiyonu geziliyor.
Bu güzel ve donanımlı müzenin binasını tekrar dışarıdan gezdim. Epey ayakta kaldığım ve akşam olduğu için yine bir rikşa’ya binip otelin yolunu tuttum. Rikşa’ya yine 100 Rupi ödedim.
Otelde rehberimiz Zafer bey bize çay eşliğinde çarşıdan aldığı Gud Gajak isminde susam tohumları, Jaggery (Gud) denen şeker kamışı şekeri, Kahverengi Kakule (Moti Elaichi) ve Desi Ghee denen sade yağ ile yapılan tatlıyı tattırdı. Biraz dinlendikten sonra yakında ki Handi Restoran’a yürüyerek gittik. Et yenmeyen bir ülkede bu kadar güzel et yemekleri olması bizi şaşırttı. Bizde arkadaşlarla güzel bir şarap söyledik. Bana 600 Rupi düştü. Tekrar yürüyerek otele dönüp istirahata çekildik.
NOTLAR:
[1]Galtaji, Hindistan'ın Rajasthan eyaletinde, Jaipur'un yaklaşık 10 km doğusunda Aravalli Tepeleri'nde bulunan eski bir Hindu hac yeridir. Site, Jaipur'u çevreleyen tepelerdeki bir vadiye inşa edilmiş bir dizi tapınaktan oluşur. Tepede yüksek bir yerden çıkan doğal bir kaynak aşağı doğru akarak hacıların yıkandığı bir dizi kutsal kund'u (su deposu) doldurur. Ziyaretçiler yarıktan yukarı çıkıp en yüksek su havuzunu geçerek Jaipur'un ve surlarının panoramik manzaralarının görülebildiği bir tepe tapınağına ulaşabilirler. Galav adında bir azizin burada yaşadığına, meditasyon yaptığına ve kefaret ( tapasya ) uyguladığına inanılmaktadır. Yüzyıllar boyunca tapınak kompleksi, özellikle Vaishnava, Ramananda mezhebinin takipçileri için çilecilik ve manevi uygulamalar için bir merkez haline gelmiştir. Tapınak kompleksi, yuvarlak çatılarla kaplı pavyonlar, karmaşık bir şekilde oyulmuş taş sütunlar ve renkli fresklerle geleneksel Rajasthani ve Babür mimari stillerinin bir karışımını sunuyor. Tapınaklar doğal bir kaynak ve kutsal kundlar (su depoları) etrafında inşa edilmiştir. Bu mimari unsurlar doğal manzaraya kusursuz bir şekilde entegre olarak ziyaretçilerin manevi ve estetik deneyimini geliştiriyor. Tapınak kompleksi , bölgede yaşayan çok sayıda Rhesus makak ve langur maymunları popülasyonu nedeniyle halk arasında Galwar Bagh olarak bilinir. Bu maymunlar tapınağın ekosisteminin önemli bir parçası haline gelmiştir ve sıklıkla tapınakların etrafında görülürler. Varlıkları National Geographic'in " Rebel Monkeys " dizisinde ve Wildest India'nın "Thar Desert - Sacred Sand" bölümünde yer almıştır.Tepenin üzerinde Güneş Tanrısı'na adanmış Güneş Tapınağı ( Surya Mandir ) bulunmaktadır. Maharaja Sawai Jai Singh II'nin sarayında görevli olan Diwan Rao Kriparam tarafından inşa edilen bu tapınak, Jaipur ve çevresindeki manzaranın muhteşem manzaralarını sunmaktadır. Tapınak kompleksi, yedi kutsal kundu besleyen doğal kaynaklarıyla ünlüdür. En ünlüsü, asla kurumayan ve arındırıcı özelliklere sahip olduğuna inanılan Galta Kund'dur. Hacılar, özellikle binlerce kişinin kendilerini ruhsal olarak temizlemek için ziyaret ettiği Makar Sankranti sırasında kutsal sularda yıkanmak için buraya akın eder.
[2] Vidyadhar Bahçesi, Jaipur'un baş mimarı Vidyadhar Bhattacharya anısına 1988 yılında inşa edilmiş olup, Hint mimarisinin bilimi olan 'Shilpa Shastra' ilkelerine göre tasarlanmıştır. Shilpa Shastra, resim, çanak çömlek, heykel yapımı, duvar ve taş duvar resimleri, tekstil tasarımı ve daha birçok formatı içeren Hindu ilkelerine ve tasarım, el sanatları ve sanat standartlarına dayanmaktadır. Mimar, ayrıntılı tasarımları ve mimarisiyle görsel harikalar yaratabildiği için Maharaja Sawai Jai Singh'in gözdeleri arasındaydı. Vidyadhar bahçesinin tasarım düzeni ve mimarisi, Moğol, Rajasthani ve klasik Hint mimarisinin bir karışımıdır. Pavyon duvarlarındaki karmaşık tasarımlar ve desenler, özellikle Lord Krishna'nın hayatından olmak üzere Hindu mitolojisinden etkilenmiştir. Diğer tüm Babür etkisindeki bahçeler gibi Vidyadhar Bahçesi de çeşmeleri, çiçek tarhları ve bakımlı bahçeleriyle ünlüdür. Teraslı çimenler, berrak sulara sahip göller ve pavyonların duvarlarını süsleyen süslü fresklerin gerçek özünü yansıtan görkemli pavyonlar vardır. Duvar resimleri Hindu mitolojisinden hikayeleri tasvir ederken, duvarlara kazınmış karmaşık kafes işçiliği, ayna işçiliği ve teraslı çiçek tarhları, Babür mimarisinin tam hissini ve özünü yansıtır.
[3] Sisodia Rani ka Bagh , Jaipur'dan 10 km. uzaklıkta, Jaipur-Agra otoyolunda, Maharaja Sawai Jai, ikinci kraliçesine olan aşkının bir hediyesi olarak saray bahçesini inşa etti. Jaipur Maharajası, ikinci karısı Udaipur Prensesi'ne karşı özel bir sevgi besliyordu ve sevgili kraliçesi için bir inziva yeri olarak özel bir bahçe inşa etti. Prenses, Surya Hanedanlığı'nın soyundan geldiğine inanılan ve bu nedenle Suryavanshis olarak adlandırılan Udaipur'un Sisodia Rajput klanına aitti. Maharaja, 1728 yılında bu bahçeyi yaptırmış ve sevgili eşine, saray siyasetinin ve entrikalarının sıkıcılığından uzaklaşması için hediye etmiştir. Miras bahçesi, Jaipur'daki tüm bahçelerin en büyüğü, en ilgi çekicisi ve en etkileyicisidir. Yemyeşil ağaçlar ve çiçek tarhlarının yanı sıra, güzel Charbagh tarzı bahçe, çok katmanlı sarayı, pavyonları, türbeleri, duvar resimleri, freskleri, manzarası, resimleri ve çeşmeleriyle ünlüdür. Bahçede sık sık tavus kuşları dolaşıyor. Bahçe ayrıca birçok film çekiminin de adresi oldu, bunların en dikkat çekeni ise başrollerini Anil Kapoor ve Sri Devi'nin paylaştığı ünlü 'Lamhe' filmi. Sisodia Rani ka Bagh'ın mimari düzeni çoğunlukla Babür bahçelerinin Charbagh stilinden etkilenmiştir. Bahçeler, Babür bahçelerine özgü çiçek tarhları ve çeşmelerle çok katmanlıdır. Charbagh bahçe stilinden habersiz olanlar için, bu, Babürler (özellikle Babür) tarafından Hindistan'ı işgal ettikten sonra tanıtıldı. Charbagh, yürüyüş yollarıyla bölünmüş, bazen merkezi noktada kesişen su yataklarıyla çevrili, dörtgen veya dört parçalı bahçenin yerel bir Pers stilidir. Dörtgen bahçe tasarımının ilkesi, Charbagh'ın Cennet bahçeleri olarak kesildiği Kur'an'daki ifadelerden alınmıştır. Amber'in Babürlüler ve Kaçvaha yöneticileri, Kaçvaha prenseslerinden birinin Babür imparatoru Ekber ile evli olması nedeniyle büyük siyasi ilişkilerin yanı sıra aile ilişkilerine de sahipti. Kaçvahalar ayrıca orduları yöneten Babürlülerin yanında birçok savaşta yer aldılar. Bu, Amber ve Jaipur mimarisinin çoğunun Babür etkisine sahip olmasının nedenlerinden biridir. Sisodia Rani ka Bagh'ın kuleleri ve pavyonları Hindu motifleri ve Krishna'nın hayatından resimlerle fresklenmiştir ve Hint mimarisiyle inşa edilmiştir. Kraliçe'nin sarayı tüm bahçeye bakacak şekilde yerleştirilmiştir. Sarayın duvarlarındaki duvar resimleri büyük ölçüde Lord Krishna ve en sevdiği Radha'nın hayatlarındaki aşk hikayelerine ve efsanelere dayanmaktadır. Radha ve Krishna'nın duvar resimlerine ek olarak, saray duvarlarında av sahnelerinin duvar resimleri ve resimleri de bulunmaktadır. İyi planlanmış mimarinin bir diğer özelliği de binanın merdivenlerinin hiçbirinin görünmemesi ve gizli kalmış izlenimi vermesidir. Lord Shiva, Lord Hanuman ve Lord Vishnu gibi Hindu Tanrılarına adanmış merkezi bir tapınak bulunmaktadır. Ayrıca merkezi tapınağın yanında doğal bir kaynak da bulunmaktadır.
