ARJANTİN-BUENOS AİRES-URUGUAY-COLONİA GÜNEY AMERİKA SEYAHATİ - 12
- ÖMER SUHA TOPALAK

- 5 Tem 2023
- 21 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 Kas 2023

Seyahatin 12.Günü 30.01.2023 Pazartesi ARJANTİN-BUENOS AİRES-URUGUAY-COLONİA
Sabah kahvaltı sonrası hemen Puerto Madero yönüne hareket ettik. Bugün bir günlüğüne de olsa Uruguay’a geçeceğiz. Önce Uruguay ile ilgili genel bilgileri vereyim. Uruguay, Türkiye’den neredeyse 4,5 kat daha küçük bir ülke, yüzölçümü: 176.215 Km2. Coğrafi olarak Surinam'dan sonra Güney Amerika’nın en küçük ülkesi. Nüfusu da çok az 3,5 milyon ve nüfusun %89’unu Avrupa kökenli insanlardan oluşuyor. Bayrağı; beş beyaz, dört mavi yatay şeridin sırayla dizilmesi ile sol üst köşesinde beyaz zemine sahip bir kare ve karenin içerisinde Mayıs Güneşi’nden oluşmakta. Beyaz renk; barışı, saflığı ve dürüstlüğü temsil ederken, mavi renk; Uruguay'ın mavi gökyüzünü yansıtıyor. Güneş sembolü, Uruguay'ın bağımsızlığını ve özgürlüğünü temsil etmektedir. Biz orada iken kurlar 1 Uruguay Pesosu = 0,5 TL ve 0,026 Usd idi. Uruguay; kürtajı, eşcinsel evliliği, esrar üretimini, satışını ve tüketimini yasallaştıran ülkelerden biri.
Uruguay; önce Portekiz ve İspanya, daha sonra da Arjantin ve Brezilya arasında paylaşılmaya çalışılmış ancak Uruguaylılar bir sürü mücadelenin ardından bağımsız kalmayı başarmış. Özet Uruguay tarihi için not: [1] Benim Uruguay’la ilgili hatırladığım 2018 yapımı “A twelve year night - Oniki yıllık bir gece” filmi. Filmin konusu geleceğin Uruguay devlet başkanı José Mujica [2] ve Tupamaro [3] üyesi iki siyasi hükümlünün tecrit, hapis ve işkenceyle geçen 12 yıl boyunca hayatta kalma mücadelesi. 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında yaşanan bir dizi ekonomik kriz ve sol gerilla faaliyetlerine karşı uygulanan siyasi baskı, demokratik döneme son vermiş, askeri bir diktatörlük kuran 1973 darbesiyle doruğa ulaşmış. Askeri hükümet solculara, sosyalistlere ve siyasi muhaliflere zulmederek ölümlere ve ordu tarafından çok sayıda işkence vakasına neden olmuş. 1985 yılında iktidarı sivil bir hükümete bırakmış. Uruguay bugün hem devlet başkanı hem de hükümet başkanı olarak görev yapan bir devlet başkanına sahip demokratik bir anayasal cumhuriyet.
Güney Amerika nehirleri Rio Paraná ile Rio Uruguay'ın birleşmesiyle oluşan Rio de la Plata (Gümüş Nehir) 290 km uzunluğunda, 220 km.ye varan genişlikte ve nehrin ağzı Atlas Okyanusu'na açılıyor. Bu körfezin iki karşı kıyısında yer alan ülkeler yani Arjantin ve Uruguay arasında ulaşım büyük feribotlarla sağlanıyor. Buquebus isimli feribot firmasının Buenos Aires Kuzey Rıhtımındaki iskelesinden saat 18:15’de Uruguay Colonia’ya hareket edeceğiz. Ancak önce gümrükten Arjantin’den çıkış işlemlerini sonrada Uruguay’a giriş işlemlerini yaptırmak gerekiyor. Bizim gibi bir sürü günü birlik turist için aynı prosedürler tekrarlanıp duruyor. Dönüşte de aynısı yaşanacak. Bazen sınırların nasıl bir saçmalık olduğunun güzel bir örneği. Liman ve geçeceğimiz körfez Uruguay nehrinin getirdiği alüvyonlar nedeniyle maalesef çamur renginde. Yine uçağa biner gibi uzun terminallerden geçip Silvia Ana isimli gemimize ulaşıyoruz. Feribotta numara yok istediğin bir yere oturuyorsun.
Yaklaşık 2 saatte körfezi geçip Uruguay’ın Colonia del Sacramento isimli şehrinin Terminal Fluviomarítima Colonia ( ANP) isimli limanına yanaşıyoruz. Feribotla gelen otobüse binip şehri dolaşmaya başlıyoruz. Burası küçük bir kasaba. Gral. Rivera [4] Caddesinde ilerlemeye başlıyoruz. Şehrin içi tamamen ızgara plana göre inşa edilmiş. Yollar birbirini dik kesiyor. Sağımızda Hotel Leoncia, Hotel Romi, Casa de la Cultura de Colonia var. Yol Kristof Kolomb caddesi ile birleşiyor. Yerel rehber ülkeyi anlatırken nüfusun 3,5 milyon ancak mevcut inek sayısının 14 milyon olduğunu söyledi. Ülkede insanın 4 katı inek yaşıyor. Uruguay topraklarının çoğunluğu yeşillik ovalar ve alçak tepelerle kaplı. Ülkenin en yüksek noktası denizden 540 m. yüksekte.
Sahilden devam edip solumuzda bir sürü çok güzel, büyük, tek veya iki katlı evler, villalar ve bahçelerini görüp yaklaşık 5 Km.lik mesafedeki Plaza de Toros - Real de San Carlos’a ulaştık, burası Real de San Carlos bölgesinde yer alan eski bir boğa güreşi arenası imiş. Şu anda kültürel ve sportif etkinlikler için bir merkez olarak işlev görmekteymiş. Uruguay'daki tek boğa güreşi arenası imiş. Açılışı 9 Ocak 1910'da yapılmış ve sekiz resmi boğa güreşi düzenlenmiş ancak 1912'de Başkan José Batlle y Ordóñez tarafından boğa güreşlerinin yasaklanmasına rağmen arenanın gösteriler için kullanılmaya devam etmesi nedeniyle bu sayı seksenden fazla olmuş. Sonunda gösteriler tamamen kaldırılmış. Mekanın çapı 100 metre, boğa güreş alanı çapı ise 50 metre imiş. İçine giremedik ancak dışarıdan binanın fotoğraflarını çektik.
