top of page

GÜRCİSTAN - TİFLİS - SİGHNAGİ - TELAVİ 4.Gün

  • Yazarın fotoğrafı: ÖMER SUHA TOPALAK
    ÖMER SUHA TOPALAK
  • 3 gün önce
  • 5 dakikada okunur

Seyahatin 4. Günü 10.04.2024 Çarşamba  GÜRCİSTAN – TİFLİS -  SİGHNAGİ - TELAVİ

(Notları okumak için metin içinde geçen rakamlara tıklamanız yeterli, geri dönmek için de nottaki rakama tıklarsanız okuduğunuz bölüme geri dönersiniz. )

Tiflis Bricks Hotel’deki kahvaltımızdan sonra Gürcistan’ın şarapçılıkla meşhur Kakheti Bölgesine doğru yola çıktık. Yaklaşık 45 dak. sonra bir şarap fabrikasında durduk. Burası Patardzeuli Şarap Evi. Kakheti Karayolu'nun 41. kilometresinde yer almakta. KTW şirketler Grubunun geniş yelpazedeki şaraplarını, köpüklü şaraplarını, brendilerini ve çachalarını üretiyor tanıtıyor ve satıyor. Ziyaretçiler, içecek satın almanın yanı sıra, KTW Grubu'nun üretim tesisini gezme ve paslanmaz çelik tanklardan doğrudan şarap tadımı yapma fırsatına da sahipler. Ramazan bayramına denk geldiğimiz için burası turist dolu özellikle Arap ülkelerinde çalışan Uzakdoğulular, Hintliler ve tabii Türkler. Maalesef tur programları çakıştığı için aynı anda bir sürü insan oluyor bir saat sonra kimse kalmıyor. Daha sonra tesisi gezip çok büyük çelik tanklardan tadım yaptık. Ancak orası da çok kalabalıktı. Hızlıca tadım işini bitirip otobüse döndük.

Yaklaşık 1 saat 15 dak. sonra 17. yüzyılda Kral Herakleios (Erekle II) tarafından kurulduğu ve inşasından Ermeni zanaatkarların çalıştığı söylenen Aşk şehri Sighnaghi – Siğnaği – Sığınak [1] şehrine ulaştık. Şemsiyesi kucağında çocuğu ve yanında köpeği ile “Köpekli kadın” heykeli sizi karşılıyor. Burası eski evlerin korunduğu bir yer olduğu için ünlenmiş. Yine ahşap cumbalı balkonlar ve iki katlı taş evler görünümü çok güzelleştiriyor. Burada yaygın olarak Spar marketleri var. Bizdeki Bim veya A101 gibi. Şehrin otobüs garı karşısındaki vadiye Zipline hattı kurulmuş insanlar kayarak geliyorlar.

Yine burada yol üzerinde “Eşeğin üzerinde şemsiyeli adam” heykeli var.  Yolun devamı küçük bir meydana varıyor burada ortadaki büyük bir küp ve üstündeki geyik heykeline doğru kavisli bir şekilde su fışkırtan 6 adet küçük çömlek den oluşan Sighnaghi Meydan çeşmesi var. Çeşmenin arkasında, önünde elinde çiçeklerle bir sandalyenin üzerinde ayakta duran küçük bir kız heykeli bulunan ve 7/24 açık olan Sighnaghi Evlendirme dairesi duruyor.

Biraz yokuş çıkınca bir köşede Opera Tiyatrosu'nun Gürcü şarkıcısı Vano Sarajishvili heykeli ve bir otel var. Burası bir meydan,burada Belediye ve diğer resmi binalar var. Belediye binasının girişi saat kulesi gibi yapılmış, bir köşesi de kale burcu gibi ancak camdan, ilginç duruyor.

Meydanın devamı bir heykellerle dolu bir parka çıkıyor. Parkta ayrıca İkinci Dünya Savaşı kurbanları ve savaş sırasında hayatlarını feda eden Gürcü askerlerini onurlandıran Sovyet döneminden kalma İkinci Dünya Savaşı Anıtı bulunmakta.

