top of page

GÜRCİSTAN - BATUM 7.Gün

  • Yazarın fotoğrafı: ÖMER SUHA TOPALAK
    ÖMER SUHA TOPALAK
  • 22 Haz
  • 7 dakikada okunur

Seyahatin 7. Günü 13.04.2024  Cumartesi  GÜRCİSTAN –  BATUM



Otelde kahvaltımızı aldıktan sonra yine otobüs ile gündüz Batum’u gezmeye başladık. Yine eski ve yeni binaların bir arada olduğu Batum sokaklarında dolaşmaya başladık. Yine yolun sağında otobüsten Batum Devlet Denizcilik Akademisi, Nuri Gölü, Dolphinarium, Devlet Tiyatrosu görüldü. Otobüsten inince önce liman, korsan gemisi şeklindeki gezi tekneleri, Ali ve Nino Heykeli, Dönme Dolap, Batum Deniz Feneri, sonra Alfabe Kulesi, Sen-ben ve Batum heykeli, korsan kalyonu şeklindeki New Ship isimli restoran, yeşil renkte büyük bir kış bahçesini andıran Restaurant Ambassadori gezildi.

Böylece Bulvar Parkına ulaştık burada Kadın Kelebek ya da Dans Eden Peri heykeli, Sütunlu park, Ukraynalı hümanist şair ve ressam Taras Shevchenko Büstü, Ukraynalı yazar, şair, çevirmen, halkbilimci Lesya Ukrainka Büstü, Bulvarı Çeşmeleri, Bambu Korusu, Batum Yaz Tiyatrosu, parkın her köşesinde direkler üzerinde duran 12 müzisyenin heykelleri, şekli hem deniz kabuğunu hem de yunusu andıran Düğün Salonu anlatıldı.

Yürüyerek yolun karşısına geçip Türk Konsolosluğu, mühendis ve kamu memuru Dmitry Dmitrievievich Svishevsky’nin evi, heykelini gördüğümüz Lesya Ukrainka'nın evi, Devlet Tiyatrosu önündeki İtalya’nın Bologna kentindeki Piazza del Nettuno’daki Neptün Çeşmesi’nin bir kopyası olan ve 2011 yılında heykel ve hanedan arması kalkanları altınla kaplanmış Neptün çeşmesi ve heykeli yakından görüldü.

Sonra Avrupa meydanında geldik. Burada ortada uzun bir sütun üzerinde elinde altın bir koyun postu tutan bir kadın heykeli yani Medea Heykeli duruyor. Sütunun yanlarında ayrıca Argonotların gemisi ve kutsal meşe ağacını saran hiç uyumayan dev yılan/ejderha Serpenten tarafından korunan altın post kabartma olarak gösterilmiş. Gürcü mimar ve heykeltıraş Davit Khmaladze tarafından tasarlanan heykel, antik Kolhis prensesi Medea'yı Altın Post'u tutarken tasvir etmekte ve Gürcistan'ın klasik mitoloji ve Argonotlar efsanesiyle olan bağının sembolü imiş. Altın Post efsanesini notlardan okuyabilirsiniz. [1] Çevrede yenilenmiş ve çok güzel renkli mozaik panolarla ve pencere vitrayları ile süslenmiş binalar var. Parkın bir köşesinde durduğu caddeye de adını vermiş olan Acara'da ki Gürcü yanlısı yönetimin önemli bir savunucu, bölgenin Gürcistan içindeki özerkliğinin mimarlarından ve Joseph Stalin'in Büyük Tasfiyesinin kurbanı olan Gürcü siyasetçi, yazar Memed Abashidze Heykeli ve açıklama tabelası bulunuyor:

Memed Abashidze (1873 - 1937)

Memed Abashidze, Gürcü bir siyasetçi, yazar ve hayırseverdi. Çarlık, Osmanlı ve İngiliz yönetimi sırasında Memed Abashidze, Acara'nın Gürcistan'a geri dönmesi için mücadele etti. 1937'de tutuklandı ve idam edildi. M. Abashidze'nin ünlü sözlerinden biri şudur: "Acarlı kardeşlerim ve ben, anavatanım Gürcistan'ı seven herkesin yanında olacağız."

 

Sonra eski Prag belediye binasındaki saate benzer Astronomik Saatin olduğu köşeye gidildi. Bu saat bize sadece zamanı değil, aynı zamanda güneşin, ayın, zodyak takımyıldızlarının ve gezegenlerin konumu gibi astronomik bilgileri ayrıca güneşin hareketine göre meridyeni, ufku, güneşin doğuşunu ve batışını, ayın yaşını ve ayın dünya etrafındaki gerçek hareketini de gösteriyormuş. Saatin önünde, astronomik saatin amacını ve kullanım kurallarını açıklayan özel bir bilgilendirme tabelası bulunmakta.