Tekrar otobüse binip çok değişik bir binanın yanından geçtik. Burası 1910 yılında açılmış olup 64 metre uzunluğunda ve 21 metre genişliğinde Güney Amerika'nın en büyük oyun sahası imiş. Yaklaşık 3000 seyirci kapasitesine sahipmiş. 1974 yılında Cesta Punta [5] biçimindeki Dünya Bask Pelota [6] Şampiyonasına ev sahipliği yapmış ve İspanya bu şampiyonada birinci olmuş. Turnuva 1980'de tekrarlanmış ve Colonia del Sacramento şehrinin 300. yıldönümü anısına düzenlenmiş. Devam edince Hipodromo Real de San Carlos – Real de San Carlos Hipodromu’na geliyorsunuz. Burada at yarışları düzenleniyormuş. Hipodromun hemen yanında Sheraton Colonia Golf & Spa Resort var. Oradan sahile Del Real Plajına döndük.
Yine sahilden devam edip artık şehirlerin klasik fotoğraf noktası olmaya başlayan şehir isminin yazılı olduğu yere geldik. Colonia yazısı önünde okyanusa doğru bir sürü fotoğraf çekip tekrar yola devam ettik. Otobüs bizi Portekizlilerin 1669 yılında inşa ettikleri kaleye yakın bir sokakta bıraktı. Daha sonra Turizm Danışmanın önüne gittik buradaki hanımlar dışarı çıkıp bize hoşgeldiniz dediler. Danışmanın önünde bir tabela vardı ve şunlar yazıyordu:

COLONIA DEL SACRAMENTO
DÜNYA KÜLTÜREL VE DOĞAL MİRASININ KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME'NİN MİRAS LİSTESİNE ALINMIŞTIR. BU LİSTEYE YAZILMASI, BİR KÜLTÜREL VEYA DOĞAL ALANIN TÜM İNSANLIĞIN YARARINA KORUNMASI GEREKEN İSTİSNAİ VE EVRENSEL DEĞERİNİ DOĞRULAMAKTADIR. 6 ARALIK 1995.
1680'DE PORTEKIZ TARAFINDAN KURULAN ESKI SACRAMENTO KOLONISI, TICARI VE ASKERI BIR YERLEŞIM BÖLGESIYDI VE ISPANYA ILE PORTEKIZ ARASINDA BIR YÜZYIL BOYUNCA SAVAŞLARA VE ANLAŞMALARA KONU OLAN TARIHI BIR ÇEKIŞMENIN BAŞKAHRAMANIYDI. YÜZYIL BOYUNCA BÖLGEDE BENZERSİZ BİR KENTSEL DÜZENİ VE BU ZENGİN GEÇMİŞİN FARKLI DÖNEMLERİNİN DEĞERLİ MİMARİ TANIKLIKLARINI KORUYOR.
Kalenin tarihi surları ve hisar kapısı- Puerta de Campo [7] halen duruyor. Kapıda bizi yüzü beyaza boyalı palyaço kılığında bir pandomimci karşıladı. Kapıdan sonra şehrin tarihi meydanına geliyorsunuz çevrede kafeler, hediyelik eşya dükkanları, restoranlar var. Yerler Arnavut kaldırımı hatta yerel rehber taşların hangisi İspanyollar, hangisi Portekizliler zamanında döşenmiş olduğunu gösterdi.
Solda Calle de los suspiros- İç Çekişler Sokağı [8] sonrada Espacio Portugués, Museo de Colonia- Portekiz Dönemi Tarih müzesi [9] var. Sonra sırasıyla Museo Naval-Deniz Müzesi, Faro de Colonia del Sacramento- Deniz Feneri, [10] Ruinas del Convento de San Francisco- San Francisco Manastırı Kalıntıları [11], Nacarello House-Portekiz Konut müzesi, Municipal Museum - Belediye Müzesi, Museo y Archivo Histórico Regional --Bölgesel Tarih Arşivi ve Müzesini görebilirsiniz. Bunlar birkaç odalı çok küçük müzeler.
Meydanda park etmiş 1969 model çok döküntü bir Renault 12 TS vardı çok şaşırdım. Daha sonra rehber bizi Pietra isimli Uruguay mineralleri ve antikalar satılan bir dükkana götürdü. Ametist ve Yeşim taşları burada meşhurmuş. Bunlar ve diğer taşlardan üretilmiş bir çok hediyelik eşya vardı.
Buradan yürüyerek şehrin başka bir meydanına Plaza de Armas’ a geliniyor. Meydanda bizi ilk karşılayan bir binanın temel kalıntıları ve tabelası idi. Üstünde şöyle yazıyordu:
Valiler Evi ve Su temin sistemi: Valiler Evi'nin bu bölümünde görülen oluklar, sarnıçlar ve sarnıç kalıntıları sisteminden de anlaşılacağı üzere, Valiler Evi'nin kendi su kaynağı vardı. Kent sakinleri suyu içme, yemek pişirme, kişisel temizlik, çamaşır yıkama ve temizlik için kullanıyordu ve bir kanalizasyon sistemi vardı. Şehirde sokaklar, yağmur suyunu Rio de la Plata'ya tahliye etmek için merkezi bir gidere sahip tipik kama taşlardan yapılmıştır. Tarihi Colonia del Sacramento şehrinin kalbinde yer alan Plaza de Armas kentin kurulmasıyla birlikte doğmuş. Bu meydanın amacı köle satışının yanı sıra şehirde pazarlanan her türlü ürünün de satılmasıymış.
Meydanın hemen yanında Iglesia Matriz- Ana Kilise veya diğer adıyla Basílica del Santísimo Sacramento - Kutsal Ayin Bazilikası [12] bulunuyor. İlk binası hasır bir kulübe olarak 1680'de inşa edildiğinden Uruguay'daki en eski kilise kabul ediliyormuş. Yüzyıllar boyunca çatışmalar nedeniyle uğradığı yıkıma rağmen defalarca tamiratlar geçirmiş nihayet 1808'de son kez yeniden inşası ve ardından 1810'da açılışı gerçekleşmiş. İçi son derece sade, duvarlar beyaz boyalı, sunakta bulunan yaldızlı dökme demir kadeh, 1841 yılında kilisenin dış cephesinden bir süsleme imiş. Kilisenin girişinde solda en eski halinden kalan bir sütun ve mağara gibi bir şapel var. İçinde yanan sönen ışıklar ve küçük heykelciklerle İsa’nın hayatı anlatılmış. Çevrede küçük restoranlar ve kafeler var.