[4] Galtaji'deki Galav Rishi Tapınağı, Brahma ve Vishnu Tapınağı: Saint Galav Rishi tapınağı: Bu tapınak, bir kaya vadisinin iki kayalığı arasında yapılmıştır ve bu kaya vadisindeki basamaklar, Rishi Galav Tapınağı'na ve Tanrı Hanuman Galta Tapınağı'na çıkar. Galtaji Tapınağı, Aravalli Tepeleri ile çevrili eski bir Hindu hac yeridir. Galav adında bir aziz, tüm hayatını gerçeği aramakla geçirmiştir ve bundan sonra bu yer Galtaji olarak bilinir. Burada kutsal su deposu olan Galta Kund vardır ve bu deponun suyu asla kurumaz. Bu kutsal Galta Kund'da banyo yapmak pavitra olarak kabul edilir. Galta ji'de başka birçok tapınak da bulunmaktadır. Bu tapınakla ilgili önemli bir gerçek, Ram Charit Manas'ın bir kısmının, yani Ramayana'nın bir kısmının Goswami Tulsidas tarafından bu tapınakta yazıldığıdır. Galta kund'un iyileştirici güçleri olduğu söylenir ve bu nedenle burası hac merkezi olarak bilinir. Galta Kund'da, kuru olan vadide kayalardan tatlı su kaynağı sızmaktadır ve iki tankta saklanmaktadır. Galava rishi'nin Galta ji'de ağır kefaret çektiği söylenir. Brahma tapınağı Galta ji'de bulunur ve 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Bu tapınak, Jaipur'da Lord Brahma'ya adanmış tek tapınaktır. Bu tapınak, mermer basamaklar ile ulaşılan yüksek bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Bu tapınağın zemininde Garbha Griha'ya bakan güzel bir kaplumbağa da bulunmaktadır. Zemin tamamen mermerden yapılmıştır ve üzerine çok sayıda gümüş sikke gömülüdür ve bağışçıların isimleri de yazılmıştır. Vishnu tapınağı da Galta Ji'de bulunmaktadır ve dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. Bu, Lord Vishnu'ya adanmış bir Hindu tapınağıdır. Mimari güzelliği ile bilinir. Şimdi, tapınak zamanın geçişiyle birlikte yıpranmıştır. Vishnu tapınağının mabedinde bir kule vardı, ancak şu anda hasar görmüştür.
[5] Jaipur Astronomik Gözlemevi : (Jantar Mantar) : Jaipur ve Hindistan'ın diğer bazı şehirlerinde güneş gözlemevlerinin inşasıyla ilgili efsane olan Raja Sawai Jai Singh (Jai Singh II), 1688 yılında doğdu ve 1699 yılında on bir yaşında Amber tahtına çıktı. Onun hükümdarlığı, Kuzey Hindistan'da sorunlar, savaşlar ve uzun süreli siyasi anarşi dönemleriyle çakıştı. Küçük yaşlardan itibaren astronomiye ilgi duyan Sawai Jai Singh, belirli bir okula bağlı kalmadı, ancak bir bilgin olarak Hindu, Müslüman ve Avrupalı astronomların, özellikle de Ptolemy, Ulugh Beg ve La Hire'nin eserlerini inceledi. Ayrıca, bu konuyla ilgili tanınmış eserleri Sanskritçe ve Farsçaya çevirdi ve astronomiyle ilgili bilgi toplamak için çalışanlarını denizaşırı ülkelere gönderdi. Jai Singh, Özbek astronom Ulugh Beg'i takip ettiğini açıkça belirtmiş ve onun ünlü Yıldız Kataloğu'nu güncellemiştir. Bu çabalarında Samrat Jagannath ve Pt. Kewal Ram'ın yardımını almıştır. Sawai Jai Singh, 1724 yılında Delhi'de taştan yapılmış aletlerle büyük bir gözlemevi inşa etti. Ona göre, bu tür aletler daha küçük pirinç aletlere göre daha kesin ve hassas ölçümler sağlayabilirdi. Daha sonra Jaipur, Ujjain, Benares (Varanasi) ve Mathura'da gözlemevleri inşa etti. Jaipur Gözlemevi 1734 yılında tamamlandı. Beş gözlemevinden en büyüğüdür. Raja'nın neredeyse tüm aletlerini barındırır, daha yüksek bir hassasiyetle inşa edilmiştir ve tüm yeniliklerini içerir. “Rashivalaya Yantra” (Zodyak Çemberi veya Ekliptik Alet) başka hiçbir yerde bulunmaz. Sawai Jai Singh, bu iyi organize edilmiş gözlemevinde kendisi de astronomik okumalar yapardı. Gözlemevi, 1901 yılında Maharaja Madho Singh döneminde yenilenmiştir. Yenileme çalışmaları Pt. Chandradhar Sharma Guleri, Pt. Gokul Chandra Bhavan ve Teğmen A. ff. Garrett tarafından gerçekleştirilmiştir. Taş ve kireç sıvalı işaret plakaları mermer plakalarla değiştirilmiştir. Sawai Jai Singh, Hindistan'da kendi döneminin astronomi patronu olarak öne çıktı. Takvimin düzeltilmesi ve tutulmaların tahmini konusundaki çalışmaları dikkat çekiciydi. 1718 yılında, o dönemin Babür İmparatoru Mohammad Shah'a adadığı “Zeech-i-Muhammad Shahi” adlı bir dizi astronomik tablo hazırladı. 1743'ten 1786'ya kadar Hindistan'ı gezen Cizvit misyoneri Tieffenthaler, “Des Pater Joseph Tieffenthaler's Historisch-Geographische Beschreibung von Hindustan” adlı kitabında Jaipur Gözlemevi'ni şöyle tanımlamıştır: "Ancak (Jaipur'da) ayrıntılı bir açıklamayı hak eden bir yer, astronomik gözlemlerin yapıldığı yerdir: bu, dünyanın bu bölgesinde hiç görülmemiş bir çalışmadır ve aletlerin yeniliği ve ihtişamı ile insanı hayrete düşürür!
[6] Gözlemevi, zamanı ölçmek, tutulmaları tahmin etmek, Dünya Güneş etrafında dönerken büyük yıldızların yerini izlemek, gezegenlerin eğimlerini belirlemek ve göksel yükseklikleri ve ilgili astronomi ve göksel navigasyonda belirli bir zaman aralığında astronomik nesnelerin gökyüzünde doğal olarak oluşan konumlarını kaydetmek için on dokuz araçtan oluşur. Araçlar (alfabetik sırayla):
1. Çakra Yantra (bir gnomonun gölge düşürdüğü dört yarım daire şeklindeki yay, böylece Güneş'in günün dört belirli saatindeki eğimini verir. Bu veri, dünyanın dört bir yanındaki dört gözlemevindeki öğle saatlerine karşılık gelir (İngiltere'deki Greenwich, İsviçre'deki Zürih, Japonya'daki Notke ve Pasifik'teki Saitchen; bu, dünyanın farklı yerlerindeki yerel saatleri kaydeden bir saat duvarına eşdeğerdir.)
2. Dakshin Bhitti Yantra (gök cisimlerinin meridyen, yükseklik ve zenit mesafelerini ölçer)
3. Digamsha Yantra (güneşin azimutunu ölçmek ve gün doğumu ve gün batımı tahminlerini hesaplamak için kullanılan, iki eş merkezli dış dairenin ortasındaki bir sütun)
4. Disha Yantra (yön tespiti için kullanılır)
5. Dhruva Darshak Pattika ( Kutup yıldızının diğer gök cisimlerine göre konumunu gözlemleyin ve bulun )
6. Jai Prakash Yantra (gökyüzünün ters görüntülerini haritalayan ve gözlemcinin aletin içinde hareket etmesine olanak tanıyan işaretli mermer levhalara sahip iki yarım küre şeklindeki çanak tabanlı güneş saati; yükseklikleri, azimutları, saat açılarını ve sapmaları ölçer)
7. Kapali Yantra (gök cisimlerinin azimut ve ekvator sistemlerindeki koordinatlarını ölçer; gökyüzündeki herhangi bir nokta görsel olarak bir koordinat sisteminden diğerine dönüştürülebilir)
8. Yantra Kanalı
9. Kranti Vritta Yantra (Gök cisimlerinin enlem ve boylamını ölçer)
10. Laghu Samrat Yantra (anıttaki, zamanı ölçmek için 27 derece eğimli, Vrihat Samrat Yantra'dan daha az doğru olsa da daha küçük güneş saati)
11. Misra Yantra ( karışık enstrüman anlamına gelir, beş farklı enstrümanın bir araya getirilmesiyle oluşur)
12. Nadi Valaya Yantra (aletin farklı yüzlerinde iki güneş saati, iki yüz kuzey ve güney yarımküreleri temsil eder; zamanı bir dakikadan daha az bir doğrulukla ölçer)
13. Palbha Yantra
14. Rama Yantra (Güneş'in yüksekliğini ve azimutunu bulmak için kullanılan dik bir yapı)
15. Rashi Valaya Yantra (Yıldızların, gezegenlerin ve tüm 12 takımyıldız sisteminin ekliptik koordinatlarını ölçen 12 gnomon kadranı)
16. Shastansh Yantra (Vrihat Samrat Yantra'nın yanında) Bu alet, karanlık bir bölme içinde meridyen düzleminde inşa edilmiş 60 derecelik bir yaya sahiptir. Öğle vakti, Güneş'in iğne deliği görüntüsü, gözlemcinin Güneş'in zenit mesafesini, eğimini ve çapını ölçmesini sağlayan bir ölçeğin altına düşer.)
