PERU - CUSCO- OLLANTAYTAMBO GÜNEY AMERİKA SEYAHATİ - 6
- ÖMER SUHA TOPALAK

- 5 Haz 2023
- 10 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 Kas 2023

Seyahatin 6.Günü 24.01.2023 Salı PERU-CUSCO-OLLANTAYTAMBO
Altıncı günün sabahı bir günlük ihtiyaçlarımızı yanımıza çanta ile alıp valizleri geri döneceğimiz otele bıraktık. Programda Pisac kasabası ve pazarı vardı ancak protestolar nedeniyle o yol kapalı imiş ve pazar kurulmuyormuş. O nedenle bizde Martín Chambi [1] kavşağından ve Orellana Pumaqchupan Parkı’ndan geçip El Cristo Blanco-Beyaz İsa heykeline gittik.
Cusco'nun tarihi merkezine 5 kilometre uzaklıktaki Pukamuqu tepesinin üzerinde bulunan bir heykel. Yüksekte olması nedeniyle bir seyir noktası. Konumu nedeniyle, 1972'den beri Peru'nun Tarihi Anıtı ilan edilen Cusco Anıtsal Bölgesi 'nin bir parçası olmuş. Mermer ve alçı kaplı granitten yapılmış 8 metre yüksekliğindeki anıt, İsa Mesih'i şehre kollarını açmış olarak gösteriyor ve 1945 yılında Cusco'da ikamet eden Filistinli Arap Cemaati'nin şehre hediyesi olarak dikilmiş. Bizde Brezilya öncesi bol bol fotoğraf çektirdik. Manzara çok güzel bütün Cusco ayaklar altında. Beyaz İsa’nın hemen yanında elbise giydirilmiş büyük üç tane haç vardı ve baş yerlerinde İsa’nın resmi ve önlerindeki küçük kulübeciklerde de adak yerleri vardı.
Daha sonra Güney Amerika hayvanlarının bulunduğu Manos de la Comunidad isimli çiftliğe gittik. Orada lamanın [2] iki türünü (Chaco ve Kara), Alpaka’nın [3] iki türünü (Huacaya ve Zur), Vikunya [4] ve Guanako [5] gördük. Onları uzun yeşil otlar uzatarak besledik ve fotoğraf çektirdik. Ayrıca bir kafeste bizim Kobay dediğimiz Ginepig’ler [6] vardı. Cusco’da bir arkadaş pazarda cansız olarak satıldıklarını fotoğraflamış. Bize göre çok sevimli bu hayvanları Peru’lular yiyor. Kültür farklılığı diyelim.
Yaralı olduğu için çiftlik sahibi tarafından tedavi maksatlı büyük bir kafeste tutulan Amerika kıtasının en büyük uçan kara kuşu And Kondoru’nun (Tepeli Akbaba) yavrusunu da görme şansımız oldu.
Sonra tabii ki de alışveriş mağazasına gidildi. Halı, kilim, yastık kılıfı, tablo, heykel, takılar, kıyafetler, atkılar, bereler, montlar, hediyelik oyuncak Lamalar gibi bir çok şey vardı. Ancak Vikunya yününden bir atkı 1.500 Usd. bir kazak 4.800 Usd. olduğu için bunlardan alamayıp sadece dokunduk. Ben bir şey satınalmadım ancak hanımlardan alışveriş yapanlar çoktu. Ollantaytambo’ya gitmek için tekrar Cusco’ya dönmek gerekiyormuş.
Yolun üzerinde uzaktanda olsa Sacsayhuamán kalesini (İngilizlerin telaffuzu ile Sexy Women) [7] ve çevresindeki İnka harabelerini görüp fotoğrafladık. Ancak, çevrede çok İnka harabesi olduğu için burada bir gün boyunca gezilebilir. Aşağıda koyun otlatan bir çoban ve köpekleri vardı. Peru’da dikkatimi çeken bir başka konu sokak köpeklerinin hepsinin cins köpek olmasıydı. Çobanlık yapanlardan biri Golden Retriever diğeri Maltese Terrier idi.