Fotoğrafladığım heykel ve büstler; heykeltıraş George Tsuladze’nin eseri ünlü Gürcü halk ressamı Niko Pirosmani'nin (1862 - 1918) büstü, Gürcü filozof, gazeteci, tarihçi, gramerci, edebiyatçı Solomon Dodashvili (1805 - 1836) heykeli, Gürcü yazar, doktor Shalva Mchedlishvili Büstü, 8 Ağustos 2008 Savaşının Kahramanı Giorgi Abramishvili büstü idi.

Parktan sonra şehrin en yüksek noktasında olduğunu anlıyorsun çünkü bütün Kafkas Dağları'nın geniş manzarası ve “Alazani”vadisi gözler önüne seriliyor. Yemyeşil tepeler boncuk gibi dağılmış minik köylerin bir karışımı, her renge boyanmış çatılar ve ormandan bozkıra, ovadan dağa değişen bir manzara.

Yol ikiye ayrılıyor aşağı doğru dünüp ilerleyince şehrin surları ve en iyi korunmuş kapılarından birine geliniyor. Bunun yaklaşık beş kilometre uzunluğunda uzanan bir savunma duvarının bir parçası söyleniyor. Duvar ok atma boşlukları ile donatılmış 28 kule ve beş ana kapıdan oluşuyormuş.

Kapıdan sonra halı, kilim, terlik, fular, çanta, çorap, Papak denen Gürcü şapkaları, hediyelik eşya pestil ve baharat satıcıları sizi karşılıyor. Bir köşede ana binadan ayrı taş çan kulesine sahip 19. yüzyıldan kalma bir kilise olan Sighnaghi Aziz George Bazilikası duruyor, ancak kapalı.

Devam edince surların devamı ve vadiye bakan restoranların olduğu bir alana geliniyor. Rehber yemek molası verince ve  hava soğuk olunca bir yere sığınmak gerekiyordu. Surlardan demir bir merdivenle çıkılan çok yaratıcı! bir ismi olan “Kale Surları” Restoranda şahane manzara karşısında Natakhtari Gürcistan Birası eşliğinde mantımı yedim. 20 Lari ödedim.

Sonra geri dönüş başladı yine aynı yoldan otobüsün bizi bıraktığı noktaya kadar yürüdüm. Tekrar otobüsle yola devam edip 1 saat 20 dak. sonra Telavi’ye ulaştık. Telavi Kaheti bölgesinin başta gelen kenti. 8. yüzyılda kurulmuş, 15. yüzyılda birleşik Gürcü krallığının parçalanmasından sonra, Kaheti Krallığı'nın, 1762'de, Kartli-Kaheti Krallığı'nın başkenti olmuş. 1801'de Ruslar bu krallığı ortadan kaldırınca bu konumunu yitirmiş. Otobüsümüz Batonis Kalesi’de denen Telavi Kalesi, Telavi Tarihi Müzesi ve Kral II. Erekle Sarayına yakın bir yerde durdu. Çevrede yine çok güzel eski Gürcü konakları vardı. Burada ayrıca Heykeltıraş Merab Merabishvili’nin Kral II. Erekle [2] Atlı Heykeli bulunuyordu.

Yolun karşısında bulunan Telavi Kültür Merkezi arkasında 900 yıldan fazla bir süredir yaşayan, birçok tarihi olaya tanıklık etmiş, hala ziyaretçileri hayrete düşüren ve Alazani vadisine gururla bakan deniz seviyesinden 750 m. yüksekte, 46 m. boyunda, 3,6 m. çapı ve 12 m. genişliği ile dev bir Doğu Çınarı (Platanus Orientalis) varmış. Gidip onu gördük ve gruptakiler çevresinde el ele tutuşup bir çember oluşturdular.

Tekrar otobüs ile devam edip Telavi şehri surlarını, Holiday Inn otelini, Telavi Drama Tiyatrosu, Gürcü ressam, grafik sanatçısı, tiyatro ve sinema dekoratörü Elene Akhvlediani (1901-1975) Sanat Okulu otobüsten görülerek 15 dakika sonra kalacağımız Savaneti Hotel’e ulaştık. Yorgunluktan kaldığımız otelde yediğimiz yemeğini akşam kayda almadan uyumuşum. Bu günüde böylece bitirdik.