17. Unnatamsa Yantra (ortasında bir delik bulunan, yatay ve dikey çizgilerle dört parçaya bölünmüş metal bir halka; aletin konumu ve yönelimi, gök cisimlerinin yüksekliğinin ölçülmesine olanak tanır)
18. Vrihat Samrat Yantra (dünyanın en büyük gnomon güneş saati, güneş ışığından oluşan gölgeyi kullanarak zamanı 2 saniyelik aralıklarla ölçer)
19. Yantra Raj Yantra ( dünyanın en büyüklerinden biri olan 2,43 metrelik bronz usturlap, yılda sadece bir kez kullanılır, Hindu takvimini hesaplar)
[7] Hawa Mahal, Hindistan'ın Rajasthan eyaletine bağlı Jaipur şehrinde bulunan bir saraydır. Kırmızı ve pembe kumtaşından inşa edilen saray, Jaipur Şehir Sarayı'nın kenarında yer alır ve Zenana veya kadın odalarına kadar uzanır. Hawa Mahal, " rüzgarların sarayı " olarak bilinir. Yapı, Rajasthan eyaletindeki Jhunjhunu şehrinin kurucusu Maharaja Sawai Jai Singh'in torunu olan Maharaja Sawai Pratap Singh tarafından 1799 yılında inşa edilmiştir. Hawa Mahal, bal peteğine benzeyen birçok küçük pencere ve balkona sahip olduğu için eşsiz olarak kabul edilir. Mimar Lal Chand Ustad tarafından tasarlanmıştır. Beş katlı dış cephesi, karmaşık kafes işçiliğiyle dekore edilmiş Jharokhas adı verilen 953 küçük penceresiyle bir petek gibidir. Kafes tasarımının orijinal amacı, kraliyet hanımlarının aşağıdaki sokakta kutlanan günlük yaşamı ve festivalleri görülmeden gözlemleyebilmelerini sağlamaktı. Bu mimari özellik ayrıca Venturi etkisinden gelen serin havanın geçmesine izin vererek, yazın yüksek sıcaklıklarda tüm alanı daha keyifli hale getirir. Birçok kişi Hawa Mahal'i sokaktan gördüğünde sarayın önü olduğunu düşünür, ancak arkasıdır. Bu saray, yaklaşık 15 m yüksekliğe ulaşan beş katlı piramit şeklinde bir anıttır. Yapının en üstteki üç katı tek bir odanın genişliğine sahipken, birinci ve ikinci katların önünde avlular vardır. Sokaktan bakıldığında ön cephe, küçük pencereleri olan bir petek gibidir. Her pencerede minyatür pencereler ve oyulmuş kumtaşı ızgaralar, yaprak veya çiçek şeklinde süs ve kubbeler bulunur. Yarı sekizgen bölmelerden oluşan bir kütle görünümü ve anıta benzersiz cephesini verir. Binanın arka tarafındaki iç yüz, sütunlarla inşa edilmiş odalardan ve minimal süslemeli koridorlardan oluşur ve en üst kata kadar uzanır.
[8] Hawa Mahal, MS 1799 yılında Maharaja Sawai Pratap Singh tarafından mimar Lal Chand Usta'nın gözetiminde inşa edilmiştir. Sawai Pratap Singh, Lord Krishna'nın adanmışıydı ve bu nedenle bu sarayın cephesini Lord Krishna Tacı şeklinde tasarladı. Bu 87 feet yüksekliğindeki piramit şeklindeki beş katlı yapı 365 pencereye sahiptir. Her kat özel olarak Sharad Mandir, Ratan Mandir, Vichitra Mandir, Prakash Mandir ve Hawa Mandir olarak adlandırılmıştır. Bu sarayın ana girişi Anandpoli, ikinci girişi ise Chandrapoli olarak bilinmektedir. İkinci avluda bir su çeşmesi bulunmaktadır. Güneyinde Pratap Mandir, Maharaja'nın kişisel odası ve kuzeyinde Bhojanshala (Yemek Salonu) bulunmaktadır. Hawa Mahal, kraliyet hanımlarının Teej, Gangaur ve ana pazar caddelerinden geçen diğer alayları izlemek için geldikleri bir geçitle şehir sarayına bağlanmaktadır.
[9] MAHARAJA SAWAI PRATAP SINGH (MS 1778-1803) - PRATAP MANDIR Pratap Mandir - Maharaja Sawai Pratap Singh'in kişisel ikametgahı, Lord Krishna'ya ibadet için yalnız bulunan bir tapınağının bulunduğu yere yapılmıştır. Büyük bir şair olan Sawai Pratap Singh, Lord Krishna'nın müridiydi. Ayakta duran mankeni, elinde hala bir kalemle, Lord Krishna'yı övmek için yazdığı bir şiir olan, tanrıya olan yoğun sevgi ve inancını sergiler. Dingal dilindeki adanmışlık sözlerinden birinde, hükümdar Hawa Mahal'i anlatmış ve Lord Krishna'yı düşüncelerindeki hayırlı ve mutlu varlığı için şöyle çağırmıştır:- “Hawa Mahal thatay kiyo, sab samjho yah bhaav Radha Krishna sidharsi, daras paras ka bhaav... Pratap Mandir'in önündeki geniş veranda 'Shubham Bhawantu' olarak bilinir, bu da 'hayırlı olsun' anlamına gelir; bu alan sürüngen ve çiçek bitkileriyle süslenmiş, hoş kokularını etrafa yayarak Krishna bhakti için keyifli bir atmosfer sağlamıştır. Çekici ahşap ve metal kaplama kapılar kraliyet konutunun cazibesini arttırmaktadır.
[10] Heykel Sanatında Müzik Aletleri : Müzik, insan ruhunun güzel bir ifadesidir. Müzik, çevremizin her yerinde hissedilir. Kuşların cıvıltısı, böceklerin uğultusu, bulutların gürültüsü, yaprakların hışırtısı ve nehrin sesi, insana her zaman keyif verir. Geleneklerimizin ve kültürel mirasımızın kanıtları olan müzik aletleri, müziğin can damarıdır. Bunlar hayatımıza uyum getirir. Shiva'nın Damroo'su, Krishna'nın flütü, Meera'nın Ektara'sı, Arjuna'nın Panchjanya deniz kabuğu, Narad'ın Rudra Veena'sı ve Saraswati'nin Veena'sı bu enstrümanların kutsallığını kanıtlar. Ton, ritim ve vuruşla süslenen bu müzik aletlerinin ses dalgaları, görkemli mirasımızın sembolleridir. Bir müzik aleti, müzik sesleri çıkarmak için yaratılır veya benimsenir. Tarihleri, insan kültürünün başlangıcına kadar uzanır. Başlangıçta, bunlar avda başarı için trompet veya uğurlu törenler için davul gibi ritüellerde kullanılmış olabilir. Kültürler sonunda eğlence için melodilerin bestelenmesini ve icrasını geliştirdi. Müzik aletleri, değişen uygulamalarla birlikte adım adım gelişti.
Bharat Muni tarafından yazılan 'Natya shastra'ya göre, müzik aletleri dört gruba ayrılır:
• Telli çalgılar (Chordophones) - Bunlar, telleri titreştirerek ses üretir, örneğin Sitar, Sarangi, Ektara, Harp, Tanpoora, Rawan-hattha, Jhallari (Fimbria), Sarod, Santoor, Kamaicha vb.
• Nefesli çalgılar (aero phones) - Bunlar hava kolonlarını titreştirerek ses üretir. Örneğin klarnet, Been (yılan oynatıcı flütü), Morchang, flüt, Alghoja, Mashak, Harmonium, trompet vb.
• Derisi olan vurmalı çalgılar (Membranofonlar) - Çalgıların başlıkları hayvan derisi ile kaplıdır. Örneğin: Davul, Dholak (Tambur), Mridangum, Tabla (Tabor), Chang (Tamburin), Dhol (Rataplan), Nagada, Damroo, Pakhavaj, Bhapang, Daff vb.
• Perküsyon enstrümanları (idiophones) - Bunlar metalden yapılmıştır. Örneğin: Ziller, Jingles, Jhanjh, Ghungroo (küçük çanlar) Khartal, Tambourine.
Müzik ve müzik aletleri insanlık üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Rajasthan'da birçok sanatçı resim ve heykel sanatıyla müzik ve dansa olan sevgilerini ifade etmiştir. Heykel sanatında müzik aletlerinin tasvir edilmesinin tarihi çok eski dönemlere kadar uzanır. En iyi örnekleri Rang Mahal (Kota) tapınaklarında bulunmuştur. Shuknasa mimari bölümünün bir nişinde tasvir edilen 'Jhallary vadak' idolü, Kota Devlet Müzesi'nde sergilenmektedir. Dara (Kota bölgesi) 'dan satın alınmış olup Gupta dönemine (5. yüzyıl) aittir. Bu galeride, Rajasthan'ın müzik aletlerini tasvir eden heykel sanatı sergilenmektedir.