Öğle yemeğine kadar ben tek başıma şehri gezmeğe çıktım. Kilisenin yanından ters tarafa yürüdüğünüzde ana yola çıkıyorsunuz. Caddenin ismi Gral. Flores [13] Yol ağzının solunda çok güzel kolonyal bir binada bir banka sağında ise Arjantin Konsolosluğu, konsolosluğun biraz aşağısında ülkemizde de faaliyet gösteren Keller Williams emlak şirketinin bir şubesi vardı. Ayrıca bir evde de Remax Emlak firmasının ‘Satılık’ ilanını gördüm. Onun yanında ise Colonia del Sacramento Akvaryumu duruyordu. Binaların yüzeyi yine grafiti dolu idi. En sonunda marinaya ulaştım. Çok az tekne kıyıya bağlıydı çoğu açıkta demirlemişti. Sola dönüp tekrar yola çıkınca karşınıza Espacio Español - İspanyol Müzesi geliyor. Portekizliler döneminde 1720’de yapılan 'Don Juan de Águila'nın Evi’nde bulunan müze 1976 yılında açılmış. Castilla, Zamora, Galiçya'dan seramikler, Leon, Segovia, Asturias ve Galiçya'dan popüler bölgesel kostümler, bayraklar ve eski faturaları içeren tarihi koleksiyonlara sahipmiş. Bir evin duvarında TURCO yazıyordu. Güney Amerika’da Ortadoğu’dan gelen bütün milletlere Turco diyorlar sebebi 1860-1914 yılları arasında 1 milyon 200 bin Osmanlı tebaası Amerika’ya göçmüş ve bunların yarısını Suriye ve Lübnanlılar teşkil ediyormuş. Sokaklar boştu, sanırım günün sıcak saatlerinde insanlar dışarı çıkmıyor, oysa burada 27.000 kişi yaşıyormuş.
Tek burcu kalmış ve lokanta olarak işletilen Bastión de Santa Rita - Santa Rita Kalesi’ni yani Portekiz kolonisinin eski limanına girişin savunma kalesini gördüm. 1763'te İspanyol General Pedro Antonio de Cevallos'un [14] kara kuvvetleri mağlup Portekiz kuvvetlerini desteklemek için gelen İngiliz gemisi Lord Clive'a buradan topçu atışları yapmış ve söz konusu gemi, dört yüzden fazla denizci ile beraber batmış. Colonia del Sacramento kalesinin Santa Rita’dan başka iki burcu daha duruyormuş. Bunlar San Pedro ve San Miguel burçları imiş.
Buradan Museo Indígena-Yerli müzesinin bulunduğu San Martin meydanına geliniyor. Açıkta San Gabriel adası var. Ancak deniz çamurlu maalesef. Yol beni Belediye Müzesinin arkasına çıkardı. Bahçede kocaman bir İspermeçet balinası iskeleti duruyordu. Başka bir yerde gördüğümü hatırlamıyorum, bu da bir ilk oldu.
Biraz daha yürüyünce yine bir yıkıntı eve ve iç duvarında seramik bir tabelaya denk geldim. Burası da Casa Del Virrey – Genel Vali Evi imiş. Tabelada ismi geçen şahıs Baltasar Hidalgo de Cisneros [15] idi. Yol tekrar beni ana meydana Plaza Mayor’a çıkardı. Bu sefer Deniz fenerinin arkasındaki sokakları gezdim. Burada bazı Kafelerin önünde eski Amerikan Arabaları süs olarak konmuştu. Calle de los suspiros- İç Çekişler Sokağını baştanbaşa gezdim. Sokakta Buen Suspiro isimli bir restoran vardı. Öğlen yemeğini yiyeceğimiz restorana giderken yol üzerinde Picasso restoran ve kapısında bölgenin haritası vardı.
Oradan öğle yemeği için meydana yakın Los Kamikases restorana gittik. Yemek önerisi olarak et, tavuk ve balık soruldu. Ben buraya kadar gelip güzel et yemedim dememek için yine et söyledim ancak sonuç yine hüsrandı. Maalesef yine et isteyen herkese geldiği gibi bana da çiğnenmeyecek sertlikte bir et geldi. Aç kalmamak için zar zor biraz yedim, sinirlerim bozuldu. Bir tane Uruguay birası söyledim. Patricia Lager. Yerel para bozdurmadığımız için bir biraya 5 Usd. aldılar. Oradan sonra bir kafede oturup bir şeyler içelim dedim. Viskili kahve içtim. 10 Usd.’da orada bayıldık. Ondan sonrada dönüş saati geldi. Tekrar otobüsle limana sonra Feribot, sonra pasaport kontrol ve Arjantine varış. Otobüs ile otel yönünde giderken, kocaman ranzasız yatağı kaldırıma atıp sokakta yatan insanlar gördüm. Otele geldiğimizde henüz güneş batmamıştı bizde bir grup arkadaş hemen ana caddeleri ve şehri gezmeye çıktık. Florida caddesi boyunca yürüdük, kesişen Av.Corrientes, Sarmiento ve Juan Domingo Perón caddelerini geçip Florida Caddesi'nin Diagonal Norte- Kuzey Çapraz Bulvarı ile buluştuğu noktaya, Buenos Aires'in en etkileyici binalarından bazılarının tepeden baktığı küçük üçgen bir meydan olan Plazoleta Ciriaco Ortiz’e [16] ulaştık.
Burada, Buenos Aires'in 19. yüzyılın başlarında, uyumlu mimarisi ve önemli yerleri birbirine bağlayan uzun, geniş caddeleri ile Paris'in kentsel tasarımını taklit etme arzusu tamamen belirgin. Avenue Roque Sáenz Peña olarak da adlandırılan Diagonal Norte-Kuzey Çapraz Bulvarı sembolik olarak ülkenin yürütme gücünü Plaza de Mayo'daki Casa Rosada'dan (Pembe Ev) Yüksek Mahkemeye bağlamayı amaçlıyormuş. Buradan hem Dikilitaş'a hem de Plaza de Mayo'ya görsel olarak düz bir bakış açısı var. Bulvar boyunca yer alan tüm binalar estetik olarak orantılıymış ve tam olarak 67,5 m. yüksekliğe ulaşarak Dikilitaş ile aynı boyda imiş. Bu durum bu kavşağı fotojenik hale getirmiş. Meydanın en önemli parçası eski başkan Roque Sáenz Peña'nın [17] onuruna dikilen 1936 tarihli art-deco tarzı anıt. Heykel, Arjantinli José Fioriavanti tarafından doğrudan oyma tekniği kullanılarak tek parça Mar del Plata taşından yapılmış. Arka yüzünde, akan bir çeşme bir kadın figürünün kabartmasını çerçevelemekte. Kadın, Sáenz Peña'nın "insanlık için Amerika" fikrini temsil etmekte imiş. Sağlı sollu iki heykel grubu Pena’ya eşlik ediyor. "La Acogida" (Karşılama), Arjantinli politikacının ihmal edilmiş çocuklar için duyduğu endişeye gönderme yapan, bir çocuğu kucaklayan çıplak bir kadından oluşuyor. Kılıçlı bir adamın güçlü görüntüsü ve Kanun tableti "Gizli ve Zorunlu Oy "u sembolize etmektedir. Bu, yasanın yürürlüğe girmesini mümkün kılan kişinin Sáenz Peña olduğunu hatırlatmakta imiş. Pena heykeli ise oturur vaziyette, ellerini bir kitabın üzerine koymuş olarak gösterilmiş.