Yürümeye devam ettik ve Kurtarıcı Mesih Ermeni Apostolik Kilisesi’ne geldik. Kapıda şöyle bir tabela var:

Ermeni Apostolik Kilisesi

Başlangıçta, Aziz Kurtarıcı İsa Kilisesi'nin ahşap binası 1874 yılında inşa edilmiştir. Kısa süre sonra bina yıkılmıştır. 1887-1898 yılları arasında yeni bir taş yapı olarak yeniden inşa edilmiştir. İnşaat için gerekli fonlar şehrin Ermeni topluluğu tarafından toplanmış ve tanınmış petrol üreticisi ve hayırsever Alexander Mantashev'in mali yatırımlarıyla desteklenmiştir. Mimari proje Avusturyalı Robert Marfeld tarafından geliştirilmiştir. Sovyet döneminde kilise kapatılmış ve planetaryum olarak kullanılmıştır. 1992 yılında Ermeni topluluğuna iade edilmiş ve 1995 yılında tekrar faaliyete geçmiştir.


 Gürcü yazar Konstantine Gamsahurdia’dan adını alan caddede devam edip bu sefer kapısındaki tabela da “Gürcistan Patrikhanesi, Batumi Ve Lazeti Piskoposluğu, Acaralı Aziz Theodore Kilisesi” yazan kilisenin içini gördük.

Buradan Kral Vahtang Gorgasali caddesine dönüp Batum Piazza Meydanına ulaştık. Burası eski gibi görünen ancak yeni yapılmış İtalyan tarzı açık bir kamusal alan. Meydanın etrafında açık hava kafeleri, oteller, alışveriş yerleri ve oldukça uzun bir saat kulesi de burada bulunuyor. 2010 yılında tamamlanan meydanın baş mimarı Vazha Orbeladze. Estonyalı sanatçı Dolores Hoffman, Batumi Meydanı'nın vitray pencerelerini tasarlamış ve yaratmış. Piazza meydanının özelliği, Avrupa'nın en büyük figüratif mermer mozaiği olarak kabul edilen 106 m2 merkezi bir mozaik. Bu mozaiğin yaratıcısı Gürcü-İsviçreli tasarımcı Natalia Amirejibi de Pita imiş. Aziz Nikolas Kilisesi [2] meydana çok yakın olup şehrin en eski kiliselerinden biri imiş.

Meydanın dışına çıkınca buranın bir Türk mahallesi olduğunu anlıyorsun. Her yerde Türk restoranlar kafeler ve tabelalar var. Şehrin tek camisi de burada. Caminin dış cephesi beyaz boyalı, altın rengi kubbesi ve yüksek beyaz minaresi uzaktan bile dikkat çekmekte. Batum Camii veya Orta Camii 1886 yılında soylu bir Müslüman Gürcü ailesi Hamşioğlu (Khimshiashvili) ailesinden Aslan Bey tarafından inşa ettirilmiş. Caminin duvarları Laz ustalar tarafından boyanmış. Cami yaygın olarak ortadaki cami anlamında "Orta Cami" olarak bilinmesinin sebebi bu caminin günümüze ulaşmamış iki caminin (Aziziye ve Ahmediye camileri) arasında yer alıyor olması imiş. Batum Camii, diğer ibadet yerleri gibi Sovyet döneminde kapatılmış. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra yeniden ibadete açılmış. Kapısında başlayarak minber, mihrap, üst kadınlar kısmı, tavan çok güzel rengarenk kabartma çiçek motifleri ile süslenmiş.

Camiden sonra otobüse geri yürüdük. Batum Deniz İstasyonunu, Yunus Anıtı sonrada Batum Saat Kulesini gördük. Böylece bir tarihe tanıklık ettik. Biz gezerken duran İzmir Saat kulesinin kopyası olan Batum Saat kulesi biz geziden döndükten sonra yıkılmış. Bu nedenle son gören ve fotoğraflarını çeken biz olduk.

Sonra otobüs ile hareket edip Batum’dan 40 dak. sonra Sarp Sınır kapısına oradan da 1 saat 20 dak.’da Rize-Artvin Havalimanına ulaştık. Çaykur’un havalimanına kurmuş olduğu Çay tarlası, Çaydanlık benzeri stantlarda oturup çay içtim, Karadeniz simidi yedim. Mağazalarda “Sikinti Yok” yazan tişörtleri gördüm. Sonra da Çay bardağı şeklindeki havalimanı kulesini görüp saat 19:20 uçağı ile İstanbul’a döndüm.