[11] ISARLAT: Jaipur şehrinin kurucusu Maharaja Swal Jai Singh II'nin en büyük oğlu Swai Ishwari Singh ile ikinci oğlu Swai Madho Singh I arasında 1749 yılında Jaipur tahtı için bir veraset savaşı yaşandı. Bu savaşı Swai Ishwari Singh kazandı. Bu zaferi anmak için Isarlat olarak bilinen ve halk arasında Sargasuli olarak adlandırılan bir zafer sütunu inşa edildi. Isarlat, 42 m. yüksekliğinde, yedi katlı ve sekizgen şekilli olup Jaipur şehrinin merkezinde yer almaktadır. Mimari açıdan muhteşem bir örnektir. Jaipur'un manzarası en üst katından izlenebilir.
Isarlat Sargasooli veya "cenneti delen" anıt, Sawai Ishwari Singh tarafından 1749 yılında inşa edilmiştir. Ishwari Singh, Mewar ve Marathaların birleşik ordularına karşı zafer kazanmıştır. Bu onun için hiç de kolay bir başarı değildi ve bu zaferi Isar Lat veya Swargasuli'yi inşa ederek anmaya karar verdi. Daha sonra büyük Maratha ordusuyla savaşmak yerine kendini öldürmeyi seçmesi ve ne yazık ki toplumundan kovulan tek Rajput kralı olması gerçekten üzücüdür. Minare yedi katlıdır ve bu kulenin tepesine ulaştığınızda tüm şehri bir bakışta görme fırsatına sahip olacaksınız. Qutub Minar ve Chittorgarh'daki Kirti Stambha, Ishwari Singh'in Isar Lat'ı inşa etmek istediğinde ilham verici örnekler olmuştur. Isar Lat, Tripolia Çarşısı ve Gangori Çarşısı'nın Chhoti Chaupar Chowk ve Tripolia Kapısı yakınlarındaki buluşma noktasında yer almaktadır.
[12] Jaipur'daki Albert Hall Müzesi, eyaletin en eski müzesidir ve Hindistan'ın Rajasthan eyalet müzesi olarak işlev görmektedir. Bina, şehir duvarının dışında, Yeni Kapı'nın karşısındaki Ram Niwas bahçesinde yer almaktadır ve Hint-Sarazen mimarisinin güzel bir örneğidir. Bina, Samuel Swinton Jacob tarafından tasarlanmış ve Mir Tujumool Hoosein tarafından desteklenmiş olup, 1887 yılında halka açık müze olarak açılmıştır. Maharaja Ram Singh başlangıçta bu binanın bir belediye binası olmasını istemiştir ancak halefi Madho Singh II, bunun Jaipur sanatı için bir müze olması gerektiğine karar vermiş ve yeni Ram Nivas Bahçesi'nin bir parçası olarak dahil edilmiştir. Adını Galler Prensi olarak şehre yaptığı ziyaret sırasında 6 Şubat 1876'da temel taşının atıldığı Kral Edward VII'den (Albert Edward) almıştır. Albay Tomas H. Hendley'e koleksiyonun küratörlüğünü yapma sorumluluğu verilmiştir. Maharaja ve Hendley, vizyonlarını gerçekleştirmede Samuel Swinton Jacob'dan yardım almıştır. Albert Hall Müzesi, Hendley'in 1883'teki görkemli Jaipur Sergisi için bir araya getirdiği endüstriyel el sanatları koleksiyonundan doğmuştur. Rajasthan, bir prenslik yönetimi altındaydı ve kadınlar için purdah (örtü) uygulaması bölgede yaygındı. Bu bağlamda, her Cuma kadın ziyaretçilere ayrılmıştı. Bu tür birçok yenilikçi müze uygulaması nedeniyle Albert Hall ünlü oldu ve özelliklerinin çoğu Batı'da bile oldukça beğenildi, ancak müzenin en büyük cazibesi, kapsamlı endüstriyel sanat koleksiyonu. Koleksiyonlar, Maharaja Sawai Ram Singh II ve Maharaja Sawai Madho Singh II'nin vizyonuna, ilhamına ve çabalarına ve Hendley ve Jacob'a çok şey borçludur. Müzede resimler, mücevherler, halılar, fildişi, taş, metal heykeller ve kristal eserler dahil olmak üzere zengin bir eser koleksiyonu bulunmaktadır. Koleksiyonda Gupta, Kuşan , Delhi Sultanlığı, Babür ve İngiliz dönemlerine ait sikkeler yer almaktadır. Hendley tarafından silahlar ve zırhlar, heykeller, Japonya, Sri Lanka, Myanmar, Macaristan, Almanya, Avusturya vb. ülkelerden uluslararası sanat eserleri, çanak çömlek, halılar, mücevherler, müzik aletleri, fildişi, ahşap işçiliği ve taş işçiliği dahil olmak üzere 19.000 nesneden oluşan bir depo toplandı. Mısır koleksiyonu birçok nesneye ev sahipliği yapmaktadır. Bir Mısır mumyası bu müzenin ana cazibe merkezidir. 17. yüzyıl Pers bahçe halısı ve birçok antik heykel müzenin gözde hazineleridir. Koleksiyon için çok sayıda pirinç ve metal nesne edinildi. Bunların çoğu Londra İmparatorluk Enstitüsü'ndeki Jaipur Sergilerinin kopyalarıydı ve diğerleri 1893-94'te Lahor'daki Pencap Sergisi'nde satın alındı. Koleksiyon birçok galeriye bölünmüştür; seramik koleksiyonu, Hindistan'ın birçok bölgesinin yanı sıra hem batı hem de doğu dünyasından seçkin örnekleri barındıran en büyük ve en çeşitli koleksiyondur. Müze binası mermer ve taştan yapılmıştır. Bina özellikle bir müze düşünülerek genişletilmiştir. Binanın dış duvarları antik medeniyetlerden sahnelerle boyanmıştır. Avlunun üst kısmında duvarlara Kuran, İncil ve Hint destanları gibi dini metinlerden alıntılar yazılmıştır. Duvarlarda renkli resimlerle tasvir edilen Mahabharata ve Ramayana'dan altı sahne bulunmaktadır. Altı panelli sette büyük kumar sahnesinin destansı anlatıları, beyaz atın kaçırılması, Damayanti'nin Swayamvara'sı, Kral Mewardhwaja'nın kurban edilmesi ve Bhikya'nın Chandraha'larla evlenmesi yer almaktadır. Bu duvar resimleri, 19. yüzyıl kopyacıları tarafından Mahabharata'nın Farsça çevirisi olan Razmnama'nın 16. yüzyıl el yazmasından kopyalanmıştır.
[13] ALBERT HALL: Albert Hall'un temeli, 1876 yılında Prens Albert Edward'ın Jaipur'u ziyareti sırasında atıldığında, binanın ne amaçla kullanılacağı henüz belirlenmemişti. Kültürel veya eğitim amaçlı ya da belediye binası olarak kullanılması yönünde bazı öneriler vardı. Ancak 1880 yılında Maharaja Sawai Madho Singh II, yerleşik cerrah Dr. Thomas Holbein Hendley'in (ilgi alanları tıbbi sorumluluklarının ötesine uzanan) yerel zanaatkarların ürünlerini sergilemek için bir Endüstriyel Sanatlar müzesi açılması önerisini onayladı. 1881 yılında geçici bir binada küçük bir müze kuruldu ve büyük ilgi gördü. Ayrıca, Hendley 1883 yılında Naya Mahal'da (eski Vidhan Sabha) bir Jaipur Sergisi düzenledi. Bu etkinliklerin amacı, yerel zanaatkarları Hindistan'ın en iyi sanat eserleri ve el sanatları örnekleriyle tanıştırarak becerilerini geliştirmeleri için ilham vermek, böylece geleneksel sanatı korumak ve yaşatmak, becerileri yeniden canlandırmak ve zanaatkarlar için daha fazla istihdam sağlamaktı. Serginin, gençleri çeşitli alanlarda eğitmeye yardımcı olması ve Jaipur halkını eğlendirip bilgilendirmesi de amaçlanıyordu. Albert Hall 1887'de tamamlandı ve Hindistan'ın çeşitli bölgelerinden ve komşu ülkelerden toplanan eserlerin sergilendiği geçici müze ve sergi birleştirilerek yeni müzede kalıcı bir yere taşındı. Bina, serginin ayrılmaz bir parçası haline geldi; Hint-Sarazen mimarisi ve taş süslemeleri, Babür'den Rajput'a kadar çeşitli klasik Hint tasarım stilleri için bir referans kaynağı oldu. Koridorlar bile Ramayana dahil çeşitli tarzlarda duvar resimleriyle süslenmişti ve İmparator Akbar için hazırlanan Farsça Razmnama'daki resimlerden kopyalar içeriyordu. Diğer duvar resimlerinde Avrupa, Mısır, Çin, Yunan ve Babil medeniyetleri tasvir edilerek, bölge halkının bunları kendi medeniyetleriyle karşılaştırıp karşılaştırma yapabilmesi ve tarih ve sanat bilgilerini geliştirebilmesi amaçlanmıştı. Rudyard Kipling (kendisi bir küratörün oğluydu) bir ziyaretinde mimari, ahşap işçiliği, sergi, sergilenen eserler, temizlik ve en azından küratörün ofisinden o kadar etkilendi ki, “artık Kalküta'dan aşağıya doğru Hindistan'daki diğer tüm müzelere bir sitem” diye yazdı. 1898 yılında Hendley'in ayrılmasının arifesinde, Durbar'ın cömert mali yardımını takdir ederek, müzenin yıllık ziyaretçi sayısının ortalama olarak çeyrek milyonu aştığını ve on bir yıl içinde üç milyondan fazla ziyaretçinin müzeyi ziyaret ettiğini yazdı. Böylece Albert Hall, medeniyetlerin tarihine dair bilgi aktarımı, zanaatkarların becerilerini geliştirmeleri için ilham kaynağı olma, geleneksel Hint sanatları, el sanatları ve mimari formların korunması ve geliştirilmesi ve en azından Hendley'in dediği gibi “halkı eğlendirmek ve eğitmek” için bir merkez haline geldi.