Aynı yola devam ettiğinizde solunuzda Mayıs Meydanı ve Casa Rosada görünüyor. Sonrada Avenida Presidente Julio Argentino Roca caddesi diğer adıyla Diagonal Sur-Güney Çapraz Bulvarına ve Julio Argentino Roca [18] anıtına vardık. Anıt kırmızı cilalı granit kaide üzerinde üç bronz heykelden oluşan bir eser. Uruguaylı heykeltıraş ve ressam José Luis Zorrilla de San Martín (1891-1975) tarafından yapılan ve 1941 yılında açılışı yapılan anıt Julio Argentino Roca’yı at üstünde gösteriyor. Heykel ve kaidesine kırmızı boya atılmıştı. Nedenini araştırınca öğrendim ki, Julio Argentino Roca’nın Patagonya'da ve Pampa'nın bir bölümünde yaşayan yerli halklara karşı giriştiği fetihler onun soykırımcı olarak anılmasına sebep olmuş, bu nedenle anıt kaldırılması için çeşitli protestolara uğruyormuş. Anıtın karşısında Belediye Meclis Binası ve önünde çok güzel bir çanak şeklinde çeşme var. Üstündeki bronz heykel bir deniz kabuğunu üfler gibi poz vermiş.
Otele dönüp üstümüzü değişip Fügen hanım ve Dilek hanımla yemek için dışarı çıktık. Daha önce gruptan arkadaşların denediği ve beğendiği otelin yakınındaki Cero5 isimli restorana gittik. Ancak restoran Pazartesi’leri kapalıymış. Biz de ne yapalım diye düşünürken oradaki zenci bir arkadaşa iyi restoran sorduk oda bize Arjantin’i mutlu hatırlamamıza sebep olan restoranın adını verdi: Huacho. Burası bir Patagonya mutfağı restoranı imiş. Önce Zorro y Arena Malbec şarap ve ızgara peynir, sonra da ortaya 2 tane 400 gr. biftek ile biberiye ve sarımsaklı fırında patates söyledik.
Arjantin’e gelip bir türlü istediğimiz gibi et yiyebileceğimiz bir yer bulamadık diye hayıflanırken, burası bizi lezzetli etleri ile mest etti. Garson çok şeker bir genç idi. Sahibi yanımıza gelip Türk olduğumuzu öğrenince fazlasıyla ilgilendi, Türkiye ile ilgili sorular sordu. Kişi başı 5.666 Arjantin pezosu ödedik, o da kredi kartıma 340 TL olarak yansımış. Geceyi mutlu bir şekilde dinlenerek geçirdim.
Notlar: Bilgiler www.wikipedia.org ‘dan alınmıştır.
[1] Portekizliler 1512 yılında bugünkü Uruguay bölgesine giren ilk Avrupalılar. İspanyollar 1516'da geliyorlar. Uruguay komşu ülkelere göre Avrupalılar tarafından geç kolonize edilmiş. Portekizliler ilk geldiklerinde burada yaşayan kabile Charrúa halkıymış. Yerli halkların fethe karşı şiddetli direnişi, altın ve gümüşün yokluğu ile birleşince 16. ve 17. yüzyıllarda bölgedeki Avrupalı yerleşimi sınırlı olmuş. Uruguay daha sonra İspanyol ve Portekiz imparatorlukları arasında bir çekişme bölgesi haline gelmiş. İspanyollar 1603'te bölgeye zenginlik kaynağı haline gelen sığırları getirmeye başlamış. İlk kalıcı İspanyol yerleşimi 1624 yılında Río Negro üzerindeki Soriano'da kurulmuş. Portekizliler 1669-71 yıllarında Colonia del Sacramento'da bir kale inşa etmişler. Başkent Montevideo, 18. yüzyılın başlarında İspanyollar tarafından ülkede askeri bir kale olarak kurulmuş.
1950'lerin sonlarında, kısmen Uruguay tarım ürünlerine olan talebin dünya çapında azalması nedeniyle, Uruguaylılar yaşam standartlarında keskin bir düşüş yaşadı ve bu da öğrenci militanlığına ve işçi huzursuzluğuna yol açtı. 1960'larda Tupamaros olarak bilinen Marksist-Leninist şehir gerillalarından oluşan silahlı bir grup ortaya çıktı ve hükümeti devirme girişiminin yanı sıra banka soygunu, adam kaçırma ve suikast gibi faaliyetlerde bulundu. Başkan Jorge Pacheco 1968'de olağanüstü hal ilan etti ve bunu 1972'de sivil özgürlüklerin daha da askıya alınması izledi. 1973 yılında, artan ekonomik ve siyasi kargaşanın ortasında, Başkan Juan María Bordaberry'nin çağrısıyla silahlı kuvvetler Parlamentoyu dağıttı ve sivil-askeri bir rejim kurdu. İstihbarat operasyonları ve muhaliflere yönelik suikastları içeren CIA destekli siyasi baskı ve devlet terörü kampanyasına Condor Operasyonu adı verildi. Medya sansürlendi veya yasaklandı, sendikal hareket yok edildi ve bazı yazarların eserlerinin yasaklanmasının ardından tonlarca kitap yakıldı. Rejim muhalifi olarak fişlenen kişiler kamu hizmetinden ve eğitimden dışlandı. Bir kaynağa göre, 1973-1985 yılları arasındaki 12 yıllık sivil-askeri yönetim sırasında yaklaşık 180 Uruguaylı'nın öldürüldüğü ve kaybolduğu, binlercesinin de yasadışı olarak gözaltına alındığı ve işkence gördüğü bilinmektedir. Bunların çoğu Arjantin ve diğer komşu ülkelerde öldürülmüş, 36'sı Uruguay'da öldürülmüştür. Uruguay o dönemde dünyada kişi başına düşen en yüksek siyasi mahkum sayısına sahipti. Uluslararası Af Örgütü, her beş Uruguay'lı dan birinin sürgüne gittiğini, her elli kişiden birinin gözaltına alındığını ve her beş yüz kişiden birinin hapse girdiğini (çoğu işkence gördü) tahmin ediyordu. Sosyal harcamalar azaltıldı ve devlete ait birçok şirket özelleştirildi. Ancak 1980'den sonra ekonomi düzelmedi ve kötüleşti, GSYİH %20 düştü ve işsizlik %17'ye yükseldi. Devlet, batan şirketleri ve bankaları kurtarmaya çalışarak müdahalede bulundu.
[2] José Mujica: José Alberto Mujica Cordano (1935- halen yaşıyor) 2010-2015 yılları arasında Uruguay'ın 40. Başkanı olarak görev yapan Uruguaylı siyasetçi ve çiftçidir. Tupamaros'ta eski bir gerilla olan Mujica, 1970'lerde ve 1980'lerde askeri diktatörlük sırasında 12 yıl hapis yattı. Sol partilerin Geniş Cephe koalisyonunun bir üyesi olan Mujica, 2005'ten 2008'e kadar Hayvancılık, Tarım ve Balıkçılık Bakanı ve daha sonra Senatör olarak görev yaptı. Geniş Cephe'nin adayı olarak 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı ve 1 Mart 2010'da Başkan olarak göreve başladı 1 Mart 2015’de görevi bıraktı. Aylık 12 bin dolar maaşının %90'ını hayır kurumlarına bağışlayan Mujica, dünyanın en fakir devlet başkanı olarak anılmaktadır. Mujica 1987 model Volkswagen Beetle'ı ulaşım aracı olarak kullanmaktadır. 2010 yılında, arabanın değeri 1.800 dolardı ve Mujica tarafından o yıl için sunulan zorunlu yıllık kişisel servet beyanının tamamını temsil ediyordu. Kasım 2014'te Uruguay gazetesi Busqueda, kendisine araba için 1 milyon dolar teklif edildiğini bildirdi; oda araba için 1 milyon dolar alırsa, desteklediği bir programla evsizleri barındırmak için bağışlanacağını söyledi.