Yukarıdan aşağı inerken, meydandan görüp yüksek olduğu için çıkamadığım San Cristóbal Kilisesi’nin [8] yanından geçtik. Tekrar şehrin içine girip Hilton Garden Inn Cusco’nun yanından geçip yaklaşık 1,5 saat mesafedeki Ollantaytambo yoluna girdik. Yol üzerinde Piuray Lagünü’nü gördük burası Vilcanota Sıradağları'nda bulunan bir yüzey suyu kaynağı imiş ve uçsuz bucaksız And Dağları gökyüzünü yansıtan koyu mavi bir renge sahipmiş. Cusco kentine 31 kilometre uzaklıkta, 3.435 m rakımda yer almakta imiş. Şehirdeki içme suyunun %42'sini sağladığı için Cusco şehrinin en önemli kaynaklarından biriymiş.
Bugünkü programda Pisac ve Urubamba nehri boyunca Coya, Lamay, Calca, Yucay, Urubamba, Pachar ve Pilcohuaci köyleri geçerken görülecekti ancak o yön kapalı olduğu için Chinchero, Urubamba nehri, Urubamba ve Pachar görülebildi.
Urubamba’da Ruphay Restoranda tur öğle yemeği verdi. Menü açık büfeydi. Köfte, sosis, kızarmış muz, makarna, salata, biraz deniz yosunu, soslu dondurma yedim bira ve çay içtim. Sonra da Ollantaytambo Sol Natura Hotel’e ulaştık. Eşyalarımızı bırakıp hemen keşif gezisine çıktık. Bütün dağlarda İnkalardan kalma eserler var. Yolun ortasından sular akıyor. Dükkanlar kapanmadan alışveriş yapalım dedik. Ben 10 Usd.’a bir adet ağaç maske, 16 Sol’e oyma taştan küçük bir maske, 26 Usd.’a güderi üzerine yağlıboya bir tablo aldım. Burası Machu Picchu ‘ya gitmek için trene binilen yer. Ancak olaylar nedeni ile kapalı olduğundan ortada turist falan yoktu. Bir tek biz vardık. Kasabanın meydanına geldik.
Burada kalabalık yerel kıyafetli köylüler vardı. Sebebini sorunca yerel kıyafetli 25-30 genci Lima’daki protesto gösterilerine yolcu ettiklerini söylediler. Gençler ellerindeki bir aparat taktıkları büyük deniz kabuklarını boru gibi öttürüyorlardı. Önce ellerinde taşıdıkları sonra gidecekleri otobüse astıkları afişte “Ollantaytambo- Dünya yerlilerinin başkenti - Yaşayan İnka şehri” yazıyordu. Otobüsle tam 20 saat gidip gösterilere katılacaklarmış. Ancak gösterilerde 64 kişi öldüğü için bütün aileler endişeli bir şekilde çocuklarını askere yollar gibi yolcu etmeye gelmişlerdi. Bir delikanlının omuzunda Lgbt bayrağına benzeyen bir bayrak görünce şaşırdım. Ne olduğunu araştırınca bunun gökkuşağı renklerindeki İnka İmparatorluğu bayrağı olduğunu öğrendim. Daha önce gördüğüm Cusco Belediyesi Çağdaş Sanat Müzesi'ndeki bayrağı da anlamış oldum. Dualarla sloganlarla çocukları otobüse bindirdiler. Bol bol fotoğraf çekildi, bizde çektik. Sonrada arkadaşlarla meydandaki Cafe Restaurant Koricancha’ya gidip sıcak çikolata içtim. Otelimiz Sol Natura Hotel çok güzel bahçe içinde, iç avlusu da yeşil yapraklı dev çiçeklerle dolu idi. Odaları büyüktü. Akşam rehber bahçede ateş yaktıracağını herkesin kendi içeceğini almasını söyledi. Fügen ve Dilek Hanımlarla ben iki şişe şarap ve çerez aldık. Ateş yanınca hepimiz çevresine dizilmiş olan kütüklere oturduk. Kah şarkı söyledik kah müzik dinledik, kafalarda çakır olunca epey güldük, eğlendik. Sonrada odalara çekildik.
Notlar: Bilgiler www.wikipedia.org ‘dan alınmıştır.