[14] SAMUEL SWINTON JACOB: İngiliz Askeri mühendisi Binbaşı Samuel Swinton Jacob, 1867'de yeni kurulan Jaipur PWD'nin Müdürü oldu ve 35 yıllık kariyerinin geri kalanını Jaipur'da geçirerek dönemin mimari faaliyetlerine önemli katkılarda bulundu. Tasarladığı ilk bina Mayo Hastanesi'ydi (bugün Zanana Hastanesi'ne ev sahipliği yapmaktadır). Benimsediği mimari tarz Hint-Sarazen'di. Ayrıca becerilerini Ajmer'deki Mayo Koleji'nde Jaipur öğrencileri için bir pansiyon tasarlamayı da kattı. Galler Prensi'nin 1876'daki ziyaretinin ardından Albert Hall'u tasarlama ve inşa etme görevi genç Jacob'ın omuzlarına düştü ve Başdenetçisi Tujumul Hoosein, sanatçı Ram Baksh ve iki çizer Shankar Lal ve Chote Lal tarafından desteklendi. Baş duvar ustaları Chander ve Tara'ydı. Jacob'ın personeli, Albert Hall için yeni tasarımlar üretmek üzere ilham almak üzere Delhi, Agra ve Fatehpur Sikri'deki Babür anıtlarını incelemek üzere gönderildi. Albert Hall'un genel tasarımı Jacob'a ait olsa da, yerel sanatı temsil etmesi gereken ayrıntılı tasarımlar, avlulardaki her bir sütuna imzalarını bırakan bireysel zanaatkarların ve duvar ustalarının tasarımlarıydı. Jacob ayrıca Jaleb Chowk'ta Naya Mahal (şimdiki eski Vidhan Sabha binası) adlı yeni bir idari bina inşa etmekle görevlendirildi. Bu, tepede vazolar bulunan üçgen ve yarım dairesel alınlıklı bir dizi Avrupa neo-klasik niş içeren deneysel bir tasarımdı. Üst katlarda, dekoratif Hint kemerleri pencereleri çerçeveliyordu. Jacob ayrıca Maharaja Ram Singh II'nin chhatri'si için tasarımlara katkıda bulundu ve bunlardan biri sonunda Sawai Madho Singh II tarafından inşaat için onaylandı. Jacob, Maharaj Madho Singh'in 1902'de Edward VII'nin taç giyme törenine katılmak üzere Londra'ya yaptığı ziyaret sırasında kraliyet tercümanı oldu.
[15] Halı Galerisi: Bu galeride, müze tarafından uzun bir süre boyunca toplanan muhteşem bir Pers, Babür ve Hint halıları koleksiyonu sergilenmektedir. Müze 1896 yılında açıldığında, müzede sadece yedi adet Hint yapımı havlı halı vardı ve bunlar o dönemde daree, jajim, baskılı yer örtüsü ve işlemeli örtü gibi diğer yer örtüleri ile birlikte sergileniyordu. Bu halılardan üçü hapishanede mahkumlar tarafından yapılmıştı (Hapishane halıları olarak adlandırılır), ikisi Lahor ve Alwar'da yapılmıştı ve kalan ikisi Güney Hindistan kökenliydi. Daha sonra 1930'larda, 1938'de üç halı daha geldi. O dönemde piyasada üç tür halı biliniyordu: Vilayati, Orta Asya ve Pers halıları en pahalı olanlardı; Lahor'da üretilen ve Lahori olarak adlandırılan orta kaliteli halılar, pamuklu bir taban üzerine yün halı dokunmuştu; üçüncü tür ise Desi, yerel, Agra, Amber ve belki de Ajmer'de dokunmuş, Bikaneri yününden yapılmış halılardı. Zamanla, Pers ve diğer halı türleri de koleksiyona eklendi. Koleksiyonun önemi, çeşitliliğinde yatmaktadır. Müzede farklı şekil, boyut ve türlerde halılar bulunmaktadır. Dikdörtgen şekilli halıların yanı sıra, kemer şekilli ve dairesel şekilli halılar da koleksiyonu süslemektedir. Bu koleksiyonun ana cazibesi, dünyadaki altı bahçe halısı arasında en görkemli olan büyük Pers bahçe halısıdır. Müze şu anda 18 halıdan oluşan bir koleksiyona sahiptir ve bunlardan aşağıdakiler sergilenmektedir.
1. Pers Bahçe Halısı, 17. yüzyıl.
2. Halıdan uzun panel, Lahor, 17. yüzyıl ortası.
3. Çiçek desenli kemer şeklindeki halı, 17. yüzyıl ortası, Lahor.
4. Dairesel halı, Mughal, Lahor, 17. yüzyıl ortası.
5. Kemer Şeklinde Halı, Mughal, Lahore, 17. yüzyıl ortası.
6. Büyük Halı, Lahore Hapishanesi, 19. yüzyıl.
7. Jaipur hapishanesi halısı - 19. yüzyıl.
Bu galerinin duvarlarında ayrıca dört adet 19. yüzyıl büyük boyutlu yağlı boya tablo ve bu binanın onuruna inşa edildiği Galler Prensi Albert VII'nin portresi sergilenmektedir. Ayrıca burada 19. yüzyıl piyanosu da sergilenmektedir.
[16] BEYAZ ATIN KAÇIRILMASI: Pandavalar ve Kauravalar arasındaki büyük savaşın sonunda, Pandavaların en büyüğü olan Yudhishthira, en üstün kral olduğunu kanıtlamak ve çok sayıda kutsal kişiyi öldürmenin günahını telafi etmek için bir at kurbanı düzenledi. Bir at temin edildi ve Krishna'ya gösterildi. Krishna, atı Zenana'ya göndererek kadınların görmesini sağladı. Yolda, düşmanı Anusal hayvanı çaldı, ancak bu olay fark edildi ve kurban töreni usulüne uygun olarak tamamlandı. Orijinalin ressamları, yaklaşık MS 1590: Tárá ve Ramdas. Modern kopyacılar, MS 1887: Ganesh ve Hardeva.
MAHABHARATA'DAKİ BÜYÜK KUMAR SAHNESİ: Beş Pandu kardeşin en büyüğü olan Yudhishthira, düşmanları Kauravas tarafından, şampiyonları Sakuni ile Chaupar oyununu oynamaya ikna edildi. Sakuni, hileli zarlar sayesinde Yudhishthira'nın krallığını ve kendisi ile kardeşlerinin karısı Draupadi'yi kazandı. Kauravas'lardan biri, Draupadi'nin elbisesini yırtarak ona hakaret etmeye çalıştı, ancak Krishna, Draupadi'nin erdemli karakterini onaylayarak elbisesini mucizevi bir şekilde uzattı. Orijinalin ressamları, M.S. 1590: Basawan & Danau Modern kopyacılar, M.S. 1887: Ram Chandra & Nand Lal.