[3]Tupamaros olarak bilinen Ulusal Kurtuluş Hareketi (MLN-T), 1960'lar ve 1970'lerde Uruguay'da Marksist-Leninist bir şehir gerilla grubuydu. MLN-T, en önemli lideri Raúl Sendic idi. Daha sonra Uruguay Devlet Başkanı olan José Mujica da bu örgütün üyesiydi.
Yaptıkları saldırıların listesi:
8 Ekim 1969 – Pando şehrinin ele geçirilmesi.
31 Temmuz 1970 - Uruguay polisini işkence kullanımı konusunda eğiten ABD hükümet yetkilisi Dan Mitrione'nin kaçırılması. Mitrione 10 Ağustos'ta öldürüldü.
31 Temmuz 1970 - Brezilya konsolosu Aloysio Dias Gomide'nin kaçırılması, 21 Şubat 1971'de fidye karşılığında serbest bırakıldı (250.000 dolar).
7 Ağustos 1970 - ABD'li tarım uzmanı Dr. Claude Fly'ın kaçırılması, Halk Hapishanesinde geçirdiği kalp krizinin ardından 2 Mart 1971'de serbest bırakıldı.
29 Eylül 1970 - Carrasco Bowling Kulübü'nün bombalanması, yaşlı bekçi Hilaria Ibarra'nın ağır yaralanması.
8 Ocak 1971 - İngiliz Büyükelçisi Geoffrey Jackson'ın kaçırılması.
21 Aralık 1971 - Köy işçisi Pascasio Báez'in sodyum pentotal iğnesi ile öldürülmesi.
18 Mayıs 1972 - Uruguay Ordusu'ndan dört askerin Ordu Başkomutanı General Florencio Gravina'nın evini gözetlerken makineli tüfek ateşiyle öldürülmesi. Askeri darbe sonrası grup yetkililerine göre 300 Tupamaros ya çatışmalarda ya da hapishanelerde (çoğu 1972'de) öldü. Yaklaşık 3,000 Tupamaros da hapsedildi. Uruguay'daki diktatörlük 1984 yılında demokratik seçimlerin yapılmasıyla sona erdi. Yeni başkan Julio María Sanguinetti döneminde Tupamarolar için af çıkarıldı. Tupamarolar on yılı aşkın bir süre sonra hapisten çıktılar ve Frente Amplio koalisyon partisini temsil etmek üzere bir araya geldiler. 2004 yılında Tabaré Vásquez "Frente Amplio" listesinden ilk kez başkan oldu.
1972-85 yılları arasında tutuklu bulunan meşhur Uruguaylı "dokuz rehine":
Raúl Sendic - Grubun kurucusu ve lideri. 1989 ‘da öldü.
Eleuterio Fernández Huidobro - 1990'ların ortalarından itibaren önde gelen bir politikacı oldu. 2011'de ölümüne kadar Milli Savunma Bakanlığı yaptı. 5 Ağustos 2016'da 74 yaşında görev başında öldü.
José Mujica - Mart 2010'da Uruguay Devlet Başkanı olarak göreve başladı 2015’de bıraktı.
Mauricio Rosencof - Hapisten çıktıktan sonra tanınmış bir yazar ve oyun yazarı oldu. 2005'te Montevideo Belediyesi Kültür Müdürü oldu.
Henry Engler - Hapisten çıktıktan sonra İsveç'e gitti ve önde gelen bir tıp araştırmacısı oldu.
Adolfo Wasem - Özgürlüğüne kavuşmadan önce kanserden öldü.
Jorge Zabalza - "Dokuz rehinenin" en genci. Uruguay'da günümüze kadar devam eden radikal militanlığıyla ünlüdür.
Julio Marenales: Uruguaylı bir politikacı ve Tupamaros Ulusal Kurtuluş Hareketi'nin gerilla üyesiydi .
Jorge Manera: Tupamaros'ta (MLN-T) üyesi Uruguaylı bir inşaat mühendisidir.
Héctor Amodio Pérez - Punta Carretas hapishanesinden kaçışı organize eden Tupamaros'un önde gelen kurucu üyesi. 1973'te İspanya'ya kaçtı ve ancak 2013'te yeniden kamuoyunun karşısına çıktı.
[4] José Fructuoso Rivera y Toscana (1784 - 1854), Banda Oriental*’in Brezilya yönetiminden kurtuluşu için savaşan, üç kez Uruguay Devlet Başkanı olarak görev yapan ve uzun Uruguay İç Savaşı’nın kışkırtıcılarından biri olan Uruguaylı bir general ve vatanseverdi. Ayrıca Uruguay'ı 1865'ten 1958'e kadar kesintisiz yöneten Colorado Partisi'nin kurucusu olarak kabul edilir. 1831 Salsipuedes Katliamı sırasında yerli Charrúaları** neredeyse tamamen ortadan kaldırmak gibi tartışmalı bir karar verdi.
*Banda Oriental del Uruguay: Uruguay Nehri'nin doğusunda ve Río de la Plata'nın kuzeyinde yer alan ve modern Uruguay ülkesini; Brezilya'nın Rio Grande do Sul eyaletini ve Brezilya'nın Santa Catarina eyaletinin bir kısmını oluşturan Güney Amerika topraklarının adıydı. Río de la Plata Genel Valiliği'nin en doğudaki bölgesiydi.
** Charrúalar, 16. yüzyılda Paraná ve Uruguay nehirleri arasında bulunan ve merkezi Arjantin Cumhuriyeti'nin şimdiki Santa Fe eyaleti olan bölgede yaşayan yerli bir Amerikan halkıydı. Daha sonra özellikle de Queguay Grande Nehri'nin güneyine, bugünkü Uruguay'a taşındılar. 18. yüzyılda Charrúalar, Guaraní misyonerlerine karşı savaşlarında topraklarını genişleterek Banda Oriental'in kuzeyine, şimdiki Brezilya eyaleti Río Grande del Sur'un güneyine ve Arjantin'in Entre Ríos eyaletine ilerlediler, zaman zaman Corrientes eyaletine ulaştılar ve Santa Fe bölgesini sömürge yetkililerinin eylemiyle terk ettiler. Bu ilerleyişin bir sonucu olarak, bu bölgeleri işgal eden Chanás, Minuanes, Cañingangs, Yaros ve Bohanes gibi diğer halklarla melezleştiler. Bu halk grubu genellikle "Charrúa" olarak anılırdı, bu nedenle bugün bu kabileler genellikle yanlışlıkla Charrúa ulusu olarak anılmaktadır.