[1] Martín Chambi Jiménez (1891-1973), aslen Peru'nun güneyindeki Puno'dan Perulu bir fotoğrafçıydı. İlk büyük Yerli Latin Amerikalı fotoğrafçılardan biriydi. Fotoğraflarının derin tarihi ve etnik belgesel değeriyle tanınan, Peru And Dağları'nın kasabalarında ve kırsal kesimlerinde üretken bir portre fotoğrafçısıydı . Chambi, Cuzco'nun önde gelen portre fotoğrafçısı olmasının yanı sıra, Peru'da öncülüğünü yaptığı bir format olan, çoğunlukla kartpostal şeklinde sattığı birçok manzara fotoğrafı yaptı. 1979'da New York Modern Sanat Müzesi , daha sonra çeşitli yerlere seyahat eden ve çalışmalarının diğer uluslararası sergilerine ilham veren bir Chambi retrospektifi düzenledi.
[2] Lama (Lama glama), devegiller (Camelidae) familyasından Güney Amerika’nın dağ ve çayırlarında toplu halde yabani olarak yaşayan Guanako’dan evcilleştirilmiş geviş getiren bir ot obur hayvan türüdür. Yük taşımak için İnka Medeniyeti tarafından eğitilmiştir ve devenin yakın akrabası olduğu bilinmektedir. Lama genel olarak 1–2 m boyunda olup 15 cm uzunluğunda bir kuyruğa sahiptir. Omuzları yerden 1-2 metre yüksektir. Ağırlığı 70–140 kg civarında olup, narin bir vücudu, uzun bir boynu ve uzun ince bacakları vardır. Develerden farklı olarak sırtında hörgüç bulunmaz. Başı küçüktür, uzun bir çene kısmı, uzun kulakları ve fırlamış gözleri vardır. Postu kaba ve yünlüdür. Dişilerde tüyler boyun ve ayaklarda kısadır.Her hayvanda olduğu gibi lamaların da bir savunma sistemi vardır. Lamaların savunma sistemi; fazla yaklaşıldığında tükürmeleridir. Tehdit hissettiği anda karşı tarafa tükürerek oradan hızla uzaklaşır. Ayrıca, büyüdükleri çevreden de fazla uzaklaşmazlar. Ağustos ve Eylül aylarında çiftleşirler. Gebelik 11 ay sürer. Yeni doğan yavru anne tarafından dört ay emzirilir. Lama 2,5 - 3 yaşlarında üremeye başlar.
[3] Alpaka (Vicugna pacos), devegiller (Camelidae) familyasından ağırlıklı olarak yünleri için beslenen, Güney Amerika'nın And Dağları'nda yaygın evcilleştirilmiş bir deve türü. Alpakalar da görece uzun vücuda sahip olup, ince bacaklar, uzun ve ince boyun, küçük bir kafa karakteristik özellikleridir. Bütün Yeni Dünya develeri gibi hörgücü bulunmaz. Lamalardan biraz daha küçük olmakla birlikte 55 ile 65 kg ağırlıklarıyla onlardan belirgin şekilde daha hafiftirler. Renk, genelde tek renkli kahverengi, siyah ya da mavi-gri olup, ender olarak lekelidir. Dikkat çekici olan, 50 cm'ye kadar ulaşabilen uzun tüylerdir. Alpakalar, tüm deve türleri gibi sosyal hayvanlardır ve grup içinde rahattırlar. Otçul yiyici hayvanlar olup, neredeyse sadece otlarla beslenirler. Tüm develer gibi sindirimde onlara yardımcı olan çok odalı mideye sahiptirler. Hamilelikleri 240 ile 345 gün arasında değişir ve dişi, Güney Amerika'da Cria adı verilen yavru dünyaya getirir. Bu yavru yaklaşık altı ile sekiz aya kadar emzirilir ve 12 ile 24 ay arasında cinsel olgunluğa ulaşır. Alpakaların evcilleştirilmesi lamalar gibi yaklaşık MÖ 3000 yıllarına uzanır. Lama, Güney Amerika'da yük hayvanı olarak hizmet ederken, alpakalar yünleri için üretilmişlerdir. Alpaka mantosu İnka kültüründe bir refah işareti olarak kabul edilmiş, İnkaların ileri gelenleri, büyük alpaka sürülerini güçlerinin bir gösterisi olarak kabul etmişlerdir. Bu durum Peru'nun İspanyollar tarafından fethedilmesiyle değişir. İşgalciler, beraberinde koyunları getirir ve yerel evcil hayvanların incelenmesine ilgi göstermezler. Böylelikle alpakalar neredeyse nesli tükenen bir hayvan olarak fakir Kızılderili halkının hayvanı haline gelir.