DAMAYANTI'NIN EVLİLİK SEÇİM TÖRENİ: MAHABHARATA'DAN DAMAYANTI: Damayanti'nin babası, kızının bir lord seçeceği bir turnuva düzenledi. Jeypore Maharajahlarının ünlü atası Nala da bu turnuvaya katıldı. Ancak büyük tanrılar Indra, Agni, Varuna ve Yama onun kılığına girerek kızın elini istediler. Damayanti, “Tanrılara saygı gösteririm ama sizinle evlenmem” diye cevap verdi ve tanrılardan gerçek Nala'yı onlardan nasıl ayırt edebileceğini göstermelerini istedi. Acıyan tanrılar, şekillerinin gölge oluşturmadığını, ayaklarının yere değmediğini, göz kapaklarının kırpışmadığını ve vücutlarının terlemediğini söylediler ve böylece kız, efendisini tanıdı. Orijinalin ressamı, MS 1590. Tulsi. Modern kopyacılar, MS 1887: Sheobuksh, Balmukand,
RAJA MEWARADHWAJA'NIN KURBAN EDİLMESİ: Beyaz At'ın büyük kurban edilmesinden önce, hayvan bir yıl boyunca ülkede dolaşmasına izin verildi ve eğer herhangi bir düşman tarafından dokunulmazsa, sahibinin en üst düzey şef olduğu kabul edildi. Raja Yodhishthira'nın atı, Raja Mewaradhwaja'nın oğlu tarafından ele geçirildi. Krishna ve Arjuna, yeminli olduğu için reddedemeyeceği bir iyilik isteyerek babayı cezalandırmaya karar verdiler. Krishna, kendi çocuğunu ele geçiren kaplana oğlunun yarısını vermesini ve ancak bu şekilde yatıştırılabileceğini rica etti. Baba bunun yerine kendi vücudunun yarısını vermeyi kabul etti ve karısı ile oğlu onu ikiye bölmek üzereydiler. Ancak Krishna, babasının gözlerinden birinde bir damla gözyaşı gördü ve isteksiz bir kurbanı kabul etmeyi reddetti. Ancak Raja, tanrının vücudunun tamamını almayı reddettiği için ağladığını söylediğinde, Krishna çok memnun oldu ve onu affetti. Orijinalin Ressamları, MS rsyo: Laland Blogst Modern Kopyaçılar. MS 1887: Chidi Lal ve Foguerett.
LANKA'NIN YANMASI: MAHABHARATA'DA YER ALAN İKİNCİ BÜYÜK HİNT EPOSU RAMAYANA'DAN BİR BÖLÜM: Lanka (Seylan), İblis Kral Ravana tarafından yönetiliyordu. Maymun Tanrısı Hanúman, casus olarak buraya girdi, ancak yakalandı; kuyruğu yağlı bezlerle kaplandı ve tümü ateşe verildi. Bu hakarete misilleme olarak, vücudunu büyüttü ve yanan kuyruğuyla şehrin sekizde birini ateşe verdi. Orijinal resim Basawan ve Miski tarafından M.S. 1590 civarında yapılmıştır. Coby, Murli ve Kishan tarafından M.S. 1887'de büyütülmüştür.
BIKHYA VE CHANDRAHASA'NIN EVLİLİĞİ: Raja'nın oğlu Chandrahasa, hem babasını hem de annesini kaybetmiş ve sadık bir dadı tarafından gizlice büyütülmüştü. Ancak ülkenin bakanı, onun kökeninden şüphelenerek onu öldürmeye çalıştı. Bir keresinde, oğluna bir mektup göndererek, onun düşmanı olduğu için ona zehir vermesini emretti. Kızı Bikhya, bahçede uyuyan genci gördü ve mektubu okuduktan sonra onunla evlenmeye karar verdi. Çok basit bir değişiklikle mektubu şöyle değiştirdi: “Ona Bikhya'yı ver, o benim dostumdur.” Oğlu bu öneriyi uyguladı ve babası geri döndüğünde mektup evlilik için yetki belgesi olarak sunuldu. Chandrahasa, kral tarafından halefi olarak evlat edinildi. Orijinalin ressamları, yaklaşık MS 1590: Madho ve Lal. Modern kopyacılar, MS 1887: Murli ve Kishan:
[17] Silahlar ve Silah Galerisi: Bu galeride sergilenen silahlar çoğunlukla ortaçağ ve modern dönemlere aittir. Burada sergilenen tabanca ve revolver gibi ateşli silahlar, Bharatpur'un eski hükümdarları tarafından hediye edilmiştir. Sergilenen diğer silahlar genellikle Jaipur'un hükümdarları ve ordusu tarafından kullanılmış olup, yerel olarak üretilmiş veya İran ve Avrupa'dan ithal edilmiştir. Bu nedenle bazıları Farsça, bazıları ise İngilizce isimlere sahiptir. Koleksiyon, metaller, barut, silahların kullanımları ve ortaçağ silahlarının tasarımları hakkında zengin bilgiler sunmaktadır. Ayrıca, bu silahları hazırlayan zanaatkarların sanatsal becerilerini ve ustalıklarını da ortaya koymaktadır. Zanaatkarlar, koftkari ve tarkashi kakma işçiliği gibi çeşitli teknikler kullanarak silahların saplarını, kabzalarını ve kınlarını ince sanat eserleriyle süslemişlerdir. Yerli kılıç, hançer ve tabancaların yapımında kullanılan çelik üç türden oluşmaktadır: faulad (en güçlü ama kırılgan), sakela (en esnek) ve ispat. Ayrıca, kılıç ve kabzaların kakma işleri altın, gümüş veya bakır ile yapılmıştır. Sergilenen silahlar arasında kılıçlar, hançerler, savaş baltaları, mızraklar, süngüler, tabancalar ve revolverler, tüfekler, barut şişeleri, bacak ve kol koruyucuları, ayakkabılar, göğüs koruyucuları, miğferler, yumruk koruyucuları, hava tabancaları ve yaylar ve oklar bulunmaktadır. Bu silahlar, boyutlarına, malzemelerine, kullanımlarına, dekoratif desenlerine ve menşe yerlerine göre farklı isimler taşımaktadır. Bunlar arasında öne çıkanlar arasında 19. yüzyıldan kalma Sialkot (Pakistan) menşeli Charaina göğüs koruyucusu, Sirohi menşeli papağan şeklinde bir tepeye ve turkuazdan yapılmış bir göze sahip yumruk koruyuculu kılıç kabzası, yılan şekilli kılıç, Maru kalkanı ve deve tüfeği bulunmaktadır. Nesneler üzerinde yapılan ince kakma işçiliği özellikle dikkat çekicidir.
[18] Mahabharat Kalkan 19. Yüzyıl. Jaipur'lu Ganga Baksh tarafından bronz zemin üzerine gümüş kaplama pirinç plaket. İmparator Akbar'ın Razmnama'sını, Mahabharat'ın Pertian diline çevirisini illüstrasyonlayan ünlü sanatçıların tablolarını taklit eder. Veda Vyas, Efsanevi Bilge, Epik Mahabharat'ın Yazarı, madalya'nın alt kısmında görünüyor. Olayların anlatımı, Pandu'nun hükümdarlığını bırakması ve kör kardeşi Dhrıtrashtra'nın velayeti ile başlıyor. Yudhısthır'in at kurban etmesi ile başlayan, Pandu'nun beş oğlu ile Dhrıtrashtra'nın yüz oğlu arasındaki büyük olaylar arka arkaya gösterilir. Ay Da, “Chandravanshıs” olarak adlandırılan klanın atası olarak zirvede gösterilir. Ay'a kutsal olan çiçekler arka plan motifini oluşturur.
Ramayan Kalkan 19. Yüzyıl. Jaipur'lu Ganga Baksh tarafından bronz zemin üzerine gümüş kaplama pirinç plaket. İmparator Akbar'ın Mahabharat'ın Persçeye Çevirisi Olan Razm-Nama'yı illüstrasyonlayan ünlü sanatçıların tablolarını taklit eden. Zirvede, efsanevi “Raghu” Ailesinin (Raghuvansh) kahramanlarının indiği ve bu nedenle “Suryawanshı” Klanı olarak adlandırılan güneşin sembolü bulunmaktadır. Sanskrit dize, Ramayan'ın olaylarını anlatan kalkanın etrafında geçer, Ramayan'ın sahneleri, güneş için kutsal olan çiçeklerden oluşan çiçek desenleriyle süslüdür.