[5] Cesta Punta ya da Jai alai (Bask dilinde neşeli şenlik) İspanya'da Pelota Vasca olarak bilinir. Üç tarafı duvarla çevrili bir alanda kauçuktan yapılma sert bir topu duvara çarptırma ve yakalamaya dayanan oyun. Bask kökenli olan oyun 1900'de Küba'da oynanmaya başladıktan sonra Batı Yarıküre'de jai alai olarak anılmıştır. Jai alai eltopunun bir biçiminden geliştirilmiştir. Oyuncular cesta denen, kola kayışla bağlanmış, kepçe biçimli ve sepet örgüsü bir raket kullanırlar. Cesta 76 cm uzunluğunda, zarif bir biçimde kavislendirilmiş ve oyuncunun topu tutabilmesini, ayrıca büyük bir güç ve hızla fırlatılabilmesini sağlayan, etkili bir araçtır. Kestane ağacından çubuklarla desteklenmiş hafif bir kafes üzerine, Pireneler'den getirilmiş kamışların örülmesiyle ısmarlama olarak yapılır ve dışına deri bir eldiven dikilir. Pelota (İspanyolca; top) denen top, beyzbol topundan biraz daha küçük, golf topundan daha ağır ve serttir (125 - 140 g). Topun süratinin 302 km/s'e kadar ulaşabildiği tespit edilmiştir, bu nedenle güvenlik gerekçesiyle ABD'de profesyonel oyuncular 1967'den bu yana koruyucu başlıklar kullanmaktadırlar. Oyun alanı (cancha) genellikle 53.3 metre uzunlukta, 15.2 m genişliktedir. Duvar yüksekliği ise 12.2 m veya daha fazladır. Jai alai tesisinin tümü fronton olarak adlandırılır. İlk Bask frontonu 1785'te inşa edilmiştir.
Kuralları son derece basit olan jai alai, topla ön duvara karşı yapılan servis atışıyla başlar. Atılan top, sınırları belirlenmiş servis alanına düşmelidir. Tekler karşılaşmasında rakip oyuncu, çiftler karşılaşmasındaysa rakip oyunculardan biri, yere bir kereden fazla değmesine izin vermeden topu yakalamalı ve geri göndermelidir. Amaç, topu rakibin geri gönderemeyip puan kaybedeceği biçimde, hızla ve havada ekseni çevresinde döndürerek ön duvardan sektirmektir. Oyun, topun ıskalanmasına ya da sınırların dışına çıkmasına kadar sürer. Top eğer ön duvarın çevresinde, kırmızı ile belirgin biçimde işaretlenmiş alana, alanın üzerini örten perdeye ya da kırmızı ile işaretlenmiş herhangi bir alana çarparsa ya da ceza çizgisinin dışına düşerse sınırların dışına çıkmış sayılır. Bir oyuncu, önünde başka bir oyuncu olduğu için atışını keserse bu durum müdahale olarak kabul edilir ve atış tekrarlanır.
[6] Baskça pelota (Baskça: pilota, İspanyolca: pelota vasca, Fransızca: pelote basque), bir duvara karşı (frontis veya fronton) veya daha geleneksel olarak, yerdeki bir çizgi veya bir ağ ile ayrılmış iki takımın karşı karşıya geldiği, el, raket, tahta sopa veya sepet kullanılarak bir topla oynanan çeşitli kort sporlarının adıdır. Bu oyun sınıfının kökleri Yunan ve diğer antik kültürlere kadar uzanmaktadır. Pelota terimi muhtemelen Halk Latincesindeki pilotta (top oyunu) teriminden gelmektedir. Pilus (kürk veya kıl) ile doldurulmuş sert keten veya deri bir topla veya Latince vuruş veya kürek kelimeleriyle ilgili olabilecek pila kelimesinin küçültülmüş bir şeklidir ve İngilizce pellet kelimesiyle ilişkilidir.Bugün Bask pelotası birçok ülkede oynanmaktadır. Avrupa'da bu spor İspanya ve Fransa'da, özellikle de Bask Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır. Bu spor Arjantin, Şili, Uruguay ve Küba gibi Latin Amerika ülkelerinde de oynanmaktadır. Jai alai adı verilen bir oyun işletmesi olarak işletilen bu spor, ABD'nin Florida, Connecticut, Nevada ve Rhode Island gibi bölgelerinde görülmektedir. Valensiya'da Valensiya pilotası ulusal spor olarak kabul edilir; Belçika, kuzey İtalya, Meksika ve Arjantin'de de oynanır. Kuruluşundan bu yana, Uluslararası Bask Pelota Federasyonu farklı çeşitleri sabit top ağırlıkları, kurallar ve saha boyutları ile dört modalite ve on dört disiplin olarak standartlaştırmıştır. Dört yöntem : 30 metre (33 yd) duvar, 36 metre (39 yd) duvar, 54 metre (59 yd) duvar ve trinquete - çıplak el, deri top, kauçuk top, paleta (pelota paleta), raket (frontennis) ve xare kullanımına bağlı olarak on dört disiplini kabul eder. On dört disiplinden ikisi hem erkekler hem de kadınlar tarafından oynanmaktadır (frontenis ve trinquete'de kauçuk pelota); diğer on ikisi ise sadece erkekler tarafından oynanmaktadır. Bu, uluslararası düzeyde şampiyona oynanmasına ve dünyanın dört bir yanından oyuncuların ve takımların aynı kuralları kullanarak katılmasına izin verir. Bununla birlikte, bu konuda eleştiriler de vardır, çünkü püristler her bir modalitenin orijinal özelliklerinden bazılarının kaybolabileceğini iddia edebilirler. Koruma olsa bile, kazalar meydana gelebilir. Topun saatte 200 kilometre (120 mil/saat) hızla hareket ettiği pelota, güvenlik ekipmanlarının doğru kullanılmaması ya da hiç kullanılmaması halinde ölümcül olabilir; nadiren de olsa ölümler meydana gelmektedir.
[7] Puerta de Campo veya Puerta de la Citadel olarak da bilinen Portón de Campo , Colonia del Sacramento'da en büyük ve en ünlü anıtlardan biridir. Colonia şehrinin tarihi merkezinde yer alır ve o dönemde bu toprakları yöneten Portekizli Vasconcellos'un emriyle 1745 yılında inşa edilmiştir.
Bu vali, mimarlık mesleği nedeniyle Colonia'da birçok inşaat gerçekleştirmiş olmasıyla geniş çapta hatırlanıyor. Bu önemli kapı, güvenlik ve savunma için inşa edilen hendek üzerindeki köprü ve kapının yanlarındaki tamamen taştan ve kalın bir duvardan oluşmaktadır.