 

 

NOTLAR:

[1] Medea ve Altın Post: Medea ve Altın Post, Yunan ve Kolhis mitolojisinde birbirine geçmiş iki olay. Yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolize eden postun adıdır. Kral Athamas, karısı Nephele öldükten sonra Ino ile evlenir. Kralın çocukları Phrixus ve Helle Boeotia, üvey anneleri tarafından istenmez. Bir tuzak kurarak krallığın sınırları içinde bulunan tüm tarlalara zararlı maddeler dökerek tüm ürünlerin zarar görmesini sağlar. Kral bu illetten nasıl kurtulacağını öğrenmek için danışmanlarını Delphi’de yaşayan rahiplere gönderir. Daha önce kraliçeden rüşvet alan danışmanlar döndüklerinde krala çocuklarını kurban ederse her şeyin düzeleceğini anlatırlar. Kral, çocuklarını kurban etmek için yakınlardaki bir dağa götürür. Olup biteni cennetten izleyen anneleri Nephele, tanrılardan çocuklarına yardım etmesini diler. Birden ortaya çıkan altın postlu koç çocukları sırtına alarak Anadolu’ya doğru uçmaya başlar. Çanakkale boğazı üzerinden geçerken Helle, aşağı düşer. Bu yüzden Çanakkale’ye Hellespont denir. Yoluna devam eden Phrixus’u koç, kafkas dağlarının eteklerindeki krallığa yani Kolhis’e bırakır. Phrixus koçu Zeus’a kurban ederek postunu yüzüp kutsal meşe ağacına asar. Post, ağacı saran ve hiç uyumayan dev yılan/ejderha Serpenten tarafından korunur. Başka bir rivayete göre post, Phriuxus tarafından Kolhis kralı Aietes’e verilir. Helenli Iason ve Argonotların, Altın Post’u ele geçirmek için yaptıkları yolculuk ile efsane devam eder. Korinthos’lu olan Iason, amcasının babasından zorla aldığı tahtı geri almak ister. Kurnaz amcası ise Altın Post’u getirirse Iason’a geri vereceğini söyler. Athena, Argos adlı ustaya gemiyi kutsal meşe ağacından yaptırır ve dümenine de büyülü bir güç verir. Usta Argos, gemiyi yaptığı adaya Argos, gemiye Argo (hızlı) ve gemicilere de Argonotlar adını verir. Lemnos, Çanakkale, Dardanel, Rumeli Feneri, Ereğli, Sinop, Yason Burnu, Trabzon’dan geçerler ve nihayet Kolhis’e (şimdiki Gürcistan) varırlar. Iason, Medea’nın babası Aites’ten Altın Post’un kendilerine verilmesini ister. Kral, Iason’un ağızlarından ateş çıkan öküzlerle bir tarlayı kazarsa, köylünün başına bela olan ejderhayı öldürüp dişlerini tarlaya gömerse ve dişlerden çıkan askerleri yenerse vereceğini söyler. İşte o an olan olur ve Eros’un oku Medea’yı kalbinden vurur, Iason’a aşık olur. Tek başına bu görevin üstesinden gelemeyen Iason, Medea’ya Altın Postu almasına yardım ederse evlenme sözü verir. Iason, Medea’nın verdiği merhem ile Hephaistos boğalarının yakıcı nefesinden korunur. Ejderhayı uyutan Medea’nın yardımıyla Iason, postu alır. Argonotlar Altın Post’la beraber, Medea ve kardeşini alarak Kolhis’ten kaçarlar. Aşkı için babasına ihanet eden Medea, kaçarken yanına kardeşini alır. Babasının peşlerine taktığı gemileri yavaşlatmak için kardeşini lime lime doğrayarak denize atar. Geri döndüklerinde Iason, altın postu getirmesine rağmen tahta geçemez. Çünkü ailesi ölmüş ve tahta başka bir aile geçmiştir. Medea, ise büyüleriyle Iason’a yardım etmeye devam eder. Medea ile Iason evlendikten yıllar sonra Corinthus kralı kızını, Iason ile evlendirmek ister. Iason, yolun sonunun tahta çıktığını görünce Medea’yı terk eder. Artık sevdiği kadar sevilmeyen Medea, Iason’a nefret kusmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi kral, Medea’nın yapabileceği büyülerden korktuğu için onu, ülkeden sürmek ister. Medea Kreon’dan (kraldan) gitmek için bir gün ister. İşte o bir gün herkesin felaketi olur. Medea, Iason’un evleneceği prensese düğün hediyesi olarak hazırladığı büyülü duvağı çocuklarıyla gönderir. Prenses çok beğendiği duvağı başına takmasıyla birlikte alev alır. Kızını kurtarmaya çalışan kral da alevden nasibini alır. Bu Medea’nın trajik hatası, hamartia’dır. (Hamartia: Tanrı buyruğunun dışında felakete yol açan insanca gaflet, küstahlık, zaaf, …vb) Daha sonra Medea, Aegeus ile karşılaşır ve bu konuşmada Aegeus çocuğu olmadığı için üzüntüsünden bahseder. Medea erkeklerin çocuklarına çok değer verdiğini anlar ve Iason’a acı çektirmek için iki çocuğunu da öldürür. Bu da büyük hatası, pathos’dur. (Pathos: Ödül çekiciliği, korku çekiciliği, aşk çekiciliği gibi temel duygular üzerinden insanların işlediği suç) Bu acı olaydan sonra Medea kaçmak için uğraşır. Olayları öğrenen, büyük bir üzüntü ve nefret içinde olan Iason, son kez Medea ile konuşur. Medea, Güneş tanrısının hediye ettiği arabayla bir daha dönmemek üzere ayrılır… Aşkı için her şeyi yapan Medea, Iason tarafından seviliyor mudur? Maalesef ki hayır. Iason’un gözü sadece tahta giden altın varaklı yolları görmektedir. Onun bu yolda başarılı kılacak herkes ise birer araçtır.