[19] Thomas Holbein Hendley: 19. Yüzyılda Jaipur Durbar'ına bağlı dikkat çekici bir kişi, tıbbi sorumluluklarının yanı sıra, meteorolojiden Jaipur'da bir endüstriyel sanatlar müzesi kurmaya kadar bir dizi faaliyete coşku ve vizyonla kendini adamış olan yerleşik cerrah Dr. Thomas Holbein Hendley'di. Hendley'in tutkusu, kazançlı istihdam yaratarak zanaatkârları da güvence altına alacak geleneksel el sanatlarının korunması ve canlandırılmasıydı. Bu amaçla 1866'da zanaatkârlara teknik eğitim vermek üzere bir Sanat Okulu'nun kurulması için tüm enerjisini ortaya koydu: "Gerçekten pratik eğitim veren müzeler ve teknik okullar kurarak yerel bilgiyi ne kadar artırabilirsek, halkı o kadar yükseltmiş oluruz..." 1880 yılında bir Endüstriyel Sanatlar Müzesi kurma önerisi Maharaja Madho Singh II Konseyi tarafından onaylandı. Amaç sadece yerel el sanatlarını değil, aynı zamanda Hindistan'ın farklı bölgelerinden ve ötesinden gelen en iyi eserleri sergilemek ve "zanaatkârlara Hindistan'ın en iyi sanat eserlerinden seçilmiş örnekler sunmak ve bu sayede kazanç elde etmelerini sağlamaktı". Geleneksel sanatın Batı etkileri veya teknikleri nedeniyle herhangi bir değişikliğe uğramamasını sağlamak konusunda da aynı derecede endişeliydi. Başlangıçta müze 1881 yılında geçici bir konaklama yerinde kuruldu. Hindistan'ın dört bir yanındaki seçkin kişilerden eserleri satın almaları istenmiş, bazıları ise Jaipur'daki zanaatkârlardan satın alınmıştır. Müze personeli tekstil, mücevher ve pirinç eşya toplamak üzere Rajputana dışına gezilere gönderildi ve bunlar daha sonra müze katalogları olarak yayınlanmak üzere kayıtlara titizlikle kaydedildi. Hendley, bu hedefleri doğrultusunda bir başka projeyi, Jaipur Sergisi'ni başlattı. 1883 yılında Jaipur Eyaleti PWD Müdürü Swinton Jacob tarafından inşa edilen yeni idari bina Naya Mahal'de (Jaleb Chowk'taki eski Vidhan Sabha binası) Hendley serginin küratörü oldu. Birmanya ve İran eserleri, tekstil ürünleri, mobilyalar, silah ve zırhlar, kaligrafi ve resimler, deri işleri, kilimler, pirinç eşyalar, taş oymacılığı, mavi çömlekler ve lake işleri de dahil olmak üzere Hindistan'ın komşu bölgelerinden de sergiler geldi. South Kensington Müzesi'nin modelleri temel alınarak, Bombay Winbridge'de eserlerin sergilenmesi için vitrinler tasarlandı. Bunu, Sanat Okulu tarafından hazırlanan fotoğraflar ve taşbaskılar aracılığıyla ayrıntılı olarak tanımlayan ve gösteren Jaipur Sergisi Anıtları'nın yayınlanması izledi. Bu projeleri finanse eden Maharaja, elde edilen başarılardan haklı olarak gurur duymuş ve dünyanın dört bir yanındaki müzelere, kütüphanelere ve şahsiyetlere kopyalar göndermiştir. Bu değerli faaliyetler Londra'da dikkat çekti ve 1883 sergisi 1886'da Londra'da düzenlenen Hint-Sömürge Sergisi'ne katkıda bulunmak üzere davet edildi. Hendley, Amber Sarayı'ndaki nişlerde çeşitli kap şekillerinin ana hatlarının bulunduğunu gözlemlemişti. Bunlar, Sanat Okulu'nun Londra Sergisi için yeniden bu tür şekillerde kaplar yaratması için ilham kaynağı oldu. Hendley'in tüm sergiler için kalıcı bir yer bulma hayali, 1887 yılında görkemli Albert Hall'un tamamlanması ve hem geçici müzenin hem de sergi eserlerinin bu yeni kalıcı müzeye taşınmasına karar verilmesiyle nihayet gerçekleşti. Hendley'in 1896'da yayınlanan kataloglarında listelenen eserler 19000'in üzerindedir. Ancak hepsi bu kadar değildi. Albert Hall'un mimari tarzı ve binanın kendisi de serginin bir parçası haline geldi. Hint-Saracenik tasarımı ve taş süslemeleri, Babür'den Rajput'a kadar çeşitli klasik Hint stilleri konusunda bir eğitim kaynağı olarak hizmet etmeyi amaçlıyordu. Mimar Swinton Jacob şunları söylemiştir: "Delhi, Agra ve başka yerlerdeki eski binalardaki güzel tasarımların birçoğundan yararlanarak duvarların kendilerini bir müze haline getirmeye çalıştık...". Ve nihayet koridorlar bile öğretici serginin bir parçası haline geldi. Babür el yazmalarındaki Hint-Pers resimlerinden Ramayan'ı tasvir ederek Hint medeniyetini temsil eden görkemli duvar resimleri, diğer duvar resimlerinde tasvir edilen Avrupa, Mısır, Çin, Yunan ve Babil medeniyetlerine ait sanat eserleriyle karşılaştırılarak bölge halkının bunları kendi eserleriyle karşılaştırması ve dünya hakkındaki bilgilerini geliştirmesi sağlandı. Ancak Hendley'in geleneksel el sanatlarını koruma hevesi hâlâ yatışmamıştı. Çelik silahlara altın ve gümüş tel kakma sanatı olan Koft-Kari onu büyülemişti. Hayatta kalan ‘damascening’ sanatının en yetenekli ustalarının Jaipur'da olduğuna ikna olmuştu. Avrupa etkilerinin elektro-yaldızlama gibi işlemlerle sanatı yozlaştıracağından korkuyordu. Zanaatın zarar görmemesi umuduyla sanatın en iyi örneklerini göstermek için damascening üzerine bir kitap yayınladı. Ayrıca, Jaipur'daki sanatın sadece Hindistan'dakilerden değil, Avrupa ve İran'dakilerden de çok daha üstün olduğuna inandığı için mineleme sanatı onu takıntı haline getirmişti: “Sadece Jaipur sanatçısı şeffaf bir parlaklık vermeyi başarıyor”. Sanatta herhangi bir gerilemenin durdurulacağı umuduyla 1886'da Londralı Griggs'in taşbaskılarıyla on altıncı yüzyıla kadar uzanan başyapıtları gösteren bir kitap yayınlandı. Hendley emekliliğinde bile kraliyet koleksiyonundaki muhteşem antika halılar üzerine son kitabını yayınladı. Onun umudu halıcılık zanaatını yeniden canlandırmaktı. Jaipur sanatçıları tarafından yapılan çizimlerden 150 renkli levhanın yer aldığı “Asya Halıları” adlı kitap Griggs of London tarafından yayımlandı. 1890 yılında, Maharaja'nın himayesinde, müzenin el sanatları için yapacağını umduğu şeyi mimaride teşvik etmek amacıyla Jaipur portföyünün altı cildi yayınlandı. Bunlar kaidelerin, sütunların, oyma kapıların, köşebentlerin, kemerlerin ve korkulukların çizimlerini göstererek her büyük Babür ve Rajput yapısını parça parça belgeliyordu. 1894 ve 1913 yılları arasında, chattris, jharokas gibi özellikleri gösteren altı ciltlik bir portföy daha yayımlandı. Hendley 1898'de, ayrılışının arifesinde Durbar'a, yıllık ortalama ziyaretçi sayısının çeyrek milyonu aştığını ve on bir yıl içinde müzesinin gazla aydınlatılan galerilerini üç milyondan fazla kişinin ziyaret ettiğini yazdı.
[20] Kostüm koleksiyonu : Bu müzenin kostüm koleksiyonu seçkinlerin ve sıradan insanların kostümlerini içermektedir. Bunlar 19. yüzyılda Batı modası moda olmadan önceki döneme aittir. XIX. yüzyılda karakteristik bir erkek kıyafeti pagari, safa veya mandil olabilen bir başörtüsü, angarakhi; üst kısma giyilen dikişli uzun bir elbise ve vücudun alt kısmına giyilen bir dhoti veya pijamadan oluşurdu. Angarakhi günlük kıyafet olarak kullanılırdı ve resmi günlerde üzerine chuga ya da choga giyilirdi. O kadar moda ve talep görüyordu ki Keşmir, Dakka ve Banaras'taki dokumacılar ve işlemeciler tezgâhta çiçekli bordürleri, omuz ve köşelerinde keri ve paan motifleri olan Chuga parçaları yapıyorlardı. Keşmir'de işlenen temsili bir tip burada sergilenmektedir. Kadın kıyafetleri, belden bağlanan uzun bir etek olan ghaghara ve yerel olarak kanchali olarak bilinen kısa bir bluz ile üst kısımda bir kurti ve tüm vücudu kaplayan büyük bir odhani'den oluşuyordu. Bu müzede birçok farklı türde kadın elbisesi bulunmaktadır. Galeride sergilenen Batı Rajasthan'dan bir köylü kadının elbisesi, yoğun bir şekilde işlenmiş ve ayna camı parçalarıyla süslenmiştir. Odhani özel bir tarzda işlenmiştir ancak noktalar chunari tarzında düzenlenmiştir. Sergilenen bir ghaghara ve bluz, ağır gota bordürü ve karmaşık işlemeli bluzu nedeniyle muhtemelen zengin bir hanım tarafından giyilmiştir. Kapitone kostümler Rajasthan'da erkekler, kadınlar ve çocuklar için yaygın olarak yapılmıştır. Bu elbiselerde yumuşak ve gevşek pamuk yünü iki kat pamuklu kumaş arasına doldurulur ve kapitone edildikten sonra gerekli elbise yapılırdı. Burada iki örnek gösterilmektedir.
Pagari, (Türban terimi, erkekler ve kadınlar tarafından giyilen ve elle bağlanması gereken bir başlığı ifade eder.) Ortaçağ kostümlerinin en önemli parçasıydı ve bir onur göstergesiydi. Pagari genellikle 25 mt. uzunluğunda ve 20 cm. genişliğinde pamuklu kumaştan yapılır, kişinin sosyal ve ekonomik durumuna ve ayrıca duruma göre genellikle tek renk veya chunari ya da lahariya tarzında boyanırdı. Sarık, kast ve din farkı gözetmeksizin herkes için gerekli olsa da, sarık bağlama yöntemi çeşitlilik gösterirdi ve sarığına bakarak kişinin dini ya da kastı kolayca anlaşılabilirdi. Sarık bağlamak bir sanattı ve herkes bunu yapamazdı. Bu işi yapan pagari bandh olarak bilinen eğitimli kişiler vardı, burada farklı pagari biçimleri gösterilmektedir. Bu sistem 20. yüzyılın ortalarına kadar sıkı bir şekilde takip edilmiştir.