[8] Calle de los suspiros (İç Çekişler Sokağı) Uruguay'ın Colonia del Sacramento şehrinde bulunan bir sokaktır. UNESCO tarafından 1995 yılında Dünya Mirası olarak ilan edilen tarihi merkezin içinde yer almaktadır. Plaza Mayor'dan başlar ve Río de la Plata'ya doğru eğimlidir. Portekiz özelliklerini taşıyan dar bir sokaktır, kama şeklinde parke taşları vardır ve kaldırım yoktur. Kenarlar bir drenaj oluğu oluşturmak için merkeze doğru eğimlidir. On sekizinci yüzyılın ilk yarısında inşa edilen evler taş duvarlara, kiremit çatılara ve seramik karo zeminlere sahiptir. Kapı ve pencereler küçük ve ahşaptır. Yakındaki Paseo de San Miguel ve Calle Real gibi sokağın ismi Portekiz tarzı bir kiremitle işaretlenmiş ve duvara tutturulmuş fenerlerle aydınlatılmıştır. Orijinal halini koruyan birkaç sokaktan biridir. Şimdiki adının nedeni hakkında farklı versiyonlar vardır. Biri, burada bulunan ve fahişeler için iç çeken denizcilerin uğrak yeri olan genelevlere atıfta bulunmaktadır. Bir diğeri, nehre atılıp boğulmak zorunda bırakılan idam mahkumlarının iç çekişlerine ve üçüncüsü de sevgilisini beklerken bıçaklanan genç bir kadına atıfta bulunmaktadır.
[9] Portekiz Dönemi tarih müzesi, Colonia şehrinin tarihi merkezinde yer almaktadır. Bu müze, 18. yüzyıldan kalma Portekiz tarzı bir binada 1977 yılında kuruldu. Bu bina, taş ve kerpiç duvarlara, kiremit ve ahşap çatılara sahiptir. Ana binaya diğerinden oldukça farklı olan İspanyol tarzı bir bina daha eklenmiştir. Portekiz sömürge döneminden haritacılık, mobilyalar, silahlar, giysiler ve farklı unsurların reprodüksiyonları gibi bir çok eski nesne bulabilirsiniz. Ayrıca Portón del Campo'nun- Hisar kapısının kalkanı sergilenmektedir. Bu tür eski eserlerin sergilenmesi, sömürgeciler, köleler ve yüzlerce yıl önce Colonia'da yaşayan karakterler için hayatın nasıl olduğunu keşfetmemizi sağlıyor. Silahlar ve farklı mutfak eşyaları gibi büyük tarihi değere sahip nesnelerin yanı sıra, en önemli evlerin süs eşyaları ve mobilyaları olan eşyaların dekorasyonlarını ve kopyalarını da bulduğumuz farklı sergileri ziyaret edebilmek çok ilginç. Parçalarının inceliği ve dekorasyonu, kolonyal dönemlerdeki Portekiz kültürü hakkında biraz daha bilgi edinmenin çok iyi bir yoludur.
[10] Colonia del Sacramento Deniz Feneri: 1690 yılında inşa edilen San Francisco Javier Manastırı, bu Portekiz yerleşiminin sahiline yakındı. Şapelin kulesi Rio de la Plata'da seyreden tekneler için önemli bir işaret noktası olarak hizmet veriyordu. 1705 yılında manastır bir yangın sonucu tahrip oldu. Rio de la Plata aslında Paraná ve Uruguay Nehirlerinin birleşmesiyle oluşan bir haliçtir. Her ikisi de orta Güney Amerika'nın büyük bölümünü dış dünyaya bağlayan önemli ticaret yollarıdır. Ancak gece çöktüğünde, özellikle de ayın olmadığı gecelerde, her şey karanlığa bürünüyordu. Bunun üzerine bir de fırtına çıkarsa, nehir çılgına döner ve suları sanki periliymiş gibi kükremeye başlardı. Ve tüm bunlar oldukça sık yaşandığı için, yelken açmak ışık olmadan büyük bir hata idi. Atlantik'ten gelen güçlü rüzgarlar pek çok gemi enkazına neden olmuştur, öyle ki Rio de la Plata "denizcilerin cehennemi" olarak adlandırılmış ve bir deniz mezarlığı olarak bilinmektedir. Bölgede o kadar çok gemi kazası oldu ki (birçok tekne, güvertesinde büyük altın ve gümüş hazineleriyle nehrin dibini boyladı), geceleri şehri aydınlatma ihtiyacı acil hale geldi. Şapelin kulesi, deniz fenerini oluşturmak üzere yeniden inşa edildi. Kalan manastır duvarları bugün hala görülebilmektedir. Şehrin tarihi mahallesinin 35 m. yukarısında yükselen bu deniz fenerinin inşasına 1845 yılında başlanmıştır. Çalışmalar resmi olarak 1857 yılında tamamlandı. Denizciler ve gemiciler "Colonia'nın gözleri dünyaya bakıyor" demeye başladılar. Artık istenen saatte kıyıya ulaşabiliyorlardı. Bugün, kuruluşundan 150 yıl sonra, eski deniz feneri mükemmel durumda. Sadece ışığını göstermekle kalmıyor, aynı zamanda ziyaretçileri nehri ve harika Colonia del Sacramento'yu izlemek için merdivenlerinden tepesine çıkmaya davet ediyor. Yüksekliği 26 metre ve ışık menzili 7.8 deniz milidir. Bu fenerin kullandığı enerji çeşitlendirilmiş, önce gazyağı lambaları, sonra asetilen gazı, elektrik ve 1997'de güneş panelleri hayata geçirilmiştir. Her dokuz saniyede bir iki kırmızı yanıp söner. Beyaz ve kırmızı radyal çizgili bir kubbesi olan dairesel beyaz bir kuledir. Kare kaideli ve fenere kadar uzanan silindirik kulesiyle özgün bir yapıya sahiptir.
[11] San Francisco Manastırı Kalıntıları :Colonia del Sacramento'yu ziyaret ettiğimizde, kolonyal dönemlerde nasıl bir yer olduğuna ve İspanyol ve Portekiz Krallığı arasında bu toprakları ele geçirmek için verilen sürekli mücadeleye dair bazı tanıklar bulabiliriz. Ne yazık ki sadece kalıntıları kalmış en göze çarpan sembollerden biri de San Francisco Manastırı . San Francisco Manastırı'nın tarihi 17. yüzyıla, daha doğrusu daha önce de belirttiğimiz gibi 1690 yılına kadar uzanıyor. Birkaç yıl sonra, daha doğrusu 1704'te şiddetli bir yangın geçirdi ve neredeyse tamamen yok oldu. Bu beklenmedik olaydan sonra taş ve kerpiç gibi daha dayanıklı malzemelerle inşa edilmesine karar verildi. Bu dini tapınak, Colonia del Sacramento kentindeki ilk evlerle neredeyse aynı zamanda ortaya çıkıyor. Uzun yıllar çeşitli talihsizliklere maruz kaldı, bunların en belirgini düşman birliklerinin saldırılarıydı. Portekiz ve İspanyol kraliyetleri arasında yüzyıllarca süren çatışmalardan sonra, bu manastır kötüleşti ve çöktü. Ancak kemerleri ve temelleri halen korunmaktadır. Unutulmamalıdır ki duvarları çok kalındır, neredeyse bir metre genişliğindedir ve yapımında temel olarak taş kullanılmıştır. Daha sonra, yıllar sonra bir deniz feneri haline gelen bir kule inşa edildi. Şu anda Colonia del Sacramento'nun en sembolik manzaralarından birini oluşturuyorlar; kapıları, duvarları ve yolları ile harabeler uzun beyaz deniz feneriyle mükemmel bir şekilde birleşiyor ve böylece eski şehrin en güzel kentsel manzaralarından birini oluşturuyor.