 

 

NOTLAR:

 [1] Sighnaghi , Gürcistan'da bulunan ve Sighnaghi Belediyesi'nin idari merkezi olan bir şehirdir . 1801 yılında şehir statüsüne kavuşmuştur . Sighnaghi, hem tarihi dokusuyla şekillenmiş mimari görünümü hem de doğal konumuyla Gürcistan'ın en popüler turistik şehirlerinden biridir: Şehir, yüksek tepelik bir bölgede yer almakta ve Alazani Vadisi ile Kafkas Dağları'nın geniş manzarasına hakimdir. Sighnaghi, Türkçe kökenli bir kelime olup "sığınak" anlamına gelir. Sighnaghi yerleşim yeri olarak ilk kez 18. yüzyılın ilk yarısında kaynaklarda geçmektedir. 1762 yılında II. Erekle , eski kalenin kalıntıları üzerine yeni bir sur inşa ettirmiştir . Kale yaklaşık 40 hektarlık bir alanı kaplıyordu. Kalenin 23 kulesi ve 5 kapısı vardı. Şehrin yüksek bir yerde bulunması savunma açısından elverişliydi. Çevre köylerin nüfusunun hızlı bir şekilde tahliyesi için surlara kapılar yerleştirilmişti. II. Erekle'nin hükümdarlığı döneminde Sighnaghi, Kiziki'nin merkezi olan bir kraliyet şehriydi. Şehir, Kiziki Mağribi tarafından yönetiliyordu . 1770 nüfus sayımına göre Sighnaghi'de 100 tüccar ve zanaatkar ailesi yaşıyordu. 18. yüzyılın sonlarında Sighnaghi'nin ekonomik önemi daha da arttı. 1801'den beri Sighnaghi , Rus İmparatorluğu'nda bir bölgenin merkezi olmuştur . 1892'de Sighnaghi, şehir özerkliğine kavuşmuştur. 19. yüzyılda, yeni şehir eski şehrin ve kısmen de kale topraklarının yerini almıştır. 1938'de, Sovyet rejimi sırasında, Sighnaghi bölgesi kaldırıldı ve yerine birkaç bölge oluşturuldu. Sighnaghi, aynı adı taşıyan bölgenin merkezi oldu . Sovyet döneminde Sighnaghi'de bir dikiş fabrikası, bir halı fabrikası ve bir fırın faaliyet gösteriyordu. 2007 yılında şehirde yenileme çalışmaları yapıldı, bir müze ve oteller açıldı.

[2] Herakleios II , Erekle II ve Küçük Kakhetian  olarak da bilinir (1721–1798) Bagrationi hanedanından 1744'ten 1762'ye kadar Kakheti Krallığı'nın ve 1762'den 1798'deki ölümüne kadar Kartli-Kakheti Krallığı'nın kralı idi . 1744'te sadakati karşılığında hükümdarı Nadir Şah tarafından Kakheti krallığı ile onurlandırılmasından doğu Gürcistan'daki birleşik Kakheti ve Kartli krallıklarının sondan bir önceki kralı olmasına kadar , hükümdarlığı Gürcü monarşisinin son dönemi olarak kabul edilir. Kişisel yetenekleri ve Nadir Şah'ın ölümünün ardından İran'da yaşanan karışıklık sayesinde Heraklius, fiilen özerk bir hükümdar olarak kendini korudu, doğu Gürcistan'ı üç yüzyıldan sonra ilk kez siyasi olarak birleştirdi ve hükümeti, ekonomiyi ve orduyu modernize etmeye çalıştı. Gürcistan'ın kırılgan bağımsızlığına ve doğu Transkafkasya'daki geçici hegemonyasına yönelik iç ve dış tehditlerden bunalan Heraklius, 1783'te krallığını resmen Rus koruması altına aldı, ancak bu hamle Gürcistan'ın 1795'teki Pers istilası tarafından harap edilmesini engelleyemedi. Heraklius 1798'de öldü ve tahtı ölümcül hasta varisi XII. George'a bıraktı .

 

 

 

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page