[4] Vikunya: And Dağları'nın yüksek dağlık bölgelerinde yaşayan vahşi Güney Amerika devesi. Boyu 150 cm. omuz yüksekliği 1 m. ağırlığı 50 kg'dır. Üst kısmı açık kahverengi alt kısmı beyaz renktedir. Anatomik bir özelliği, alt kesici dişlerinin kemirgenlerdeki gibi sürekli değişmesidir. Postu akrabası olan türlerden epeyce daha zariftir ve soğuğa karşı etkili şekilde, izolasyon tabakası gibi sıktır. Vikunya, Ekvador, Peru, Bolivya, Arjantin ve Şili'nin yüksek Andlar'ında dağılmıştır. Burada 3500 ile 5500 m arasındaki yükseklikte görülür. Vikunya, guanako gibi kendilerine ait bölgede, her biri bir erkek tarafından yönetilen aile grupları olarak yaşar. Bunun yanında, küçük yaşları sebebiyle henüz kendilerine ait bölge savunamayan bekar erkeklerin grupları ve genç erkekler tarafından aileden kovulmuş yaşlı erkekler vardır. Evcilleştirilmiş lamaların vahşi atası olduğuna inanılmakta. Paltoları için yetiştirilen alpakalara göre Vikunyalar az miktarda son derece ince yün üretir, bu çok pahalıdır, çünkü hayvan yalnızca üç yılda bir kırpılabilir ve vahşi ortamdan yakalanması gerekir. Birlikte örüldüğünde, vikunya yününden elde edilen ürün çok yumuşak ve sıcaktır. İnkalılar, vikunya yünlerine çok değer veriyordu ve kraliyet ailesi dışında herkesin vikunya kıyafetleri giymesi yasalara aykırıydı; bugün, vicunya Peru'nun ulusal hayvanıdır ve Peru arması üzerinde ve bayrakta bulunur.
[5] Guanako: Güney Amerika'nın güney ve batı kesimlerinde yaşayan vahşi bir türü olup lamalar ile akrabadır. Yetişkinlerdeki yerden baş yüksekliği 2 m, sırt yüksekliği 120 cm ve ağırlığı 100 kg'dir. Postu sık ve yünlüdür. Renk olarak üst kısmı açık kahverengi, alt kısmı beyazdır. Boynu deve tarzında uzun ve incedir. And Dağları'nda Peru, Ekvador, Bolivya, Şili ve Arjantin'de bulunurlar. Genelde açık otluk alanlarda yaşayıp sadece bazı sert kışlarda ormanlara giderler. 4000 m yükseklikte dahi guanakolarla karşılaşmak mümkündür. Yaklaşık 15 bireyli aile grupları oluştururlar. Bu aileler bir reis erkek, birkaç yetişkin dişi ve yavrulardan oluşur. On iki ile on beş aya ulaşmış genç erkekler, aile reisi erkek tarafından aileden kovulurlar. Bununla birlikte aileden kovulan genç erkekler, kendi aralarında bekar erkeklerden oluşan gruplar halinde yaşarlar. Bu grup içinde 3-4 yaşına kadar kalırlar. Bu erkek grubunda, daha sonra oluşacak hakiki aile liderliği için sık sık güç kavgaları meydana gelir. Grubu, yaşı gelip terk eden erkek guanako, ya etrafında genç dişileri toplayarak kendi ailesini oluşturur ya da ailesini yöneten başka bir erkek reis guanakoyu uzaklaştırır ve bu aileyi devralır. Başka bir guanako tarafından kovulmuş ve yönettiği aileyi kaybetmiş yaşlı erkek guanako, ölümüne kadar tek başına yaşar. Hamilelik 1 yıl sürer ve bir batında tek bir yavru doğururlar. Doğan yavru hemen yürümeyi becerir ve yaklaşık 10 hafta süt emer. Bir guanako 20-30 yaşına kadar yaşar, genelde pumalar tarafından avlanırlar. Yavru ve hasta guanakolar And Dağları'nda yaşayan kondorlar ve çakallar tarafından da öldürülebilirler.