[21] A- Mumya: M.Ö. 322 ila 30 yılları arasındaki Ptolomaik dönem tanrılarından Chem'in rahip ailesinden bir kadın olan Tutu'nun mumyası antik Panopolis'teki Akhmin'de bulunmuştur. Kapakta, ‘öbür dünyada’ dirilişin sembolü olan kanatlı bir bokböceği, baş tanrı şahin tanrı Horus'un başları ve güneş diskleri yer almaktadır. Altında bele kadar inen geniş bir boncuk yaka ve koruma için kanatlı bir tanrıça. Daha aşağıda, üç panelde mumyayı cenaze yatağında çevreleyen kadınlar, Yeraltı Dünyası'nın yargıçlarının oturan üç figürü ve Horus'un dört oğlu, ana noktaların ilahi koruyucuları, insan, çakal, babun ve şahin başları görülmektedir. Bacakları örten alttaki levhada tanrı Anubis mumyayı tutarken ve mumyalanmasına yardımcı olurken gösterilmiştir. Çakal başlı Anubis, mezarlıkların ve mumyalamanın tanrısıydı ve ruhları ‘öbür dünyada’ yargılanmak üzere yeraltı dünyasının efendisi olan babası Osiris'e götürürdü. Yatağın altında iç organları saklamak için beş vazo vardır. Dört cin de mevcuttur. Yanlardaki metinde şunlar yazılıdır: 'Nekropolis'in efendisi Anubis' ve Osiris'e (yeniden doğan) koruma sağlayan Tutu ......... Son panelde, istikrarı ve dayanıklılığı simgeleyen ölüler tanrısı Osiris'in başı, tanrıçalar İsis ve Nephtys'i temsil eden iki kobra tarafından kuşatılmış olarak gösterilmiştir. Paneller, ruhun mumyalanmasını ve 'ölümden sonraki yaşamda' yargılanmasını göstermektedir.
B- Ka ve Ba (Beden ve Ruh) : Mumyalama yoluyla bedeni korumanın amacı, Mısırlıların bir insanın kişiliğini oluşturduğunu düşündükleri iki bileşende açıkça görülmektedir. Her iki durumda da fiziksel beden varoluşları ve merhumun ebedi yaşamı için gerekliydi. Mısırlılar her insanın (yaşam sırasında ve sonrasında) Ka ve Ba adı verilen görünmez bir ikiz tarafından takip edildiğine inanırlardı. Ka doğum anında yaratılmıştı ve kişi için "yaşam gücü" anlamına geliyordu. Ölümden sonra bir yeniden doğuş dönüşümü gerçekleşir ve her gece ölü efendisine yaşayanlar diyarına ruhani bir yolculuk yaptırmak üzere serbest bırakılırdı. Yolculuğun kendisi ruhu Ba tarafından yapılıyordu. Bu, mezardan sonsuza dek sürmesi beklenen yeryüzündeki yaşama bir bağlantıydı. İnsan ruhuna Ba denirdi ve insan yüzlü bir kuş olarak tasvir edilirdi, bazen de ölen kişinin özelliklerini taşırdı. Ba (Ka gibi) ilk kez doğum anında ortaya çıkıyordu, ancak Ba bedenin içinde ve ölümden sonra mumyada yaşıyordu. Ölümden sonra her gece mumyadan serbest bırakılır ve her şeyi kontrol etmek için yaşayanların dünyasına geri uçabilirdi. Gün doğmadan önce efendisinin içine geri dönüyor ve böylece terk ettiği dünyayla bağlantısını asla kaybetmiyordu. Mumyalama masraflarını karşılayamayan fakir halka, Ka'larına öbür dünyada yanında duracak birini vermek ve böylece hayat arkadaşlarını memnun etmek ve kendileri de ebedi huzura kavuşmak için küçük basit mumya heykelcikleri sunulurdu.
C-Yeraltı Dünyası'ndaki Mahkeme: Bir kişi öldüğünde Yeraltı Dünyası'na götürülür ve burada hayattayken yaptıkları son yargı için Osiris'in Mahkemesi'ne çıkarılırdı. Burası aynı zamanda "Ateş Adası" olarak da adlandırıldığından, ölü kişi oraya gelmeden önce kapılardan oluşan bir labirenti geçmek için soruları doğru cevaplamak zorundaydı. Aslan tanrı Aker onun son kapıdan geçmesine izin verdi ve Mahkeme Salonu'nda on dört jüri üyesinin karşısına çıktı. Orada Dünya'daki davranışları hakkında konuşmasına izin verildi. Daha sonra Tanrı Anubis onu mahkeme salonuna götürdü ve kalbinin doğruluk ve uyumun koruyucusu Tanrıça Maat'ın tüyüyle dengeye getirileceği teraziyi ona sundu. İşlem, yazı ve bilgelik tanrısı Thoth tarafından kaydedildi. Bazen Thot'un hayvanı (bir babun) terazinin üstünde oturur ve kayan bir ağırlık kullanarak sonucu ayarlamaya hazır olurdu. Ölen kişinin kalbi dünyadaki yaşamından kalan günahlarla çok ağır değilse, geçip öbür dünyaya yolculuğuna devam edebilir ve kendisine "Sazlık Tarlası "nda bir arsa verilirdi. Burası eski Mısırlılar için sonsuza kadar ekin yetiştirebilecekleri bir cennetti. Öte yandan eğer testi geçemezse kalbi, terazinin altında oturup iyi bir patlama yapmaya hazır bekleyen canavar Ammut tarafından derhal yutulurdu. Bu durumda ölü, Mısırlılar için hayal edilebilecek en korkunç gelecekle karşı karşıya kalır ve toprakta sonsuz bir yaşamdan mahrum kalırdı.
[22] Müzik Aletleri: Müzik insan ruhunun güzel bir ifadesidir. Müziği çevremizin her yerinde hissederiz. Kuşların cıvıltısı, böceklerin uğultusu, bulutların gürlemesi, yaprakların hışırtısı ve nehrin sesi çok eski zamanlardan beri insanları memnun etmiştir. Geleneklerimizin ve kültürel mirasımızın kanıtı olan müzik aletleri, müziğin yaşamıdır. Bunlar hayatımıza ahenk getirir. Shiva'nın Damroo'su, Krishna'nın flütü, Meera'nın Ektara'sı, Arjuna'nın Panchjanya conch'u, Narad'ın Rudra veena'sı ve Saraswati'nin Veena'sı bu enstrümanların kutsallığını kanıtlamaktadır. Ton, ritim ve vuruşla bezenmiş bu müzik aletlerinin ses dalgaları görkemli mirasımızın sembolleridir. Bir müzik aleti, müzikal sesler çıkarmak için yaratılır veya benimsenir. Tarihleri insan kültürünün başlangıcına kadar uzanır. Başlangıçta bunlar, avda başarı için bir trompet veya uğurlu törenler için bir davul gibi ritüeller için kullanılmış olabilir. Kültürler zamanla eğlence için melodilerin bestelenmesini ve icra edilmesini geliştirmiştir. Müzik aletleri, değişen uygulamalarla birlikte adım adım gelişmiştir. Bharat Muni tarafından yazılan 'Natya Shastra'ya göre müzik aletleri dört gruba ayrılır:
(1) Telli çalgılar (kordofonlar) Bunlar telleri titreştirerek ses üretir. Örneğin Sitar, Sarangi, Ektara, Arp, Tanpoora, Rawan- hattha, Jhallari, Sarod, Santoor, Kamaicha vb.
(2) Nefesli çalgılar (aerofonlar) - Bunlar hava sütunlarını titreştirerek ses üretir. Örneğin Klarnet, Been (Yılan Tılsımı flütü), Morchang, Flüt, Alghoja, Mashak, harmonium, Trompet vb.
(3) Deri başlıklı vurmalı çalgılar (membranofonlar)- Çalgıların başları hayvan derisiyle kaplıdır. Örneğin Davul, Dholak (Tef), mridangam, Tabla (tabor), Chang (Tef), Dhol, Nagada, Damroo, Pakhavaj, Bhapang, Daff vb.
(4) Metal Vurmalı Çalgılar (idiophones) - Bunlar metallerden oluşur. Örneğin Ziller Jingles, Jhanjh, Ghungroo (küçük çanlar), Khartal, Khanjari Tambourine vb.
Bu galeride Sitar, Sarangi, Ektara, Dholak, Pakhavaj, Been (Snake Charmers flütü), Alghoja, Mashak ve Rabab gibi önemli müzik aletleri sergilenmektedir.







































































































































































































































































































































Yorumlar