[12] Basilica el Santísimo Sacramento- Kutsal Ayin Bazilikası : Mevcut bina, mimar Tomás Toribio'nun (1808-1810) planlarına göre, tuğla büyük sütunlarla desteklenen tuğla beşik tonozlu olarak inşa edilmiştir. Girişin üzerindeki alçaltılmış tonoz, koroyu ve güneydeki üç pencereyi içine almaktadır. 1823 yılında bir patlamanın ardından büyük bir kısmı çökmüştür. 1841 yılında Rahip Domingo Rama yan duvarların, sunağın ve tonozun bir kısmını değiştirmiş, duvarların seviyesini yükseltmiş, yeni pencereler açmış ve estetik ve denge kaybolmuş, bu da sonraki müdahalelere yol açmıştır. 1865-68 yılları arasında bina sağlamlaştırıldı, kuleler kubbe ve balkonlarla yükseltildi ve 1906-1908 yılları arasında kuzey kuleye saat yerleştirildi. 1957 yılında, konsolidasyon ve onarım çalışmalarını yöneten mimar Miguel Angel Odriozola Odriozola, sanatsal ve tarihi değerlere saygı göstermiş, binanın kapasitesini artırmış, coğrafi alanlarla bütünleştirmiş, tonoz bağlanmış, güney duvarı yapı malzemelerinin yorumlanmasına izin verecek şekilde badanalanmış ve bugün Kutsal Ayin'in bulunduğu niş kurtarılmıştır.
[13] Venancio Flores Barrios (1808 - 1868) Uruguaylı bir subay ve siyasetçi, 1853-1855 ve 1865-1868 dönemlerinde Cumhuriyet'in başkanıydı. Venancio Flores'in hükümeti 15 Şubat 1868'de sona erdi. Dört gün sonra, uzun süredir tartışılan koşullar altında, Montevideo'da kimliği belirsiz bir grup suikastçı tarafından öldürüldü.
[14] Pedro de Cevallos, doğum adıyla Pedro Antonio de Cevallos Cortés y Calderón (1715- 1778) İspanyol bir asker ve devlet memuruydu. 1757'den 1766'ya kadar Buenos Aires valiliği yaptı ve 1 Ağustos 1776'da kraliyet kararnamesiyle yeni Río de la Plata Genel Valiliği kurulduğunda, aynı gün ilk genel valisi olarak atandı, ancak göreve ancak 15 Ekim 1777'de başladı. En büyük genel valilerden biri olarak görülmektedir. Komutası altındaki bölgeye nüfuz etmesi, ortaya çıkan sorunları incelemesi başarılı bulunmaktadır. Yaşadığı dönemde prestiji muazzammış.
[15] Baltasar Hidalgo de Cisneros y de la Torre (1756 - 1829) Amiral rütbesine ulaşmış bir İspanyol denizci ve genel vali idi ve Río de la Plata'nın tüm River Plate toprakları üzerinde etkili güce sahip son genel valisiydi, çünkü Naiplik Konseyi tarafından halefi olarak atanan Francisco Javier de Elío, yetkisini yalnızca Montevideo valiliği başta olmak üzere bazı bölgelerde kullanabiliyordu.
[16] Ciriaco Ortiz: Tam adı Ángel Ciriaco Ortiz olan ve takma adı Ciriaquito olan Ciriaco Ortiz (1905 - 1970) Arjantinli bir tango bandoneonisti ve bestecisiydi.
[17] Roque Sáenz Peña: Roque José Antonio del Sagrado Corazón de Jesús Sáenz Peña Lahitte (1851 - 1914) Arjantinli bir avukat ve siyasetçi, Pasifik Savaşı'nda Peru ordusunda gönüllü bir savaşçıydı. Ulusal Otonomist Parti'nin modernist kesiminin adayı olarak Arjantin Ulusunun Başkanı seçildi ve 1910'dan 1914'e kadar görev yaptı, görev süresinin bitmesine iki yıldan biraz fazla bir süre kala öldü. En önemli çalışması, Arjantin'de erkekler için genel, gizli ve zorunlu oy kullanma hakkını getiren Sáenz Peña Yasasının hazırlanması ve yürürlüğe girmesiydi.
[18] Alejo Julio Argentino Roca (1843 - 1914), 1880'den 1886'ya ve 1898'den 1904'e kadar iki kez Arjantin Ulusunun Başkanı olarak görev yapmış Arjantinli bir politikacı, asker ve devlet adamıydı. Birbirini takip etmeyen altı yıllık iki başkanlık dönemi arasında toplam on iki yıl bulunan Roca, Arjantin'de en uzun süre görev yapan anayasal devlet başkanıdır. Roca, 80'ler Kuşağı olarak adlandırılan kuşağın en etkili temsilcisidir ve otuz yılı aşkın bir süre boyunca Arjantin siyasetine Ulusal Otonomist Parti (PAN) aracılığıyla liderlik etmiştir. 42 yıl boyunca aralıksız iktidarda kalan bu parti, farklı güçlerle karmaşık ittifaklar yapmış ve Roca’ya "Tilki" lakabını kazandırmıştır. Kişiselcilik ve siyasi iktidarın küçük bir grup insan tarafından kontrolü ile karakterize edilen "roquista" akımına liderlik etmiş, roquista karşıtı kesimlerin talep ettiği gizli oy ve zorunlu oy gibi demokratikleştirici seçim reformlarına karşı çıkmıştır. En çok Patagonya'da ve Pampa'nın bir bölümünde yaşayan yerli halklara karşı bir dizi stratejik askeri harekat olan Çölün Fethi'ne liderlik etmesiyle tanınır.

























































































































































Yorumlar