[6] Ginepig: (Cavia porcellus), tıknaz, birçok renkte ve şekilde tüyleri olan evcil kemiricidir. Özellikle Amerika ve Avrupa’da oldukça popüler bir evcil hayvandır. Orta ve Güney Amerika, evcil kürklünün atası olan yabani kürklünün yurdudur. Yabani kürklüler ve diğer kobay türleri tüm Güney ve Orta Amerika’ya yayılmışlardır. Yabani kobay, mara (pampa tavşanı), kapibara (su domuzu) gibi türlerden oluşan kobaygiller, kemirgenler arasında en geniş aileyi oluştururlar. Yaklaşık on bin yıl öncesine tarihlenen ilk evcil kürklü kemikleri Peru’da bulunmuştur. Tıpkı bugün olduğu gibi o dönemde de Güney Amerika’da kobaylar etleri için besleniyordu. Kobayların yetiştirilmesinden kadınlar sorumluydu. Gerektiğinde kesip yemeğini pişiren gene kadınlardı. Özellikle İnka döneminde evcil kobayların yetiştirilmesi iyice yayıldı. İspanyolların Güney Amerika’yı keşfetmeleriyle beraber evcil kobaylar Avrupa’ya taşınmaya başlandı. Zamanla Avrupa’da ve tüm dünyada evlerde beslenen popüler bir hayvan haline geldi. Evcil Gine domuzu atası olan yabani Gine domuzu Güney Amerika’da özellikle And Dağları eteklerinde yaşamaktadır. Burada bir erkek, dişiler ve yavrulardan oluşan klanlar halinde yaşarlar. Yavru erkekler büyüdüklerinde klandan ayrılarak diğer klanlara katılır ve kendi haremlerini kurarlar. Kobaylar doğada bütün gün gizlenerek yiyecek ararlar. Otlar, tohumlar, kökler, çiçekler temel besin kaynaklarıdır. Tehlike anlarında hiçbir zaman çok uzaklaşmadıkları inlerine kaçarlar. Gine domuzu doğada bir erkek ve dişilerden oluşan geniş aileler halinde yaşarlar. Erkek yavrular ergen olunca ya klanın başında yer alan dominant erkekle kavga ederek klanda kalır ya da klandan ayrılarak kendi haremini oluştururlar. Aile fertleri arasında güçlü bağlar vardır. Hep beraber dolaşırlar, hep beraber yemek yerler. Birbirleriyle insanların da duyabileceği sesler çıkararak sürekli olarak iletişim halindedirler. Eğer aile fertlerinden biri diğer grup üyelerini göremez ya da kaybederse oldukça yüksek ses çıkararak yardım çağrısında bulunur. Özelikle yavrular annelerini kaybettiklerinde bu sesi çokça çıkarır. Kobaylar sosyal hayvandır. Bu sebeple hiçbir şekilde tek tutulması doğru değildir. Hatta bazı ülkelerde kobayları tek beslemek suç sayılır. En az iki kobayı birlikte beslemek ideal olanıdır. Evcil kobaylar tamamıyla vejetaryen olup, ot, tohum, meyve, sebze, kök ve dallarla beslenirler. Birçok evcil hayvan mağazasında satılan hazır kobay yemleri tohumlardan, preslenmiş ot ve baharatlardan oluşur. Ayrıca fıstık ya da çekirdek gibi kuruyemişler de bu yemler içinde yer alır. Kobaylar, tıpkı insanlar gibi C vitaminini kendi vücutlarında üretemezler. Bu sebeple kobaylara verilmesi gereken hazır yemlerde kesinlikle C vitamini takviyesi bulunması gerekir. Ayrıca zaman zaman domates ya da maydanoz gibi C vitamini açısından zengin meyve ve sebzelerle beslenmeleri gerekir. Kobaylar günlük lif ihtiyaçlarını otlardan karşılarlar. Bu sebeple evde beslenen kobaylara her gün ot ve saman vermek gerekir. Ayrıca kafeslerinde her zaman temiz, taze su bulundurmak gerekir. Kobaylar geniş alanlara ihtiyaç duyar. Bu sebeple kafeslerinin mümkün olduğunca büyük olması gerekir. Mağazalarda satılan çoğu kafes, yeterli büyüklükte değildir. Ayrıca son dönemlerde, özellikle Almanya’da kobayların bahçelerde geniş ve korunaklı alanlarda beslenmeleri gittikçe popülerleşmektedir. Kışın ve soğuk havalarda dışarıda tutulmaları sakıncalıdır çünkü çok çabuk üşütüp ölebilirler. Yazın, fazla güneşte bırakılmamalıdır. Kobay kafeslerinin zeminleri, evcil hayvan mağazalarında satılan küçük evcil hayvanlar (tavşan, kemirgen ve sürüngenler) için üretilen talaşla doldurulur. Gazete kâğıdı çok çabuk ıslanıp, geç kuruduğu için hijyenik değildir; bakteri üremesine sebep olur. Bu sebeple hiçbir şekilde kullanılmaması gerekir. Ayrıca kafeste, kobayların diledikleri zaman içlerine girip uyuyabilecekleri ya da saklanabilecekleri ağaç kavukları ve yuvalar olması gerekir. Kemirgenler için özel üretilen suluklarda her daim temiz su bulunması gerekir. Ayrıca kafeste her zaman ot, saman ve hazır yem bulundurulmalıdır. Kobaylar her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır. Serbest bırakıldıkları odalarda kablolara ve zehirli çiçeklere dikkat etmek gerekir.