 

[2] Aziz Nikolas Kilisesi, Batumi'nin tam merkezinde yer almaktadır. Bu kilise 150 yıldan daha eski olup şehrin en eski kiliselerinden biridir. Kilisenin inşasının başlatıcılarından biri, şehrin belediye başkanı ve Yunan asıllı İlya Efremidi önderliğindeki Batumi Yunan topluluğuydu. 1854'te Efremidi şehrin yeni belediye başkanı olduğunda büyük ölçekli inşaat işlerine girişti. Bu faaliyeti Türk yetkililerinin hoşuna gitti ve ona tapınak inşa etme izni verdiler, ancak çanlar olmadan. 1865 yılında Yunanlılar, İlya Efremidi'nin tapınak için bağışladığı arazi üzerine tapınağı inşa etmeye başladılar. Tapınağın inşası için gerekli para cemaat üyeleri tarafından toplandı. Tapınak sadece bir ibadethane olmaktan çıkıp, Batum'daki Yunan topluluğunun yaşamının yoğunlaştığı yer haline geldi. 1894'ten 1898'e kadar burada erkek ve kız okulları ile Batum'un en iyi korolarından biri olarak kabul edilen bir koro faaliyet gösterdi. 1878'de Rus askeri birlikleri, günümüze kadar tapınağı süsleyen bir çan getirdi. Kutsal Bakire Meryem Kilisesi'nin inşasından önce Aziz Nikolas Kilisesi bir katedral kilisesiydi. İlk ayin 1871 yılında burada yapıldı. XX. yüzyılın başlarında, Kiros Adası'ndan gelen Yunanlılar kiliseye Aziz Nikolas, Kutsal Bakire Meryem ve Aziz Georgios ikonaları hediye ettiler. Kilisenin batı duvarında Yunanca "Aziz Nikolas Yunan Kilisesi. İnşa dönemi 1865-1871" yazılı bir anıt taşı bulunmaktadır. 1930'larda Aziz Nikolas Kilisesi, Sovyetler Birliği topraklarındaki birçok dini yapının kaderini paylaştı. Kapatıldı ve hükümetin mülkiyetine geçti. Kilise neredeyse 20 yıl boyunca faaliyet göstermedi ve ancak Gürcü aydınlarının çabaları sayesinde 1946'da yeniden açıldı. Aynı yıl, Batum Ortodoks cemaatinin bağışlarıyla ilk restorasyon çalışmaları başlatıldı. Restorasyon çalışmalarının ikinci aşaması 1998-99 yıllarında gerçekleştirildi. Bu sefer sadece binanın dış mimarisi değil, iç mekanı da yenilendi. Günümüzde Aziz Nikolas Kilisesi sadece bir dini anıt değil, aynı zamanda şehrin en güzel mimari ve tarihi yapılarından biridir.

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page