[7] Sacsayhuamán, Saqsaywaman veya Xacxaguaman olarak yazılır .Cusco şehrinin kuzey eteklerinde yaklaşık 3 km dışında bir kaledir. 3.701 m. yüksekliktedir. Kompleks, 15. yüzyılda İnkalar tarafından, özellikle İmparator Pachacuti ve halefleri tarafından inşa edilmiştir. Sahada devasa taşlardan taş duvarlar inşa edildi ve işçiler kayaları harç kullanmadan sıkıca birbirine oturtmak için dikkatlice kestiler. Bu tesisle ilgili en ünlü teori, kalenin şehre en tehlikeli girişi korumasıdır. Gerçekten de, İspanyolların istilasında yüzlerce savaşçı kendisini bu duvarlarda tahkim etmiştir. İspanyolların bu istilası boyunca ve depremlerle, kale kısmen tahrip olmuş ve böylelikle bugüne üçte biri kalmıştır. Sacsayhuamán, düşmana karşı sadece kuvvetli bir savunma göstermemiş, aynı zamanda İnkaların güç ve enerjilerini de kanıtlamıştır. Çok sayıda, özel düzenlenmiş kutsal olan yerlerin varlığı, savunma amacına karşı kanıt olarak durur. Bunlar örnek olarak, yapının ana çizgileri, çapı yaklaşık 100 metre olan daire şeklinde arenalar, tek başına duran kaya bloklardan oluşan geniş merdivenlerdir. Perulular yıllık İnka kış gündönümü ve yeni yıl festivali olan Inti Raymi'yi 24 Haziran'da burada kutlamaya devam etmektedir. Bir diğer önemli festival de her yıl Eylül ayının üçüncü Pazar günü düzenlenen Warachikuy'dur.
[8] San Cristóbal Kilisesi, Sacsayhuamán tepesindeki Colcampata meydanının batı ucunda yer alan Katolik kilisesidir. Konumu itibariyle şehrin en yüksek rakımlı kilisesidir. Kilise tek nefli Latin haç planlıdır. Ana portal doğuya, Colcampata meydanına doğru yanal olarak yönlendirilmiştir. Güney ucunda, tepelerle çevrili bir kubbede sona eren sekiz pencereli çan kulesi duruyor. Kilisenin içi çift ve boğum tekniğiyle beşik çatılı, nefin eteğinde korosu ve iki bölümlü, farklı düzlemlerde sütunları ve güzel süslemeleri olan bir ana mihrap vardır. İkinci gövdede çeşitli resimler ve orta nişte yer alan Meryem tasviri göze çarpmaktadır. Mihrabın üst kısmında İsa kabartması, yan duvarlarda Başmelek Aziz Mikail'i , Aziz Petrus'un şehitliğini , Salome'yi temsil eden resimler bulunmaktadır. Tabii ki Corpus Christi şenliklerine katılan kilisenin ana heykeli olan San Cristóbal'ın görüntüsü öne çıkıyor.























































































































Yorumlar